Demirci Mehmet ile sohbet – 1

Dün akşam saatleriydi hafif çiseleyen yağmurdan ıslanmış beyaz saçlarıyla gülümserken gökyüzüne onu buldum.

Boş ve anlamsız gözlerle süslüyordu gökten düşen yağmur tanelerini, bir ara sağ elini uzattı, yere düşmeye çalışan yağmur tanelerini avuçlamak isterken, özlediği yaşamın avuçlarından kaydığı gibi yağmur damlası da avuçlarından süzüldü yere…

Kaç zaman sonra göz göze geldik, yılların tüm yorgunluğu gözlerinin altında bir halka şeklini almıştı, çökmüştü dik omuzları, her halinden küskünlüğü belliydi.

Uzun bir aradan sonra çocukluk arkadaşım ve aynı zamanda öteki ben olan demirci Mehmet ile karşılaşıyorduk.

Aynı mahallenin çocuklarıydık, annelerimiz bile bizi kardeş kabullenmişti, yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi.

İşe Demirciler çarşısında başladık. Benim çıraklık yaptığım iki dükkân aşağıda çıraktı. Pazar günleri ise yoksulların manavı olan o dönemde her Siverekli yoksulun ismen tanıdığı Adanalı Hüseyin’in yanında hamallık yapardık. Karpuz ve diğer sebze kamyonlarını boşaltır hacıhıdır deresinden gelen soğanları temizler yıkardık. İşe karşılık ya 500 kuruş alırdık ya da kardeşlerimiz için yoksul vatandaşın bile almadığı ezik elma ve portakalları kardeşlerimize götürürdük alın terimizin karşılığı bazen de içi geçmiş iki kocaman karpuz olurdu.

İkimizde yoksulluktan okuyamadık. On altısına vardığımızda iki kere ikinin bazen dört etmediğini öğrendik. S harfinden Devrimci manalar çıkaran ağabeylerimizden öğrendik emek ve sermaye çelişkisini, bir avuç azınlığın yeryüzünde cenneti, büyük çoğunluğunun ise cehennemi yaşadığını bizde büyüklerden öğrendik.

İkimizde bu düzeni değiştireceğimize inanıyor. İkimizde Sivereklilerin  “deyimiyle benim ki benim ha…” diyorduk. Çekicin sadece demir dövmediğini orağın ise sadece ekinleri biçmediğini ikisinin birden Ekim devrimini anlattığını öğrendiğimizde bazı gençlere inat Ali Ayşe’yi seviyor yazısı yerine duvarlara kahrolsun… Yazıları yazmaya başladığımızda ailelerimizin deyimiyle yoldan çıkmıştık. Tarihin akışına bırakmıştık kendimizi, tarih elbet bizim doğru mu, yoksa eğrimi yolda olduğumuza karar verecekti.

Demirci Mehmet bana nazaran daha bir asi ruha sahipti. İsyancıydı asiydi. Dünyayı tek başına değiştireceğine inandığı için, önce kendisini değiştirmeye başladı. İnadına okuma yazmayı öğrendi. Demirci dükkânında çalıştığımız sırada boş zamanlarında “O bir militandır” kitabını okuyordu, en büyük arzusu ezilenlerin ezikliklerine son vermek için iyi bir militan olmaktı.

Demirci Mehmet On altısında olmuştu devrimci Mehmet. Bir sabah daha tank sesleri arasında uyandığında, yıllarca kitaplarda okuduğu, bazen de, acaba çok mu abartmışlar, dediği tüm işkence yöntemlerini hiç acımadan bedenine uygulamışlardı.

Arkadaşım dostum Demirci Mehmet adeta çökmüştü. Yaşından büyük gösteriyordu, birkaç yıl öncesinde gördüğümde böyle değildi. Yaşam sevinciyle tüm dostlarına iyiliği, güzelliği aşılardı. Dostlarının başarılı ve mutlu olması için, ekmeğini, emeğini bölüşürdü. Af ediciydi, insanlar dünyanın zevkleri için onu kandırdıklarında o hep içine atardı. Yüreğinden Mevlana sevgisini beyninde felsefesini eksik etmediği için kendisine kötülük yapanlara yaptığı tek şey yüreğindeki sevgiyi gülümseterek armağan ederdi.

Onun bu, hali içimi yakmıştı. O yiğit ve sevecen dostu o halde görmek ağırıma gitmişti.

Kendisini bir çay içmek için zor ikna ettim. Neden sorusunu sormadan bulutlanmış gözlerini bana dikerek şöyle dedi” yaşamda en zor şey uğruna mücadele ettiğin, canını yaşamını feda ettiğin insanların seni anlamamaları ve en kötüsü, dostum dostluğunu sevgini eskimiş bir eşya gibi başkalarına satmaları ağrıma gidiyor. Birde Sivereklilerin güzel bir sözü var  “Yılandan korktuğum kadar yalandan korkmam”

Sustu derin bir iç çekti. Dokunsam bir çocuğun hassasiyetiyle ağlayacaktı. Dokunmadım…

Nasıl dokunurum ki ağlayacağını bile bile… Başka bir gün sohbet etmek için kendisinden söz alıp acılarıyla baş başa bıraktım kadim dostumu.

sukru-dolas-demirci-mehmet-ile-sohbet-1


Next Post

Başkan Yılmaz birim amirleri ve personeli ile biraraya geldi

Siverek Belediye Başkanı avukat Resul Yılmaz belediye birim amirleri ve personelleri ile idari yürütüm, iş ve işlemlerin kurumsal anlamda yürütülmesi, sorun ve çözümleriyle ilgili toplantıda bir araya geldi. İlçenin Rüştü Küçük Ömer Caddesi üzerinde bulunan Zabıta Müdürlüğü ile Kültür ve Sosyal İşleri Müdürlüğü amir ve personelleriyle toplantı yapan Yılmaz; birimlerde […]