Siverek SonHaber - Siverekin Güncel Haber Sitesi
 » 
Bir Yazara İlişkin İzlenimlerim
a aa
28 Şubat 2015 14:43
Halil Kurucu
Halil Kurucu Bir Yazara İlişkin İzlenimlerim

Tanışmam da çok eskiye dayanmıyor, yazar Mustafa Sancar ile… Yakın zamanda tanıştım. Tanışmam da iyi oldu. Tanışmamda, çok değer verdiğim, entelektüel, aydın ve aynı zamanda akademiysen-Sosyolog Bekir Balkız arkadaşımın büyük bir katkısı oldu. Bir entelektüel-Yazarla tanışmış olmam da düşünsel-teorik anlamda elbette ki yararlı olmuştur.

Dolayısıyla Mustafa Sancar’ı daha önce tanımadığım gibi, kişiliği ile eserleri hakkında da bilgi sahibi değildim. Tanışmamla birlikte, sohbet etme ve kitaplarını okuma fırsatını buldum. Genel anlamda edebiyat ve değişik konularla ilgili görüşlerini bilme ve anlama olanağına da sahip olmam, doğal olarak Mustafa Sancar’ı yakından tanımamı sağladı diyebilirim.

Mustafa Sancar edebiyat dünyasını iyi bilen ve bu dünyada farklı yazarlarla olan ilişkilerini (Bir Yaşar Kemal ile tanışması ve tanışma sürecindeki izlenimlerini dinlemeye değerdir) duygu ve düşüncelerini, gözlemlerini ve deneyimlerini zaman tünelinden geçirerek, adeta tarihsel bir serüven gibi; akıcı, duru ve etkileyici bir şekilde anlatmış olması, elbette benim için çok hoş ve keyif verici olduğu kadar, unutulmaz da oldu.

Yine bu tanışmayla, edindiğim izlenimler, son derece olumlu, olumlu olduğu kadar etkileyici ve doyumsuzdur diyebilirim. Çünkü birinci olarak; Yazar olarak SANCAR, zengin bir birikime sahip, iyi bir edebiyatçı olduğu gibi, iyi bir gözlemci, iyi eleştirmen olduğunu söylemek mümkündür. Bana göre bu da yetmiyor; Adeta bir toplumbilimci gibi, toplumsal olayların kaynağına inen, olayları ve olguları derinlemesine analiz edip, değerlendirme birikim ve kapasitesine sahip olan bir yazar oluşudur. İkinci olarak, olay ve olgulara nesnel baktığı gibi, bir o kadar evrensel perspektiften bakan ve en azında evrensellik boyutunu hiçbir zaman göz ardı etmeyip, tam tersine, yerelselliği ile evrenselliği bütünleştiren, evrensellikte de yerelselliği dikkate alan ve onu önemseyen bir anlayışa sahip olduğunu söylemem bir yanılgı olmasa gerek.

Tarih bize büyük yazarlar veya düşünürler, deneyimleriyle, eserleriyle topluma kendilerini kabul ettirirken, ya da tam tersi toplum, bunları benimseyip ve kabullenirken, herhalde birden bire olmadığını göstermiştir. Neden? Çünkü bu durum belli bir süreci gerektirmiştir. Süreç içerisinde yazarların hatta biraz daha ileri giderek düşünür ve topluma mal olmuş kişilerin duygu, düşünce, tutum ve tavırları, giderek netleşmiş, anlaşılmış ve zamanla kendilerini toplumca benimsemiş bir özne haline gelmişlerdir. Bunu uluslararası nitelikte bir yazar, düşünür ve bilim insanı için söylendiği gibi, yazar Mustafa Sancar için de söylemek mümkündür. Başlangıç ve geçiş aşamasından sonra, tarihçi W.Rostow’ın ifadesiyle kalkış aşamasına (“take off”) geçmiş; en etkin, verimli ya da üretken döneminde derinliği olan ve bu derinliği kalemine de yansımış ve yansıtmış, aynı zamanda yazın-edebiyat alanında idealleri olup, peşinden koşan bir yazarla karşı karşıya olduğumuzu, bütün duyarlılığımla ve içtenliğimle söylemem, bir gerçekliği ifade etmem demektir.

