Siverek SonHaber - Siverekin Güncel Haber Sitesi
» 
Bitkiler konuşur mu?
a aa
Tarih : 12 Aralık 2014 15:05

Bitkiler konuşur mu?

İletişim kurabilmenin en kolay yolu konuşmaktır.
Bitkiler konuşur mu?
reklam

İletişim kurabilmenin en kolay yolu konuşmaktır. Derler ki: “İnsanlar konuşa konuşa, hayvanlar koklaşa koklaşa anlaşır” cümlesine belki kafiyeli olmayacak ama bitkilerin de “Uçucu Organik Bileşikler” yoluyla konuştuklarını ekleyebiliriz.

Gelişen kitle iletişim araçlarının iletişimdeki rolü tartışıladursun; bu gelişime paralel insanların daha da yalnızlaştığı ruhsal ve duygusal anlamda yalnızlığa itildiği artık bir gerçek. Teknolojinin hayatımızı kolaylaştırırken bir yandan da insanları yalnızlığa mahkûm ettiği gerçeğini kimse yadsıyamaz. Sağlıklı bir iletişim insanların birbirlerinin karşılıklı dinlemesinde ve anlamasından geçer. Bunun en iyi örneğini Avustralya Kıtasının yerlileri olan Aborjinlerdir. Günümüzün teknoloji ve iletişim araçlarından yoksun Aborjinler, insanlar arası iletişimi en yalın haliyle birbirleriyle telepati* kurarak anlaşmayı başarmış insanlardır.

Aborjinler telepati kurmak için insanların hiç yalan söylememesi ve zihinlerinin açık olmasının yeterli olduğunu söylerler. Onlara göre bütün insanların sezgilerinin aslında güçlü olduğunu ama yetiştiği toplumun bu sezgisel (telepati) yeteneğinin doğaüstü bulunduğu için köreldiğini söylerler. Aborjinlerin kilometrelerce uzaklıklarda birbirleriyle konuşma yetileri bir tarafa, günümüzde İLETİŞİM FAKÜLTESİ’NDE okuyan öğrencilerin yanı başlarında ve belki de günde birkaç kez karşılaştıkları temizlik personellerinin adını bilememeleri ne kadar da acı. İletişimde samimiyet ve karşılıklı birbirini ANLAMA esastır. Hatta ünlü Alman filozofu Nietzsche bunun bir adım ötesini düşünerek ve bu işten o kadar yakınıyor olmalı ki: “Ben bu kulaklara göre ağız değilim” diyerek sağlıklı bir iletişimin önemini biraz da cüretkârca dile getirmiştir.

“Bitkiler konuşur mu?” sorusuna gelince. Söz konusu karşı tarafa mesaj vermek anlaşılmak ise, evet bitkiler bizimle, birbirleriyle ve böceklerle sürekli etkileşim halinde oldukları ve onlarla iletişim kurduklarını söyleyebiliriz. Peki, canlılar âleminin sessiz üyeleri olarak bilinen, üstelik hareket etme yetenekleri de son derece kısıtlı olan bitkiler nasıl iletişim kurarlar? Dışarıdan bakıldığında ne ağzı, ne gözü ve ne de sinir sistemi olan bitkiler çeşitli rahatsızlıklarını ya da isteklerini bazı arazlar (bulgu, belirti) ve değişimlerle bize iletmektedirler. Örneğin çoğumuzun evlerimizde yetiştirdiğimiz bitkilerimizin alt yapraklarının kenarları kahverengileşip dökülüyorsa bunun büyük bir olasılıkla (başka bir neden yoksa) bitkinin aslında: “çok susadım, bana su verir misiniz?” gibi nazik bir serzenişin ifadesidir denilebilir.

Yine benzer bir durumu pamuk bitkisi dile getirir. Sabahın erken saatlerinde pamuk bitkisinin yaprak ve gövdesine bakılır, yapraklardaki koyu renk ve gövdesindeki kızarıklık tepe noktasına ulaşmışsa; pamuğun, yetiştiricine (çiftçiye): “Sulama zamanım gelmiştir” demek istemiştir. Peki, bize çeşitli şikâyetlerini bazı belirtilerle gösteren bitkiler acaba bizi anlıyorlar mı? Genelde yaşlı insanlardan ya da evde zamanını bitkilerle konuşarak ve müzik dinleyerek harcayan insanların, bitkilerle konuşmanın onları geliştirdiğini duymuşsunuzdur.

