Siverek SonHaber - Siverekin Güncel Haber Sitesi
 » 
Babamı Daha İyi Anlıyorum
a aa
20 Mayıs 2015 17:02
Mevlüt Bayraktar - Sivri Kalem
Mevlüt Bayraktar - Sivri Kalem Babamı Daha İyi Anlıyorum

Şimdi daha iyi anlıyorum babamı, hem de çok iyi anlıyorum. Saygınlığın, değerinin, toplumda var olabilmenin tek yolunun gerektiği yerde ve gerektiği zamanda bazı yerlere bir şeyler vermesi gerektiğini söylediğinde anlamıyordum, ama şimdi çok daha iyi anlıyorum.

Babam 2-3 haftada bir tertemiz bir kovaya anneme mayalattığı yoğurdu üzene bezene koluna takıp şehre götürmesinin sebebini çözdüm.

At arabasına binerken ve yan tarafına o kaymaklı yoğurt dolu kovayı koyarken, adeta bir başka Âleme yolculuk yapacak gibiydi, çünkü o yoğurt arzuhalinin dilekçesiydi, yoluydu ve yaşanmış hayatların tam gerçeğiydi.

Ben kanuna Mast hikâyesini bir arkadaşımdan öğrendiğimde babamın o hayal dünyasını artık çok rahat bir şekilde çözdüm ve iyi anladım.

Kanuna Mast hikâyesini beklide birçok kişimiz biliyoruzdur ama ben yeni öğrendim, eminim ki bu hikâyenin kendimiz açısından bir bağlantı kurduğumuzda hepimiz bir kenarından geçmişizdir, bundan dolayı bu hikâyede birçok kişide kendisini bulabilecek.

Kanuna Mast hikâyesi Osmanlı döneminde Siverek’te geçtiği söylenen bir olayı anlatır. Kahramanları dünyada varlığı yokluğu bir inek olan gariban ile kadıdır.

Gariban kişinin dünyada varlığı yokluğu bir inekmiş, bu inekten elde ettiği sütü kâh yoğurt yapar, kâh ta sütünü kendisi çarşılarda dolaşarak satıp geçimini sağlarmış.

Günlerden bir gün şehre kadı olarak atanan aile bu garibanın komşusu olmuş.  Bu gariban adam yeni gelen komşusunun kadı olduğunu bilmiyormuş, günlerden bir gün adam hanımına “ ya hanım bizim bu komşuya ara sıra bir iki tabak yoğurt götür, adamın ne İneği var ne bir şeyi, hiç olmazsa ara sıra taze yoğurt yerler” demiş

Hanım’da hemen o ertesi gün öğleye doğru elinde bir tabak yoğurt ile komşusunun kapısını çalar. Kadı’nın hanımı elinde bir tabak yoğurt ile komşusunu kapının önünde gördüğünde içeriye buyur eder, kadı hanımına ‘kesinlikle hiçbir şekilde insanlardan herhangi bir eşya kabul etmemesi’ hakkında uyarmasına rağmen, elinde bir tabak yoğurt ile kendilerini ziyaret eden komşusunu kıramayıp yoğurdu alır.

Kadı akşam eve gelip, hanımı kocasının önüne yoğurdu koyduğunda ‘yoğurdun nerden geldiğini’ söyler, hanımda ‘komşunun getirdiğini’ söylediğinde kadı küplere biner “ be hanım ben sana yüz defa kimseden hiçbir şey almayacaksın demedim mi?” der

Hanımı ‘komşuyu kıramadığını’ söyler ve kocasını sakinleştirir.

Günlerden bir gün gariban adam çarşıda sağdığı sütü satarken bir Ecnebi ile bir Müslüman’ın kavga ettiklerini görür. Araya girer gariban adam “ yapmayın etmeyin” derken ecnebiyi kavgadan uzaklaştırmak için kıskıvrak yakalar, ecnebinin yakalandığını gören Müslüman kavga ettiği ecnebinin gözüne bir yumruk vurur ve oracıkta ecnebinin gözünü çıkarır. Ecnebinin dostları arkadaşlarının gözünün çıktığını gördüklerinde “ o yakaladığı için gözü çıktı” deyip gariban adamı dövmek için kovalamaya başlarlar. Gariban adam kaçar, can havli ile bir camiye oradan da cami minaresine çıkar, adamlarda onun peşinde.

