Parayı seven kadın ile çaresiz kocanın hikâyesi

Sevgili Okurlar, Mezopotamya toprağında yaşayan halklar Dünyaya medeniyeti omuzlarında taşıyan halkla olarak bilinir.

İletişim araçlarının ve yazılı edebiyatın gelişmediği dönemlerde bu coğrafyada yaşayan halklar zekâsını kullanarak sözlü hikâyeler geliştirerek özellikle kış gecelerinde bir hayli uzun olan sözlü hikâyelere anlatarak uzun kış gecelerine sıcaklık sağlıyorlardı.

Mehmet Emin Çiçek Kardeşimiz  bu kez değerlediği halk hikayesinde  her dönemde olduğu gibi  günümüzde de  bazı kadınların” Ben  bilmem herif Madem evlendin,nerden getirirsen  getir”  felsefesini  maalesef günümüzde  bazı kadınlar  sürdürmeye  devam ediyor.Kadın Baskısı  ve kocanın zekasının  konu aldığı bu güzel halk hikayesinden  bana  göre çıkarılacak çok ders  var.Yaşamın kendisi bize her gün yeni şeyler öğreterek olgunlaşmamızı  sağlarken  yaşamın gerçeği  olan bu hikayeden de   ders çıkaracağımıza inanıyorum.

Saygılarımla Şükrü Dolaş…

 

Hikâyeyi aktaran Mehmet Emin Çiçek

 

Hanımından korkan adamın biri bir gün eve geldiğin de hanımı adama derki herif böyle olmaz para kazanman lazım adam hanım iş yok güç yok nerden para kazanım kadın vala ben anlamam para getir de nerden nasıl getirirsen getir adam çaresizce hanım ne yapabilirim der kadın vala herif bana para getir nerden nasıl yaparsan yap millet muska yapıyor sende muska yap der adam ben anlamam ki muskadan hoca mıyım? Der kadın yap illaki hocamı olacan eline al kâğıdı üçgen şekilde katla sanki içini mi okuyorlar adam çaresizce tamam hanım der muska yapmaya başlar derdi olan hasta olan kim geliyorsa şifa buluyor birden yayılmaya başlar iyi bir hoca var kim yanına giderse şifa buluyor.

Bir köyde ramazan da hoca olmadığı için illaki sen bize namaz kıldıracaksın der köylüler adama yahu… Ben ne anlarım hocalıktan sen hocasın yanına gelenler şifa buluyor adam çaresizce kabul etmek zorunda kalır eve gider hanımına hanım sen beni yaktın ben ne yapacam şimdi der kadın para getir de ne yaparsan yap der adam camiye gider ama namaz kılmayı bilmez cemaat arkasında adam etrafına bakar cami dolu sağdan soldan bakar ayakkabısının yerini görünce birden kaçar dışarı hoca çıkınca cemaat ta arkasından çıkar tam cemaat camiden çıkar çıkmaz cami birden yıkılır insanlar hemen bak adam ermiş caminin yıkılacağını anlayınca kaçtı bizim hayatımızı kurtardı adam evliya gibi olmaya başlar.

Bir padişahın kırk kilo altını çalınır padişah bu altınları kim bulur diye araştırma yapın der biri lafa atılır padişahım bir köyde biri var ermiş her şeyi bilir der padişahta hemen getirin der giderler adamı getirirler padişah adama benim altınlarım çalınmış kırk gün sana mühlet buldun duldun bulmadınsa kellen gider der adamın benzi solar ben nasıl bulacam der kara kara düşüne düşüne eve gider hanımına hanım sen beni yaktın muska tesadüftü camide nasıl oldu ben anlamadım padişahın altınlarını ben nerden bulacam şimdi kadın vala herif ben anlamam nasıl yaparsan yap adam nasıl olsa kırk gün ömrüm kalmış ben bu yaz sıcağın da kendime bol bol karpuz yiyim olan olmuş zaten der gider padişaha padişahım bana kırk tane karpuz getir padişah hemen emreder kırk karpuz gelir hırsızlar duymuş biri merak eder yav bu adam nasıl bulacak ben bir bakayım der gider adamın evinin üstünde bacadan dinler adam hanımına bir karpuz getir de yiyelim der hanımı getirir adam karpuzu keserken der hanım bu gün bir hırsız kendi kendine kalsın beni gördü bu der hemen koşar arkadaşlarına söyler ikinci gün bir arkadaşı daha gelir adam hanım bir karpuz getir keselim der kadın getirir karpuzu keserken adam derki hanım bu gün oldular iki adamlar paniklemeye başlarlar.

Diğer arkadaşlarına haber verirler üçüncü gün üç kişi gelirler adam gene karpuzu keserken hanım bugün oldular üç deyince hırsızlar hemen abi biz ettik sen etme biz altınları sana verecez ama padişaha adımızı deme adam da olur demem der hırsızlar getirir altınları teslim ederler adam kelleyi kurtarır tam kurtuldum derken savaş çıkar padişah hemen o ermişe haber yollayın gelsin der eskilerde komutanlar bir şeylerin sahibi olanlar olurdu ya buda ermiş tam komutanlığa yakışır padişaha gelen adam beni emretmişsiniz padişahım der padişahta savaş çıkmış seni komutan yaptım adam aman padişahım ben anlamam harpten savaştan padişah sen komutansın adam eve gider hanımına hanım ben ne yapacam beni yaktın sen savaştan gelmem çok zor kadın ben anlamam bul bi çaresini adam gider ki adama bir at hazırlamışlar şimşek hızıyla yarışan bir at eyvah der bu hep önde gidecek ilk ölen ben olacam der etrafına bakınır tarlada otlanan bir at var sırtında kargalar her tarafı yara bere içince içinden derki bu at yürümez.

Ancak geride kalmakla ben kurtulurum bana bu atı getirin der askerler olur sen komutansın sana o at yakışmaz adam ben komutan değil miyim? emr ediyorum onu getirin askerler hemen atı getirirler yola çıkarlar at yürüyemez ya komutan ne kadar yavaş gidiyorsa askerlerde komutanın önüne geçmemek için o kadar yavaş giderler derken tepenin üstüne gelirler adam birde bakar ki ovada düşman çadırları benlerce eğer bunlar birse onlar dört tür adam o korkuyla altına işer işerken atın sırtındaki yaralara girince at şimşek hızını alır düşmana doğru gidince adam haho… haho… İmdat der askerlerde komutan hücum diyor saldırın der düşmanlar bakarlar ki askerler korkusuzca geliyorlar kaçmaya başlarlar ormana saklanırlar adamda altına işediği anlaşılmasın diye ormanı yakalım der maksat kendini kurutmak için meğerki düşmanlar ormana gizlenmiş yakınca kimi kaçarken yakalarlar çıkamayanlarda orda ölürler ve böylece adam kurtulur.

Next Post

Öğretmenler arası halı saha turnuvası start aldı

Egitim Bir-Sen Siverek Temsilciliği tarafından geleneksel olarak yapılan öğretmenler arası halı saha futbol turnuvası,Soma faciası nedeniyle bir hafta gecikmeli olarak dün akşam oynanan dört maçla start aldı. Temsilcilik tarafından öğretmenler arası kaynaşmaya katkı da bulunmak ve öğretmenlerimizin senenin yorgunluğunu bir nebze olsun üzerlerinden atmaları için düzenlendiği ifade edilen turnuvada ilk gün, çekişmeli maçlara […]