Siverek SonHaber - Siverekin Güncel Haber Sitesi
 » 
Eğitimde nicelik mi? Yoksa nitelik mi?
a aa
09 Nisan 2015 18:22
Halil Kurucu
Halil Kurucu Eğitimde nicelik mi? Yoksa nitelik mi?

Eğitimde nicelik mi yoksa nitelik mi sorunu irdelenmeden önce, genel anlamda eğitim ile ilgili birkaç hususu vurgulamadan kendimi alıkoyamayacağımı belirtmekte mahsur yoktur sanırım. Birinci husus eğitim bireye, bilgi, beceri, tutum ve davranış ile bir takım alışkanlık ve tavırları kazanma, kazandırma ve bunları gelecek nesillere aktarma sürecidir.

İkinci husus da eğitimin tarihsel bir boyut-yönü olduğu gerçeğidir. İnsanlar ve toplumlar; ilkel toplumlardan günümüz çağdaş – modern toplumlara kadar ideal toplumsal yaşamı gerçekleştirmek, toplumsal yaşamı istenilir ve arzulanabilir bir yaşama dönüştürmek için bütün güçlerini seferber etmişlerdir. Doğal olarak bu uzun bir süreci gerektirmiştir. Bu süreçte eğitim ve eğitimle ilgili faaliyetler ön plana çıkmış ve insanoğlu da eğitimin gelişmesi ve ilerlemesi için her türlü çaba ve fedakârlığı yapmaktan geri kalmamıştır. Bu çaba ve uğraş ile insanlar ve toplumlar çok değişik medeniyetler kurmuş ve günümüz kadar varlıklarını sürdürmüşlerdir. Deyim yerindeyse medeniyetler ve kültürler insanoğlunun eğitim ile ilgili yürüttüğü faaliyetlerinin bir sonucu ve ürünüdür. Bu nedenle, eğitim diyoruz, önemli bir toplumsal olgu olduğundan olsa gerek, ilkçağlardan günümüze değin üzerinde çok durulan, konuşulan, tartışılan ve aynı zamanda çok uğraştıran bir konu ya da bir faaliyet olmuştur.

Günümüzde de eğitim, toplumların gündemlerini işgal eden bir konu olma halini halen koruyor ve bundan sonra insan-toplum var oldukça koruyacaktır. Böyle olmakla birlikte geçmişten günümüze eğitimle ilgili bir sürü sorunlar olmuştur. Elbette, bu sorunlar o çağ ve dönemin koşullarına göre değişiklik göstermiştir. Dolayısıyla günümüzde eğitimde bir yığın sorun tartışılmakla birlikte, en çok tartışılan ve en önemli problemlerden birisi de nicelik mi yoksa nitelik mi sorunudur. Yani şunu söylemeye çalışıyorum: Günümüz toplumlarında eğitimde esas olan nitelik ya da kalite sorunudur. Eğitimde kaliteyi yakalamak olası mıdır? Nasıl gerçekleşir ve ne zaman geçiş yapılabilir? Hangi toplumsal dinamikler ya da süreçler eğitimde kaliteyi zorunlu kılar… Gibi bir yığın sorun, hem gelişmemiş, hem de gelişmekte olan ülkeler için çözüm bekleyen sorunlardır. Bu ve buna benzer sorunlar o ülkeler için, çözülmesi elbette ki ivedi olduğu kadar elzemdir de. Çünkü gelişmiş ülkeler ileri derecede sosyo-ekonomik seviyeye ulaşması eğitim sayesinde olmuştur. Bu anlamda eğitim, aynı zamanda gelişmişliğin de bir göstergesi ya da ölçütüdür. Peki, gelişmişliğin bir göstergesi ya da ölçütü eğitim ise, eğitimin kıstası nedir? Diye sorulduğunda, elbette okullaşma oranıdır. Öyleyse bir ülkedeki okullaşma oranı(Okul çağındaki çocuklardan okula gidenlerin sayısı veya okula devam eden nüfusun, okula devam etmesi gereken nüfusa oranı),o ülkedeki eğitimin seviyesini belirler. Okullaşma oranının yükselmesiyle, yani nicelikle ilgili sorunların(yalnız şunu belirtmekte fayda vardır, nicelikle ile ilgili sorunlar sadece okullaşmadan ibaret değildir) çözülmesi ile eğitimde istenilen şey nedir diye sorulduğunda da elbette bunun yanıtı başarı olacaktır. Başka bir anlatımla, mevcut olan eğitim veya eğitim sistemi, tüm ihtiyaçları karşılayıp, beklentilere cevap verilebilecek yapı ve kapasitede ise başarılı, değilse başarısızdır denilebilir.

