Siverek SonHaber - Siverekin Güncel Haber Sitesi
29 Ekim 2015 15:33
Misafir Yazar
Misafir Yazar Kan Kardeş

Mahalle de tüm çocukların kankardeşi vardı. Biz de aynı apartman da oturuyor, oyun oynuyor, annelerimizin verdiği çemenli ekmekleri yiyor çocukluğumuzu yaşıyorduk. Daha  ilkokula başlamamıştık. Mahalle de herkesin, büyüklerin, kankardeşi var nedir bu iş diye meraklandık.

Bizden 3-4 yaş büyükleri izlediğimiz de öğrendiğimiz gibi yaptık. İşaret parmak ucumuza gül ağacının dikenini batırdık, birleştirdik  kanlarımızı, şimdi bizde kankardeştik. Biz bu dünyada da ahrette de kankardeşiyiz. Ne bilirdik seçtiğimiz ağaç gibi, hayatın hem gül hem diken dolu olduğunu.  Ve buram buram hasret koktuğunu.

İlkokul bitmeden  mahalleden taşınmıştım. Kankardeş; arkanı güvenip dayayacağın, yaptığın haylazlıkların ortağı, bir yola çıktıysan koluna girip önüne gelene yüz tekme atacağın çocukluğundan, akıl almaz olaylara dalacağın, ne iş yapacağına karar veremediğin, ergenlik hayalleri ve kırık düşlerini anlattığın ayrıca da anne baba duymasın diye bekletilen sır küpüydü. Aramızda farklı okullar ve mahallelerde olmamız sebebiyle kopukluklar olmuştu.

Kesişen kader dediğimiz trikotaj atölyesinde, benim ortaokul arkadaşım onun lise arkadaşı ya da saatlerimiz ve okullarımız farklı olsa da yan yana okullarda zaman geçmişti. En ihtiyaç duyduğumuz zamanda yani ergenlikte bir baktık ki yan yanaydık. Çevremizde varolan sahtekar arkadaşlar yan yana geldiğimizde yavaş yavaş sis gibi dağılmıştı. En ihtiyacımız olduğu zamanda anne babaya yalan söylemekte olsa ucunda ki yalan söylemeyi beceremezdik, yine yan yana önümüze gelene yüz tekme atacak hale geliyorduk.

Ben Orhan Veli şiirlerini onun sesiyle sevdim, o ise benden tavla nasıl oynanır öğreniyordu. Çocukluk orucumuzu çikolata ikramıyla bozan arkadaşımızı ya da sular kesilince tulumbadan eve su taşımayı anımsadığımızda mutlu çocuklardık. Şimdi bile hayat ve geçim kaygısıyla aralıklar verilmiş olsa da kaldığın yerden bir nasılsınla devam etmesi en şahane noktasıdır kankalığın.

Bu güzelleme şu geçici hayatta herkesin bir dostu olmalı düsturu için yazılmıştır, ha kankardeş demişin, ha kirve, ha ahretlik adı ne olursa olsun. Aynı anne babadan olmasa da kardeşin canın bildiğin, derdinle dertlendiğin, sevinciyle kuş olup uçtuğun insanlar olmalı hayatta.. Yoksa çekilmez, ne gurbetlik, ne parasızlık, ne bilmezlik, ne de kazıkları  yoluna çıkan insanların…

Hint felsefe kuralları ile yazımı bitiriyorum… Kankanızla, ahretliğinizle  ya da kirvenizle karşılıklı bi muhabbet edin, geçmiş günleri anımsayın ki bugünümüzün değerini de hakkını vererek yaşayın.

İlk kural: Karşına çıkan kişiler, her kimse, doğru kişilerdir.

Bunun anlamı şudur, hayatımızda kimse tesadüfen karşımıza çıkmaz. Karşımıza çıkan, etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır, ya bizi bir yere götürürler ya da bize bir şey öğretirler.

İkinci kural : Yaşanmış olan her ne ise, sadece yaşanabilecek olandır.

Hiç bir şey, hem de hiç bir şey yaşadığımız şeyi değiştiremezdi.

Yaşadığımızın içindeki en önemsiz saydığımız ayrıntıyı bile değiştiremeyiz. “Şöyle yapsaydım, böyle olacaktı” gibi bir cümle yoktur. Hayır, ne yaşandıysa, yaşanması gereken, yaşanabilecek olandır, dersimizi alalım ve ilerleyelim diye. Her ne kadar zihnimiz ve egomuz bunu kabul etmek istemese de, hayatımızda karşılaştığımız her olay, mükemmeldir.

Üçüncü kural : İçinde başlangıç yapılan her an, doğru andır.

Her şey doğru anda başlar, ne erken ne geç.

Hayatımızda yeni bir şeyler olmasına hazırsak, o da başlamaya hazırdır.

Dördüncü kural: Bitmiş olan bir şey bitmiştir. Bu kadar basittir.

Hayatımızda bir şey sona ererse, bu bizim gelişimimize hizmet eder.

Bu yüzden serbest bırakmak, gitmesine izin vermek ve elde etmiş olduğumuz bu tecrübeyle ileriye doğru bakmak daha iyidir.

Bu habere hiç yorum yapılmamış.

GÜNÜN HABERLERİ

KÖŞE YAZARLARI

baslik

EN ÇOK OKUNANLAR

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.