Mustafa Sancar’ın yazın dünyasında en büyük kaybı ya da şansızlığı da diyebilirsiniz, yaşam koşullarındaki olumsuzluklar ve bunun sonucu olarak, geç de olsa, yazın dünyasında üretime başlamış olması, yani kendini bu dünya da bulup, adım atmasıdır. Başka bir söylemle, az sayıda ürün vermesidir. Edebiyat dünyası ile erken yaşlarda ilişkisi olmakla birlikte ürün vermeyişi elbette sosyal koşullarına bağlanabilir. Zaten yazarı yazar yapan, hatta yazarda da üretkenliği sağlayan, bireysel ve toplumsal sosyal koşulları değil midir ki Sancar’ı da bu sosyal koşulların dışında tutabilelim ya da soyutlayabilelim. Toplumsal koşulların bir sonucu olarak, diğer insanlarda da olduğu gibi, sosyal yaşamında gel-gitler, umutsuzluklar ve buna bağlı bir takım kararsızlıklar yaşamış ve sonunda yazmaya karar vermiştir SANCAR. Geç de olsa, verilmiş olan karar da isabetli bir karardı elbet. Dolayısıyla, olumsuz toplumsal koşullar içinde yaşamamış olsaydı, belki de daha fazla eser verebilirdi diye düşünüyorum. Bundan böyle SANCAR, az verdi ama güzel verdi diyebilirim.

Bilindiği gibi, edebiyat-kültür dünyasında esas olan kaliteli ve kalıcı eserler bırakmak ve bunların sürekliliğini sağlamaktır. Her sanatçının-yazarın amacı da budur. SANCAR da benim için ;“Önemli olan çokluk değil, kalite veya niteliktir” derken bunu kastetmiş olduğunu düşündüğüm gibi, bir gerçekliği de ifade etmiş olmuyor mu?

Unutmayalım ki; Yazarlar, şairler ve sanatçıların duygu ve düşüncelerinin uygulamadaki-pratikteki izdüşümleri onların eserlerdir. Yani ortaya koymuş oldukları ürünlerdir. Onlar, bu eserlerle yaşadıkları toplumda etkili olurlar ve hatta topluma da yön verirler. Dolayısıyla, bu eserlerle, yaşarlar ve yaşatılırlar ve gelecek kuşaklara ışık tutarlar. Bir Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Orhan Pamuk… Ve nice sayamadıklarımızda olduğu gibi. Sancar’ın da; Aze’nin Yakarışı, Lal Ağıtlar ,Dünya Gözlü Sevgili, Palyaçonun Ayna Sığınağı,Şehirler Ağladığında ve kaygı(Basılmamış)…gibi yapıtlarıyla, onun pratikte izdüşümleri değil de, nedir? Elbette! O dur.

Mustafa Sancar, yazın dünyasında bir değerdir. Hem de yeşeren bir değerdir. Çünkü sürekli üreten ve üretkenliği ön planda tutan, yani mevcut olanı ile yetinmeyen, aynı zamanda da ürettiği gibi, yeniliklere ve eleştirilere açık olan yazın adamıdır Mustafa Sancar.

Evet, Mustafa Sancar, bir değer, bir umuttur diyoruz, çünkü ortaya koyduğu, ürettiği ve üreteceği eserlerle, eserlerdeki üslup, dil ve bakış açısıyla… Hem de yeşeren bir umuttur…
Sonuç; Sancar’ı, yakından tanıyanlar için,yaratıcılığı ve kişiliği ile…. Hem de,mütevazı, alçak gönüllü ve sevecenliği ile bir değerdir.… Derken doğru olan bir gözlemi dile getirmiş olmuyor muyum diye düşünürüm.

Bundan dolayı diyorum ki; ürettiklerin ve üreteceklerinle iyi ki de, varsın Mustafa Sancar…!

bir-yazara-iliskin-izlenimlerim

Bu habere hiç yorum yapılmamış.

GÜNÜN HABERLERİ

KÖŞE YAZARLARI

baslik

EN ÇOK OKUNANLAR

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.