Eğitimde ihtiyaçlara cevap vermeyen, beklentileri karşılamayan, sorunları çözme noktasında yetersiz olan paradigmayı değiştirmedikçe ve çağa uygun, çağın sorunlarını çözebilen, yeni paradigmayı oluşturup, yerleştirmedikçe eğitimdeki sorunları çözmek bir yana, eğitimde kaliteyi tartışmanın mümkün olmadığını söylemek isterim. Gelişmiş ülkeler, değerler dizisi değişimiyle bugün eğitim alanında nitelik sorununu tartışırken, az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde nicelik sorunu tartışıyor. Kuşkusuz bu ülkelerin eğitimde nicelikle ilgili sorunları tartışması kadar doğal ne olabilir ki.

Gelişmiş ülkeler eğitimdeki paradigma değişimiyle nasıl bir değişim ve dönüşüm gerçekleştirdi diye sorgulanabilir. Sorgulanması da doğaldır. Her şeyden “öğrenci merkezli eğitim” bir anlayışı egemen kıldığı gibi, problemlerini bu yeni paradigma çerçevesinde çözmüş olması da büyük bir başarıdır. Bu bağlamda, bir yandan fiziki ve teknik alt yapıyı, donanımlı öğretmen, derslik, sınav sitemi, bütçeden eğitime ayrılan pay vs. gibi sorunlarını çözmüşken, diğer yandan teoriden ziyade uygulama-praksise dönük eğitim yapıyor ve yapmaktadır. En önemlisi de yaşama yönelik bir eğitim söz konusu ise, buna niteliksiz eğitim demek mümkün müdür? Elbette mümkün değildir. Bakınız Finlandiya ve Japonya’daki eğitim böyle bir eğitim değil midir? Dolayısıyla az gelişmiş-gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde eğitime ayrılan bütçenin düşüklüğü, alt yapı ve öğretmen yetersizliği… Vs, bir takım sorunların varlığı, nicelikle ilgili sorunlarını çözmeyi engellemiş, erteletmiş, hatta nitelikli bir eğitime evirilmeyi geciktirmiştir de diyebiliriz. Hâlen bu ülkelerde yaşama-uygulamaya yönelik değil de, sınav endeksli bir eğitim varlığını sürüyor ve sürdürülüyor olması eğitimde niceliği aşmadığını ya da aşamadığının bir göstergesi değil midir?

Yalnız burada önemli bir pedagojik ve felsefi bir tespite bulunmanın yararı vardır diye sanırım. Nicelik ve nitelik bir bütünün adeta birer parçaları gibi, birbirlerini tamamlayan, bütünleyen başka bir ifade ile bir olgunun farklı yönlerini belirten kavramlar olduğu göz ardı etmemek gerekli. Dolayısıyla nicelik olmadan nitelik olamaz diyoruz. Neden? Nedeni de belli, açık nettir; niteliğe dönüşebilmesi için mutlaka nicel gelişmelerin olması gerekir. Felsefi anlamda, ister toplumda-buna eğitimi de dâhil edebilirsiniz- ,ister doğada her nicel gelişme, kaçınılmaz veya zorunlu olarak nitel değişmeyi zorunlu kılar. Bu teorik çerçeveden hareket ederek, nicelikle ilgili sorunlarını çözmeyen toplumlar eğitimde niteliği gündeme taşıyıp tartışması abesle iştigaldir. Ancak şunun da bilinmesi gerekir ki, toplumlar için, hem nicelik hem de nitelik önemlidir, önemli olduğu gibi, gereklidir diyebiliriz.

Demek ki, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde de eğitimde kaliteyi yakalayabilmek için en önemli şey, eğitimdeki pedagojik, felsefi-düşünsel anlayışı(ki, buna değerler dizisi değişimi diyorum) değiştirmenin zaruri ve gerekli olduğudur. Eğitimin odağında insan ve insani değerlerini koyan, önemseyen veya öğrenciyi merkeze alan, çok çeşitliği yadsımayıp, tek tipçiliği öngörmeyen, yöntem açısından da bilimsel temellere dayanan bir eğitim anlayış yerleşmedikçe eğitimde kaliteyi yakalamanın mümkün olmadığı gibi, o özlenen ve arzu edilen eğitimi, yani ideal eğitimi ve bunun bir yansıması olarak toplumsal gelişme ve değişmeyi öngörmek veya düşünmek bir yanılgı olsa gerek.

O halde toplum-ülke, eğitimin hangi aşamasında olursa olsun öneminden olsa gerek eğitim, toplumsal varoluşun vazgeçilemez bir unsuru olup, aynı zamanda toplumsal gelişimin temel dinamiklerinden birisidir diyebiliriz. Bu nedenle toplumsal gelişim, değişim ve dönüşüm, eğitimle gerçekleşir ve dolayısıyla, toplumsal gelişim ve değişimi gerçekleştirmek için, her ülke ya da toplum eğitime gereken önemi vermek zorundadır demekle, acaba sosyolojik bir gerçeği dillendirmiş olmuyor muyuz?

egitimde-nicelik-mi-yoksa-nitelik-mi

Bu habere hiç yorum yapılmamış.

GÜNÜN HABERLERİ

KÖŞE YAZARLARI

baslik

EN ÇOK OKUNANLAR

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.