Siverek SonHaber - Siverekin Güncel Haber Sitesi
 » 
Tapınak
a aa
14 Nisan 2014 12:22
Feyza Adabeyi
Feyza Adabeyi Tapınak

Sen gidiyordun….Bir daha dönmemecesine bir daha görmemecesine gidiyordun. Bir kristal gibi kayıyordun ellerimden, biliyordum ama hiçbir şey yapamıyordum.
Kaç gün kalmıştı ki şunun şurasında gitmene?Ben budala ben aptal, koskoca bir yazı değerlendirememiştim.
Ne yapsam bu birkaç gün içerisinde yapacaktım. Sen gidiyordun , bir daha dönmemecesine.
Bodrumda yağmurlar başlamıştı. Üşümüyor muydun sen? O, kırmızı çizgili beyaz tişörtünle hızla geçtin yanımdan. Ne zaman ve nereye gittiğini biliyordum. Güya burada konuşmak olmazdı ve ben güya cesaretimi toplayıp yolda seninle konuşacaktım.
Bodrum sokaklarında kulak misafiri de olsa bizi dinleyecek kaç kişi vardı ki?o senin dudaklarına yapıştığın turist kızlardan da olsa.
Ah! Zaten kulağıma çalınan o sahne değil miydi beni senden tiksindiren. Beni kendime Meryem hissettiren?
Ah ! sen gidiyordun…seni beklemiştim. Burada olmaz demiştim. Seni yolda yakalayacaktım. Kim bilir belki de üzerimize bir güneş doğuverirdi bir aşk güneşi…ve biz seninle el ele, o “bir daha gelir mi ki buralara?” diye deli divane gezdiğim mor salkımlı sokaklarda el ele yürürdük.
Sen gitsen de iletişimimiz kopmazdı. Beni hep görmelere gelirdin. Belki de istetirdin. Yok yok kesin istetirdin.
Sen artık gidiyordun. Kahrolası gururum da yoktu artık. Şu baş belası utangaçlık! Hep o lanet bırakmıyordu benim peşimi. Gidiyordun. Hızla geçtin içinde bulunduğum minibüsün yanından. Üzerinde kırmızı çizgili beyaz tişörtün. Islanıyordun…o sarımtırak , kurmak kirpiklerin ıslanıyordu.
Bisikletle hızla yanımdan geçtin.
Durdurmalıydım arabayı. İnsanların:” noluyor böyle?” demelerine aldırış etmeden apar topar inmeliydim.
O anda sen ne kadar uzaklaşmış olurdun ki Gümbet caddesinden.
Yetişemezdim ki yinede sana.
“Bilal! Bilal! “ desem koşsam ardından , ıslansam hatta yuvarlansam?
Duymaz mıydın?sağır mıydı ki senin yüreğin bana karşı?
Sen benim sesimi hiç duymaz olur muydun?ben nasıl ki seni her yerde arıyorsam, seninde kulakların hep beni , benim: “Bilal” diyen sesimi duyardı.Ama olmadı –yapamadım.
Kahretsin gidiyordun.bu gün yarın, belki de bu akşam. Her şeyi toplamıştı bile o çatık kaşlarından hep korktuğum abin. Sen hep birkaç gün daha kazanmak için belki sen yada en iyi ihtimalle ben açıklarım diye geciktiriyordun.
Ah Bilal ! Sen bilmiyordun. Yanımdan geçip gidiyordun. Bu benim son fırsatımdı.( Yoo, sen daha birkaç fırsat daha yaratmayı başarmıştın.) Ve ben ne hesaplar ne tasalar kuruyordum. Yok yetişemezmişim, yok efendi kız imajım sarsılırmış yok ilk adımı atmak bir kıza yakışmazmış. Daha kaç yaşındaydım ki? On yedi! Tıpkı romanlardaki gibi…
Aşk buydu Bilal, acı buydu , kahır buydu. Aşkta hesap yoktu, tasa yoktu. Hele gurur hiç olmamalıydı. Seven hangi taraf olursa olsun rezil olma pahasına da olsa ilk adımı atmalıydı. Ne ilk adımı.zorla da olsa onu almalıydı.
Gittin Bilal…Yüreğin kanaya kanaya gittin. Sana güler yüzle bir – güle güle- bile demedim. Dizlerimde kitap vardı. Başımı hiç kaldırmadım. Küstah, umursamaz bir tavırla -güle güle- dedim. “ canın cehenneme, hiç umurumda değilsin” dercesine. Ama Bilal sen bilmiyordun. Ve ne yazık ki hiçte öğrenemedin.
O anda , koşup dizlerine kapanmak: “Bilal Bilal , bende seni …” demek geliyordu. Ve salya sümük ağlamak:
– gitme benim cırcırböceğim , sensiz savaş alanına döner bu şehir. Bu cennet, bu zevk u sefa yurdu. “ demek geliyordu içimden.
Bilmiyorsun bir tanem, o senin cennet yüzüne değil dizlerime koyduğum kitapta , senin biraz daha kalman için , bana biraz olsun cesaret verip bu lanet utangaçlığı yenmek için okuduğum dualar vardı. O bir dua kitabıydı.
Ve sen hiç bilmedin Bilal! Ve ben senin yirmi iki yaşının taş kalpli kızı olarak hep 1994 Bodrumunda kalacaktım.
Bir tapınak gibi. Yıkık bir tapınak .Sunaklarını hiç kabul etmeyen bir tapınak!

Bu habere hiç yorum yapılmamış.

GÜNÜN HABERLERİ

KÖŞE YAZARLARI

baslik

EN ÇOK OKUNANLAR

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.