Bu, aslında bilimsel açıklaması da olan bir gerçektir. Yalnız bu, bitkilerin bizim iltifatlarımızı veya müzikten anladıklarının bir göstergesi değildir. Olayın asıl sebebi, hepimizin en azından lise bilgilerinden hatırlayabilecekleri gibi bitkilerin yapmış olduğu fotosentez (ışılbirişim) olayında gizlidir. Bitkilerimizle konuştuğumuz zaman, hatta yakınlarında bulunduğumuz sürece ağzımızdan ve burnumuzdan karbondioksit salarız. Bu sayede bitkinin yakın çevresindeki karbondioksit değişimini artırırsınız.

Böylece fotosentez hızını artırarak bitkinin büyümesine katkı sağlarsınız. Yani bitkilerle konuşmayıp yanına bir karbondioksit kaynağı bıraksanız da yine aynı hızla büyüyeceklerdir. Aynı şekilde müzik dinletmek de ses kaynağının titreşimleriyle bitkinin gerek kılcal köklerinde gerekse içerisindeki osmoz, kapiler ve benzeri faaliyetler hızlanmakta böylece daha hızlı fotosentez yapabilmeleriyle açıklanabilir. Aslında bitkiler doğada kendi aralarında bizimle olduğundan daha iyi bir iletişim içindeler. Çoğu zaman bizim hoşumuza giden bir koku olarak algıladığımız (bazen de hiç hissedemediğimiz) “Uçucu Organik Bileşikler” yoluyla haberleşirler. Bu, bir bakıma bitkilerin kendi aralarında kurdukları kablosuz bir iletişim ağına benzetilebilir.

Genelde bitkilerin tehlikelerden kaçmayan dolaysıyla düşmanlarına hemen teslim olan canlılar olarak düşünülür. Ancak yapılan araştırmalar durumun düşünüldüğünden oldukça farklı olduğunu ortaya çıkarmıştır. Diğer canlılar gibi bitkiler de kusursuz taktiklerle düşmanlarından korunmayı başarırlar. Örneğin söğütlerden birine zararlı bir böcek musallat olduğunda, bu ağaç koku maddelerinin ifrazını artırır. Böylece diğer hemcinslerini ikaz eder. Birbirleriyle hızlı haberleşmeleri neticesinde bütün söğütler koku mekanizmalarıyla böceklerden kendilerini korurlar. Yine bitkiler hastalıklardan korunmak için de söğüt ağacına benzer bir erken uyarı sistemi geliştirmişlerdir.

Bitkiler, böceklerle konuşmalarında ise iki dil kullanırlar: Bunlardan biri tehditkâr diğeri ise son derece dostane bir dildir. Bilindiği gibi böceklerin bir kısmı etçil bir kısmı ise otçuldur. Bitkiler tehditkâr dilini bu ot ile beslenen (otçul) böceklere karşı kullanır. Bitkiler kendilerine zarar verecek böceklerin yaklaştıklarını anladıklarında, bu böcekleri de avlayan diğer avcı böcekleri çeken uçucu organik sinyaller üretirler. Bu uçucu sinyaller aynı zamanda komşu bitkiler tarafından algılanır ve kendi savunmalarını ayarlamaları için yeniden yorumlanır.

Bitkiler hayvanların tersine besin aramaya gerek duymaz, besinlerini kendileri üretirler. Bazı bitkiler besin üretimi için kendilerini tozlayabilmekteyken pek çoğu da türlerindeki diğer bitkilerden gelen çiçek tozlarına gereksinim duyar. (Bu tozlanma da ağırlıklı olarak böcek, su, rüzgâr vasıtasıyla gerçekleştirmektedir). İşte üreme söz konusu olduğunda bitkiler bu defa böceklere karşı son derece sıcak, kibar ve biraz da baştan çıkartıcı bir dil kullanırlar. Buna en iyi örnek bazı orkide çiçekleri yapmaktadır.

