Ağlama Mehmet Bırak İnsanlık Ağlasın !

Mehmet benden birkaç yaş büyük, çocukluk yıllarından beri benim gibi alın terini satarak, tırnaklarıyla yaşamın yakasına asılmış, bazen tırnakları yaşamın yakasından kopup kırılmış, her seferinde sabırla tırnaklarının uzamasını beklemiş. Düşe, kalka tekrar yakasını yapışmış hayatın.

22 yaşlarında bir yakınıyla evlenmiş, karısının rahatsızlığından dolayı çocukları olmamış, dert etmemiş çocuksuzluğu, bir çocuğun sevecenliğiyle sevmiş karısını ve yaşamı.

Hayata kalmak adına akla, hayal gelmeyecek zorlukları aşmış, kırılmış tüm kırgınlıklarına rağmen hiçbir canlıyı kırmamış…

Zaman, sinsi bir düşman misali gençliğini ve iş gücünü almış elinden.  Mehmet giderek her gün daha iyi anlamış zamanın ve zamane insanların acımasızlığını! Önce eşi bir gün bırakıp gitmiş kendisi. Yakınları defalarca” senin karından çocuk olmuyor bir kuma getir çocuğun olsun, yaşlılık ve yalnızlık var” Mehmet hiç aldırmamış söylenenlere;” benim sevecen ruhum hem eş, hem de çocuk olur eşime”

Mehmet  şimdi yalnız…Önce uğruna  toprağı  tırnaklarıyla kazıp  ekmeğe, yaşam dönüştürdüğü  eşi bırakmış onu yalnızlıklar  içinde..

Mehmet’i İHH’in Suriyeli yetimler için başlattığı maaş bağlama işlemleri için forum doldururken sokakta karşılaştım. Hal, hatır sorduktan sonra, elimde ki İHH forumlarına bakarak” ne yapıyorsun”  sorusu üzerine ona; İHH’ yi anlattım. İHH’in sadece Türkiye’de değil dünya çapında mazlum halklar ve yetim çocuklar için yaptığı çalışmaları anlatınca, feleğin ve en kötüsü sevdiklerinin sillesini yemiş bu mert yürekli insanın yüzünde bir şaşkınlık belirledi.

Elini çenesine koyarak, biraz düşünerek konuşmaya başladı;” ya gazeteci senin anlattıkların doğrumu, bu devirde paranın namus kadar değer kazandığı bu zamanda, çıkarsız insanlara, yardımcı  olup  insanlık  yapanlar var mı..? ” Var dedim, hem canıyla hem malıyla insanlığın ölmemesi, insanlık sözcüğünün tükenmemesi adına mücadele verenler var.

Yetim Suriyelilerin bilgilerini kayıt edene kadar Mehmet yanımda kaldı. Uzun süre yaptığım işi ve söylediklerimi kafasında yorumlamaya çalışıyordu. İHH’in ismi ve çalışmaları onu şaşkına çevirmişti. Bu konuda ki merakını gidermek için beni Mıço’nun kahvesi dediğimiz yere acı kahve ve çay içmeye davet etti.

Oturur oturmaz Mehmet içeceklerimizi ısmarladı. Acı kahvelerimizi yudumlarken, yaşadığı yalnızlıklar ve acıların onu kahvede ağlatacağı hiç akılıma gelmemişti. Gözleriyle İHH’in yetim forumlarını inceleyip bana dönerek şunları söyledi” Ya bunlar devletin bir kurumumu, siz bu çalışmaları yaparken maaş alıyormusunuz ?” Belikli halen kafasında kuşkular vardı.

Kendisine İHH’in bir devlet kuruluşu olmadığını, gönüllülerin bağışı ve çalışmalarıyla dünyanın dört bir yanında yetimlere ve mazlum halklara şefkat elini uzattığını, insanlığın aldığı yarayı sarıp insanlığın yeryüzünde ölmemesi için, sadece ALLAH rızası için çalıştığını uzun uzadıya anlatmaya çalıştım.

Bu sefer İHH’i anlamış olacak ki yüzünden ki acı çizgiler, mutlu bir çocuğun kocaman gülümsemelerine dönüştü.

Onlar bunu yaparken bak benimkiler bana ne yaptı diyerek söze başladı ; ” Gücüm kuvvetim ve param varken, evim şendi. Önce birinci derece yakınlarım beni bir bir bırakıp gittiler, ne bayramda ne seyranda kapımı çalan olmadı. Yaşım ilerliyordu çalışma gücüm düşüyordu, tükeniyordum bir sabah eşim kapıyı çarpıp gitti, gelir diye bekledim, yıllardır yok. Ne gelen var ne giden hayat kalmak adına, kimseye avuç açmamak adına ne iş bulursam yapmaya çalışıyorum ancak inşaat bekçiliğinden başka elimden bir iş gelmiyor. Geceleri sabaha kadar uyuyamıyorum kafamda hep çelişkiler var, insanını insana yapmayacağı kötülükler neden bana yapılıyor? Yapılanlara bir anlam veremiyorum. Uyuyamadığım için bazı geceler hap alıyorum. Her gün birazda ha tükendiğim için beynimde intihar fikirleri yoğunlaşıyor bazen diyorum evi ateşe ver, sende yan kurtul, anlayacağın insanlık ölmüş, bende bu ölen insanlığı cezalandırmak amacıyla kendimi yakmak istiyorum, Allahtan korktuğum için bunları yapmıyorum fakat şuna inan; Eğer bir gün evde ölürsem ancak on gün sonra öldüğümün farkına varırlar, koku düşer bedenime komşular ondan anlar, öldüğümü.”

Son cümlelerle birlikte bir çocuk gibi ağlamaya başladı. Evet bir çocuğun elinden en sevdiğin oyuncağı aldığında  ağlar ya.. Oysa Mehmet’in elinden yaşamı alınmış yalnızlığa itilmişti, o ağlamasın kimler ağlasın.

Adet yerini bulsun diye ağlama Mehmet,  Bırak insanlık  ağlasın!…

aglama-mehmet-birak-insanlik-aglasin

Next Post

Jandarmayı fark ettiler, aracı ateşe vererek kaçtılar!

Siverek ilçesi Kerkük-Yumurtalık Petrol Boru Hattı yolunun 15. kilometresinde Jandarma ekiplerini gören ham petrol hırsızlarının aracı ateşe vererek kaçtıkları iddia edildi. Olay, gece saatlerinde Siverek Karakeçi köyü yakınlarından geçen Kerkük-Yumurtalık petrol boru hattına giden yolun 15. kilometresinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre boru hattından ham petrol hırsızlığı için minibüs ile […]