
Yüce Rabbim yarattıklarının arasında en şerefli varlığı olan insanı yaratmış. Yeryüzü küresini bu şerefli yarattıklarının yaşamlarını sürdürmeleri amacıyla; yüzü suyu hürmetine doğanın yaratıldığını söyler din bilginleri.
Her ne kadar birbirimizin kıymetini bilmeyip, birbirimizi sevemesekte, kardeş olduğumuzu unutup, yeryüzünün halifeleri hürmetine yaratılan doğanın değerini bilmesekte, istisnasız hepimiz güzel bir yaşam için düşler kurar ve bu düşlerin peşinden giderek çabalarız. Bazılarımız bilerek veya bilmeyerek kendi ellerimizle bizim için oluşturulan güzellikleri benciliklerimizle yıkabiliyor, başkalarının o güzelliklerden mahrum kalmalarına neden olabiliyoruz.
Mağara ve göçebe devrini geride bırakan atalarımız, yerleşik düzene kentlere köylere yerleştikleri günden bu yana daha iyi bir yaşam hayal edip o hayallere ulaşmaya çalıştılar. Daha iyi bir yaşamın hayali kurulurken hep ferdi hayaller kurduk yani önce ben, benciliği beynimizin merkezi yaprak hayaller kurduk. (Bana dokunmayan yılan bin yaşasın dedik). Yılan çevremizde ki güzellikleri bir bir zehirlemeye başladı, farkına varamadık, ne zaman yılan dişlerini daha iyi bir yaşam düşlerini ısırdığında işi anladık ama iş işten geçmişti. Güzellikler zehirlendi, biz zehirleniyoruz yavaş yavaş..
Medeniyet dediğimiz bir çağda, ilkel vahşetleri yaşıyoruz, dönüp bir baktığımızda aslında 21. asrın aydınlığında değil, ilkel kominal toplumun karanlık vahşetinin içinde olduğumuzu görürüz..
Bu gerçeği hepimiz net bir şekilde görüyoruz. Bombalanan kentler, parçalanan, yakılan bedenler sözüm ona cennet uğruna yaratılan ve yaşatılan cehennem manzaraları. Yaşanan vahşetlere karşı sessiz ve tepkisiz kalarak adeta intihar ediyoruz. Bu toplu bir intihardır, tüm insanlığın ölümüdür!
Hepimiz haklı olarak devletten ve kendi oylarımızla iş başına getirip bizi yönetmeleri için vekâlet verdiklerimizden hizmet bekleriz. Hizmetlerini beğenmediklerimizi gönderir, umutlandıklarımızı daha iyi bir yaşam için başa getiririz. Uğruna doğa yaratılan ve yaratılanların en şereflisi olan insan yaşamın en iyisine layıktır.
Buraya kadar her şey güzel ya sonrası, birde bu işin sonrası ve bana bu yazıyı yazdıran olayı sizlerle paylaşayım.
Yukarda satır aralarında mesaj vermeye çalıştığım asıl mesele karşılaştığım basit bir çiçek koparma olayıdır. Yüzeysel olarak baktığımıza da çok basit ama insanlığımızı sorguladığımızda, cennet doğayı cehenneme çevirten her kötülüğün anası olan bencilliği daha iyi tanımamıza yardımcı olacak.
Bu sabah belediyenin önünde ki çiçekleri kökünden sökmeye çalışan genç bir anneyle yanında ki 10 yaşlarında kızının hareketlerini uzaktan izledim. Ana ile kız üç tane değişik renkten çiçeği koparmanın verdiği keyifle gülerek bana doğru geliyorlardı.
Öfkeden ve kızgınlıktan arındırılmış bir ses tonuyla, yaptıklarının yanlış olduğunu, hepimiz için oluşturulan güzellikleri korumamız gerektiğini, herkes bir iki çiçeği kökünden koparırsa bu güzellikleri kendi ellerimizle yıkmış olacağını anlatmaya çalıştım.
Küçük kız utangaç ve mahcup bir tavırla yüzünü benden gizlemeye çalışırken, annesi tersine yanlışını şu cümlelerle savunmaya çalışıyordu: “Ma vış.. Ne olmuş kekom kıyamet mi koptu? Ayıp değil mi o kadar laf edisen? Dedim balkonuma koyayım balkonum güzel görünsün..
Ablaya tekrar ses tonumun en nazik en terbiyeli haliyle anlatmaya çalıştım; “Bak bacım Siverek’te bizim evimiz çocuklarımız her gün bu parkın güzellikleri arasında okula gidiyorlar. Sen canın sıkılınca komşunla çayını demleyip bu parkta çay keyfi yapıyorsun. Her zaman evin içinde durulmaz, bence sen Siverek’i de evin kadar düşünmelisin yoksa sağlıklı bir yaşamı nasıl istersin çocuğun için? Yapılan okullara parklara sahip çıkmazsak, çöplerimizi çöp bidonlarına koymasak, parklarımızı ağaçlarımız korumasak olmaz, yaşanmaz. Bu güzellikler sizlerin verdiğiniz vergilerle yapılıyor. O çiçek belki senin ödediğin su faturasıyla alınmış onu koparmak paranı yırtmakla birdir.”
Ablam sıkılmış olacak ki sert bir ses tonuyla, “La ma kekom odır Suriye’de insanların başını koparilar ben bir çiçek kopardım beni rezil ettin”
Abla beni protesto etmek için kopardığı çiçekleri yere fırlattı. Ardından baka durdum ve şunu düşündüm; Atalarımız bir çiçeğin koparılışına sessiz kalmasaydılar, insana ve doğaya saygılı olabilmeyi becerseydiler, çiçeklerin koparılışına dur deseydiler, zalimler zebaniler insanların başını bu kadar rahat gövdelerinden koparabilirler miydi?..
Haber: Cuma Sarı - Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde uyuşturucu madde imal ve ticaretine yönelik düzenlenen operasyonda…
Haber: Cuma Sarı - Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinde belediyeye yönelik düzenlenen şafak operasyonunda, aralarında eski belediye…
Dünyanın birçok yerinde basın zor şartlar altında, adeta kör-topal bir durumda. Türkiye’de ise basın özgürlüğü,…
İyilik ve kötülük, insanlığın varoluşuyla birlikte hep var olmuştur. Dileğimiz, kötülük kelimesinin insan yüreğinden bir…
Haber: Osman Serhat Dolaş – Şanlıurfa’da uyuşturucu madde imal ve ticareti yaptığı iddiasıyla gözaltına alınan…
Haber: Yusuf Eyyüp Sarı - Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bilişim sistemleri kullanılarak dolandırıcılık yapıldığı iddiasına yönelik…