Siverek SonHaber - Siverekin Güncel Haber Sitesi
 » 
Neler Yoktu Ki Gözlerinde
a aa
26 Nisan 2014 20:23
Feyza Adabeyi
Feyza Adabeyi Neler Yoktu Ki Gözlerinde

Buz gibi soğuk bir günde, loş ve soğuk bir mekânda rastladım o bahar kadar ve içten gözlere. Dehşete düştüm. Siverek gibi bir yerde böyle bakabilen gözlerin olması mümkün müydü? Ve nasıl olurda şimdiye kadar görmemiş olurdum bu gözleri? Ne hülyalı ne derin ne harika gülüyordu bu gözler.

Ocakta kaynayan çayın etrafında oturan gençlerden biriydi o da. Ocakla hem çay pişiriyor hem de ısınıyorlardı. Radyo çalıyor, o da terennüm ediyor hep gülümsüyordu.

“her şeyimi uğruna ben boş yere mi verdim” diyordu. Bana öyle geldi ki bu çocuk şarkıyı şarkıcı kadından güzel, çok daha güzel söylüyordu. Ve o günden beri o şarkıyı her duyduğumda o gülen gözler gelip duruyordu hayalimde. Konuşurken de ellerini hep kenetliyor sanki gökyüzündeki yıldızları seyrediyormuş gibi bakıyordu.

Ah o gülüşü! O kadar tatlı gülüyordu ki… Ve ben hayatımda o kadar harika bakan gözler o kadar anlamlı bir gülüş görmediğimi anladım.

Bir çift fevkalade güzel göz… Neler yoktu ki gözlerinde. Yaşama bağlılık, mutluluk, hüzün, acı, hayaller, kırılan ümitler, güç, güven, kırılganlık… En çok da yaşama bağlılık ve yaşama sevinci.

O aralar, hayat ile ölüm arasında sürekli gidip gelen, dipsiz kuyularda merdivensiz kalmış olan esas kız yani ben o gözlerdeki yaşama sevincine hem şaşırdım hem de hayran oldum. Anlayamadığım bir şey vardı ama. O halde bulunan birinin hayatı bu kadar sevmesi gerçekten de mümkün müydü?

Ve bir anda ısınıvermiştim bu bize lamiaek “hoş geldiniz” diyen çocuğa. Oysa o zamanlar zannediyordum ki herkes üstüme geliyor beni boğmaya çalışıyordu. Böyle sıcak, böyle içten bir karşılamaya ne zamandır hasrettim ve kendimi bir anda onunla dostça konuşurken bulmuştum kendimi. Oysa konuştuğum erkek kim olursa olsun hep tedirgin olurdum hep. Şaşırdım. Onun gözlerindeki en önemli ifadelerden birinin de güven ve dürüstlük-mertlik olduğunu anladım.

Konuşma ilerleyince onu arada daha önce hiç görmediğimi söyledim. Diğer arkadaşlarıyla konuşmasından onlarla samimi oldukları anlaşılıyordu.

Laf, nasıl oluysa dönüp dolaştı günlük tutmaya geldi.

“ben dedi çocuk. Yazıyorum, benimde defterlerim var ama sana veremem. Kimsenin benim hayatımı bilmesini istemiyorum. Ha, demek bunları yaşamış diyecekler, boş ver istemiyorum…”

Ama kısa bir süre sonra kendiliğinden anlatacaktı bana her şeyi. Duyduklarıma inanamadım.

Bir keresinde ona:

—Şimdiye kadar ne yapıyordun? Demiştim ona.

—Hovardalık!

Demişti yine o tatlı hülyalı gülüşünü takınarak. Alay ediyor olmalıydı. O da güldü. Şimdi bu çocuk, bu çehresinden asalet akan çocuk mu hovardalık yapıyordu? Bu mert bu dürüst gözler mi yan bakıyordu el âlemin kızlarına? Ve daha bir sürü şey anlatıyordu bana güvenerek.

“Sana yakıştıramadım doğrusu” dedim ona. Sen yakıştırıyor musun?

Ben sonunu getirebiliyorum işin. O senin çakal dediklerin benim kadar becerikli değiller. Dedi.

Sonra sebebini kendince açıkladı. Yalnızdı… Bir kendinden kaçıştı tüm bunlar. Bunları bir yere kadar anlayabiliyordum. Ama yine de çözemediğim bir şey vardı. Bu gözlerde sadece boş huylalar değil güven kadar yiğitlik ve mertlik vardı, namus vardı ar vardı…

O günden sonra arar olmuştu gözlerimiz birbirini. Hep tanıdık hep içten, hep sevecen ve koruyan gözlerdi bunlar. Sanki ezelden tanışıyorduk.

O bakışlar neydi öyle ya rabbi! Ya o ifade? Neler yoktu ki gözlerinde? Neler haykırmıyordu gözleri. Nerede olsa arayıp buluyorduk artık birbirimizi. Diller konuşuyor gözler süzülüyordu ta gönüllere. Arar olmuştu sürekli gözlerimiz birbirini, bakışır olmuştuk tüm açıklığıyla hiç çekinmeden ve öyle masumca…

feyza-adabeyi-neler-yoktu-ki-gozlerinde

Bu habere hiç yorum yapılmamış.

GÜNÜN HABERLERİ

KÖŞE YAZARLARI

baslik

EN ÇOK OKUNANLAR

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.