Orkide, tozlanmak için akıllıca oyunlara başvurur. Orkide çiçeği; dişi sinek, dişi arı ve yaban dişi arısı gibi bir koku salgılar ya da ona benzer bir şekle bürünür. Bu çekim yöntemi öylesine başarılıdır ki erkek böceklerin çiçeklerle çitleşmeye kalkıştıkları bile görülmüştür. Böylece böceğin bedenine yapışan orkide çiçeğinin tozu çiçekten çiçeğe taşınır bu sayede bitkinin döllenmesi gerçekleşmiş olur. Böceğin aslında yapmış olduğu bu işten haberi bile yoktur. Yine Brezilya “loğusa otu”, çürümüş balık kokusu salgılayarak sinekleri kendisine çeker. Çiçeğin içine giren sinek boruda tutsak kalır. Çiçek sabahleyin açılmaya başlayınca, çiçek tozuna bulanmış sinek kaçma olanağı bulur ve böylelikle diğer çiçeklere giderek döllenmeyi sağlar.

Görüldüğü gibi bitkiler aleminde yazamadığımız, bilimin henüz açıklayamadığı ve keşfedilmeyi bekleyen birçok gizem var. Bilim şu anda bitkilerin bizim konuştuklarımızı anlamadıklarını söylese de iyisi mi biz çiçeklerimizle konuşmaya devam edelim. Zaten bir bitkinin bizi anlayıp anlamaması o kadar da önemli olmasa gerek. Önemli olan böylesi bir ruh hassasiyetine sahip olmaktır. Aborjinler gibi samimi, içten ve birbirini anlayan bir dil geliştirebilirsek birçok sorunumuzla birlikte bekli de kavgalarımız da son bulacaktır. Unutulmamalı ki dilin konuşulduğu yerde kavgaya yer olmaz. Kavganın olduğu yerde de dilden bahsedilmez.

bitkiler-konusur-mu

Etiketler :

Bu habere hiç yorum yapılmamış.

DİĞER ZMANŞET HABERLERİ

    • Yılanın ısırdığı kadın hayatını kaybetti

      Yılanın ısırdığı kadın hayatını kaybet...

      Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde mercimek tarlasında çalışırken yılanın ısırdığı 32 yaşındaki kadın, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Edinilen bilgilere göre, geçen Çarşamba günü mercimek hasadı...

    • Dinlendiği kamyonun altında az daha canından oluyordu!

      Dinlendiği kamyonun altında az daha ca...

      Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde gölgesinde dinlendiği kamyonun hareket etmesi üzerine altında kalan saman işçisi, ağır yaralandı. Tarlada saman yükleme işinde çalışan ismi öğrenilemeyen Suriyeli işçi,...

    • AK Parti MKYK üyesi Prof. Mehmet Emin Yılmaz’ın acı günü

      AK Parti MKYK üyesi Prof. Mehmet Emin ...

      AK Parti MKYK üyesi ve 27. dönem Diyarbakır milletvekili adayı Prof. Dr. Mehmet Emin Yılmaz'ın vefat eden ablası Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde defnedildi. Yılmaz'ın, bir süredir Dicle Üniversitesinde...

    • Yoğun duman mahalleyi sardı

      Yoğun duman mahalleyi sardı

      Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde bir binanın bodrum katında çıkan yangında maddi hasar meydana gelirken bir kişi dumandan etkilendi. Edinilen bilgiye göre, Yenişehir Mahallesi'nde Mehmet Emin Aydaş'a ait...

    • Trafik kazası: 3 yaralı

      Trafik kazası: 3 yaralı

      Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde meydana gelen trafik kazasında 3 kişi yaralandı. Edinilen bilgilere göre, Siverek - Kahta karayolu Kalınağaç mahallesi yakınlarında gece saatlerinde meydana gelen trafik...

GÜNÜN HABERLERİ

KÖŞE YAZARLARI

baslik

EN ÇOK OKUNANLAR

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.