Çarşı ahalisi birinin minareye çıktığını gördüklerinde intihar edecek sanırlar ve minare altına doluşurlar, ecnebinin dostları ellerinde sopa ve bıçakla minareye çıktığını gören gariban bunun üzerine son bir umutla minareden atlar ve kader bu ya birinin üzerine düşer ve orada düştüğü adam can verir ama kendisine bir şey olmaz, bunun üzerine ölen adamın akrabaları gariban adamın peşine düşerler.

Gariban koşar, kalabalık peşine takılır, tam yakalanacağı sırada can havliyle bir evin kapısına dayanır ve içeri girmek için kapıyı zorlar, kapıyı açmak için hamile bir bayan kapı önüne geldiğinde zorlanan kapı birden açılır ve sert bir şekilde bayana çarpar ve bayan orada yaralanır ve düşük yapar.

Kızgın kalabalık gariban adamı orada yakalayıp bir güzel dövdükten sonra, kolluk kuvvetlerine teslim ederler.

Birkaç gün sonra mahkeme kurulur ve gariban adamı kadının önüne çıkartırlar, davacılar orada hazır bulunur ve herkes gariban adamdan davacı olur.

Kadı davacının komşusu olduğunu görür ve kendisine getirilen yoğurdu hatırlar, sonra bir süre dosyayı inceledikten sonra “davalının dosyasını inceledim ve karara vardım” der, herkes gariban adamın idamını beklerken Kadı’nın verdiği kararlarla şaşkına dönerler.

“Birincisi davalının bir ecnebi vatandaşımızın gözünün çıkarılmasına sebebiyet verildiği iddiasıdır, bu konuda kanuna Mast diyor ki eğer bir ecnebinin gözü çıkmışsa diğer gözünü de çıkarınki, davalı kişinin bir gözü çıkarılsın, kanuna masta göre senin diğer gözünü de çıkaracağız ki, bu adamın bir gözünü çıkaralım”

Bu hükmü duyan gözü çıkmış adam hemen davasından vaz geçer,

Bunun üzerine kadı devam eder “ kanuna masta göre biri minareden atlayıp, birinin ölümüne sebebiyet verirse, aynı şekilde sanık minarenin altında duracak ve ölen kişinin bir akrabası da minareye çıkıp sanığın üzerine atlayacak”

Bu hükmü duyan davacılar, birbirlerine bakar ama kimse cesaret edemez ve ölen adamın akrabaları da davalarından vaz geçerler.

Kadı devam eder “ sanık bir hamile kadının düşük yapmasına sebep olmuştur, kanuna mast’ın bu konudaki hükmü o bayanın sanığa teslim edilmesi ve sanığında o bayanı eski haline döndürmesidir”

Bayanın akrabaları bu hükmü duyduklarında, ‘biz nasıl bayanı ona teslim ederiz? Derler ve onlarda davalarından vaz geçerler ve gariban adamdan kimse davalı olmadığı için beraat eder.

Kadı adamı yanına çağırır ve derki “gördün mü bir tabak yoğurt neler yaptı? Bir daha bana bir tabak yoğurt değil, bir kaşık süt getirsen seni kendi ellerimle boğarım, şimdi git ne ben seni gördüm, nede sen beni gördün” der

Bizim insanlarımız kanuna mastı en iyi şekilde çözmüşlerdi, aslında insanlarımız kanuna masta zorlanıyorlardı. Çünkü resmi dairelere işi düştüğünde eli boş gidilemezdi, tıpkı babamın özene bezene hazırlattığı yoğurttan tutunda, taze köy yumurtalarına kadar birçok şeyle memurların kapısını çalarlardı ve hikâyede olduğu gibi birçok iş kanuna mastlarla yürürdü.

Bu hikâyeyi bir arkadaşımdan duyduğumda kafamın bir köşesinde tozlanmış birçok gerçek canlandı.

Bu konuda yazılacak çok şey var değerli okuyucularım ne anlaması gerektiğini kavramışlardır sanıyorum

Kanuna mastı bir kerede olsa bana göre herkes hayatında yaşamıştır, değimli?

Yaşamayan var mı?

(‘Mast’ Zazaca bir kelime olup ‘Yoğurt’ anlamındadır)

babami-daha-iyi-anliyorum

Bu habere hiç yorum yapılmamış.

GÜNÜN HABERLERİ

KÖŞE YAZARLARI

baslik

EN ÇOK OKUNANLAR

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.