Siverek SonHaber - Siverekin Güncel Haber Sitesi
 » 
Yolculuğa var mısın?
a aa
08 Nisan 2017 23:33
Mustafa Kıran
Mustafa Kıran Yolculuğa var mısın?

Solak bir tanrının sağ eli ile yazdığı bir kaderi yaşıyoruz. senin yokluğunda Karakalem ile çizilmiş bir gökkuşağına döner gökyüzüm. Gökkuşağı rengini kaybedince ne kadar sıradanlaşırsa, senin olmadığın bir hayatta o kadar çekilmez. Oysa ben gökkuşağını renkli seviyorum, gökyüzünü mavi…

Bu coğrafyada umut etmenin cezası 10 yıldan başlıyor. Bu anakarada beraber yaşayabileceğimiz bir toprak parçası yoksa eğer, göç edelim Hz. Muhammed gibi. Adına hicret desinler. Baskılardan değil, bakışlardan kaçalım. Çünkü bizim birbirimizden uzaklaşmamız: belki kadar kesin, keşke kadar imkânsız…biz kaçak çay ile tütün gibiyiz. Beraber olduktan sonra hangisinin hangisine eşlik ettiğinin bir önemi yoktur.bizde öyle… Çizilen bütün sınırları kaldıralım ve yolculuğa çıkalım seninle…

Önce;

Tarihe-dinlere yolculuk yapalım…

Yolculuğumuza Zerdüşt’ün Zend Avesta’sı olalım. İlk tek tanrılı dini öğrenip tek kadını sevmeyi öğrenmeliyim. Bana eşlik etmelisin. Öğrendikten sonra devam edelim yolumuza…

Hristiyanların İsa’sı olalım. Ruhumuzun gökyüzüne yükselişini izleyip, bir gün Mesih olarak yeryüzüne ineceğimizi hayal etsinler. Yahudiler bizi kıskanınca 4 farklı İncil yazalım ve kendimizi yeni Ahit’in 4. Kitabında anlatalım Markos’un kalemiyle…

Evrensel dinlerin mitolojisine merak salıp yolculuğumuza Lilith’i bilmeyen Müslümanların arasında devam edelim, Havva omurgasından yaratılırken ademin hiç itiraz etmeyelim. Müslüman olsak ta 2-3 adım geriden takip etme beni. Beraber yürüyelim ki sevmeye devam edelim birbirimizi. Sevelim, ama nasıl sevelim? Bir dine bağlanır gibi değil, kendi özgürlüğümüzü sever gibi sevelim.

Daha sonra Antik yunana gidelim. Nietzsche’nin sürü psikolojisini yaşayıp tanrıların arasına karışalım. Sen Afrodit ol, ben Zeus. İnsanlar bize tapsın.

Biz birbirimizi sevelim.

Dinler tarihini bırakıp biraz da kendi tarihimize bakalım.

Qazi Muhammedîn kaderi olalım. Çarçıra meydanında Dıldar’ın marşı eşliğinde idam etsinler bizi. Tam o sırada tarihimizi düşünelim. Bu ne ilk ne de son olacak. Unutmadıysan eğer bizim başkaldırımız Kawa’nın isyan ateşiyle başlamıştı. O gün olalım mesela.21 Mart gecesi…
Kawa’nın Dehak’a vurduğu çekiç olalım. Her vuruşta Kürtler biraz daha özgür olsun. Sonra kutlayalım bunu. Halay çekelim alnımızda üç renkle… her yıl daha coşkulu karşılasın bizi halkımız. Bayram olalım, bahar olalım, mitoloji kokalım…

Tarihten sıkılırsak eğer biraz da edebiyata yolculuk yapalım.

Bukowski okurken kendimizden geçelim. Güneşin sofrasında bedenlerimiz yanarken, ruhlarımız tanrının huzurunda sevişsin. Ama namusumuzu koruyarak…

Hemingway gibi dünyadaki baskılara, savaşlara dayanamayıp intihar edelim, bedenimizi toprağa verirken, ruhumuzu muhafaza edelim.

Sonra şiirlere, romanlara konu olalım. Nazım hikmet anlatsın bizi,

Ahmet arif okusun… Can yücel en az 3 dilde küfür etsin kaderimize…

Romanlara konu olalım. En güzel aşk romanımızı bir eşcinsel yazsın mesela… kim olabilir diye düşünüyorum…

Evet haklısın.

Biraz da tiyatroya konu olalım.

Sonu dramla biten 3 bölümlük komedi dizisi olalım. İnsanlar izlerken önce gülmeli ki çekeceğimiz acıya ağlayabilsinler…zaten bir duyguyu tam olarak yaşamak için zıt duygusunu yaşamak gerekir. Öyle olmasaydı ben nasıl bu kadar sevebilirdim ki seni…
Sanat durağına uğramasak, Juandres Vera Leal’e büyük haksızlık etmiş oluruz. Ben seni çizeyim, sen beni çiz. Ama aynı anda Vera Leal ikimizi çizsin.
Müziksiz yolculuk çekilmez zaten. Müzik olalım biraz.
Evrensel müzikler… İnsanlar dilimizi bilmese de dinlediklerinde hüzünlensinler.

Mozarta misafir olalım…

Rodrigo’nun gitar konçertosu olalım. Deniz geçmiş ölmeden önce bizi dinlesin.

Edebiyat sıradanlaşırsa felsefeye ve bilime uğrayalım.

Vatansız Ricardo’nun vatanı olalım, Nihilist (hiç) Nietzsche’nin her şeyi olalım, platonun mağara alegorisi olup asıl gerçekleri anlatalım da gölgelerin yalan, kopya olduğu anlaşılsın, yeryüzü tanrıları Sokrates gibi deli olduğumuzu düşünse de biz anlatmaya devam edelim ki, Descartes’in ‘cogito ergo sum’u ortaya çıksın. Biraz da materyalist düşünelim. 4 element olalım mesela: su, ateş, toprak, hava… birimiz eksik olursak diğerinin varlığı anlamsız olsun. Hayat bizimle bütünlük kazansın, anlamlı olsun.

Havva’nın yediği elma olalım, böylece insanlar hayatlarına dünyada devam etsin, sonra Newton’un başına düşelim ağaçtan. Yer çekimi kanununu bulsun. Halepçe’de ki ölümler biz (elma) kokunca insanların yüreği sızlasın.

Hemen ardından cehennemi ziyaret edelim. Şeytan yalnızlıktan sıkılmış olmalı…

Korkmana gerek yok ve şunu Unutma cehenneminde kahramanları vardır mutlaka.

Sonra tüm tel örgüleri kaldıralım. Çitleri yok edelim. J.j. Rousseau’nun hırsızlarına meydan okurcasına…

Özgürce dolaşalım dünyayı…

Bu habere hiç yorum yapılmamış.

GÜNÜN HABERLERİ

KÖŞE YAZARLARI

baslik

EN ÇOK OKUNANLAR

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.