Siverek SonHaber – Siverekin Güncel Haber Sitesi

Ömer Ali’ye karşı

Nesibe ablamın en büyük çocuğu Sercan’dır. Sercan o zamanlar on bir on iki yaşlarında zayıf nahif bir çocuk. Öyle kavgacı bir çocuk da değil. Kavga etse belki de dayak yer.

Annesi onu ve kardeşini mümkün mertebe terbiyeli ve nazik yetiştirmeye çalışır. Onlara örnek olarak da büyük sahabeleri gösterir. Hz. Ömer’i daha sonra doğacak kızlarına da Hatice ve Fatma isimlerini takacaktır ve Sercan büyüyünce Hz. Ömer olacaktır.

Her yaz tatilinde İstanbul da oturan ablalarım Siverek’e tatile gelirler. Bir ay boyunca ev tam bir tımarhaneye döner. Çünkü çocuklar çok yaramazlardır. Tabi ablalarım ideal çocuk yetiştirmeye çalıştıkları için çocuklara dayak atmazlar. Ama bence dayak böyle haydut çocuklar için cennetten çıkmıştır.

Neyse yine bir yaz günü, senelerden iki bin altı iki bin yedi olacak.

Ailecek sabah kahvaltısı yapıyoruz. Lamia ablamın doğal afet oğlu İsmet ile Sercan her nedense şiddetli bir kavgaya tutuşuyorlar. Bizim yeğenler zaten pek anlaşamazlar.

Sercan zayıf-nahif ama var gücüyle bağırıp kendini öyle savunmaya çalışıyor.

Biz geniş gölgelik girişte kahvaltımızı yaparken Sercan ile İsmet oturma odasında kapışmaya başlıyorlar. Bizim: ”kavga etmeyin, ayrılın, durun!” diye bağrışmalarımızı duymuyorlar bile.

Nesibe ablam gidip Sercan’ı kaptığı gibi yanımıza getiriyor. Sercan hala bağırıyor. Gelmese belki de İsmet’ten dayak yiyecek. Ama erkekliği de elden bırakmıyor.

‘Ben büyüyünce Hz. Ömer olacağım, o zaman sana gününü göstereceğim’ diye bas bas bağırıyor. Buna kendisi de inanıyor. O büyüyünce Hz. Ömer gibi güçlü kuvvetli ve cesur bir adam olacak.

İsmet de sofraya gelmiş. Nasıl olsa kavgada kazanan taraf kendisi olduğu için hiç de oralı olmuyor. Ama Sercan hıncını alamamış. Hele bir büyüsün bir Hz. Ömer olsun görür İsmet gününü.

‘Ben büyüyünce Hz. Ömer olacağım, seni o zaman nasıl döveceğim görürsün’ diye üst üste bağırıyor.

O kadar çok bağırmış olacak ki sonunda İsmet’inde canına tak ediyor:  ‘Sen Hz. Ömer olursan bende Hz. Ali olurum o zaman’ diyor.

Hayda!