Boynu Bükük Ölmek

Son iki ayda adeta ölüm yakınımızda pusu kurmuştu. Her Ölüm Allahın emri olduğu için acıyı içimize gömerek ölen yakınlarımızın ele ayağa düşmeden, fazla acı çekmeden öldüklerine Şükür ederek kendimizi teselli ettik.

Önce Teyzem Kızı Feride Kayışkıran Ablamız Hakkın rahmetine kavuştu. Ardından kardeşinin taziyesine gelip kalp krizi geçirip yaşamını yitiren aile büyüğümüz Mustafa Yuvanç’ı toprağa verdik.

İlk iki taziyemiz Siverek’te olduğu için taziyeye gelen yüzlerce dostumuz arkadaşımız ve akrabalarımızın acıyı paylaşan içten sözleri taziye dilekleri bize güç verdi. Yanı başımızda gördüğümüz her dost ve arkadaş adeta acımızın bir bölümünü paylaşıp nefes almamızı sağlıyordu.

Son ölüm haberi ise bir gecenin karanlığında Mersin’den geldi. Yıllardır Mersin ilinde yaşayan dayım Mehmet Emin Günyeli ‘nin ölüm haberini alır almaz yola koyuldum. Dayımın ölümü ani değildi benim için zira birkaç gündü hastanede bitkisel hayatta olduğunu bilmeme rağmen Allahın işi hiç belli olmaz diyerek teselli ediyordum kendimi.

Şehirlerarası otobüsü bana sanki kaplumbağa hareketi gibi yavaş gidiyordu, sanki yol daha bir uzuyordu gözlerimde dayımla yaşadığım günleri gözlerimin önüne getirdim, dayılarımın içinde bana yakın ve hukukumuz olan bir dayımdı.

Çocukluğuma gittim. Daha yedi, sekiz yaşlarında bir çocukken ilk çarşıya gelişim dayımla oldu. Okul okumadığım için rahmetli annem beni kardeşine teslim ederken “ eti senin kemiği benim demişti” Dayımın demirciler çarşısında ortağı Rahmetli Cumali Karabülbül ile birlikte sıcak demircilik yaparlardı. Bende yanlarında çıraktım.

Asi bir çocukluk yapım olduğu için, rahmetli dayımdan çok dayak yedim” hani derler ya eşek sudan gelinceye kadar” benim yediğim dayakları hesaplarsak yüzlerce eşeğin sudan gelişine denk gelir, dayak yememe rağmen dayım benim idealimdi.

Büyüyünce bende onun gibi yakışıklı ince, zarif uzun boylu yakışıklı bir demirci ustası olmayı akşam evine ekmek taşıyan yiğit bir baba olmayı hayal ediyordum.

Otobüste dayımla olan anılarımızı beynimde yaşatırken bazen gülümsüyor bazen de ağlıyordum. Bereket Yolcuların çoğu uyuyordu.

Sabahın ilk Işıklarında Mersin iline varmıştım. Yıllardan sonra ilk kez Mersin ilindeyim. Yüreğim yaslı sanki bu şehrin üzerine ölüm bulutları çökmüş.

Dayımı hastaneden camiye getirip yıkamaya başlamıştılar. Yengem ve dayımın çocuklarıyla cenazenin yıkandığı camiye vardığımızda Cuma namazına bir saat kalmıştı. Dayımı görmek istedim. İki üç insan yıkıyordu cenazeyi. Dayımı görür görmez hıçkırıklar sardı boğazımı, sanki o ölüm masasında boynu bükük memleketinden, insanlarından uzak kaldığı için boynu bükük gördüm dayımı, sanki bir el beni boğmaya çalışıyordu. Islanmış birazda uzamış sakallarını öptüm, sonra yıllarca evine çocuklarına helal bir lokma ekmek götürmek için uğraştığı o nasırlı ellerine sarılıp öpmeye başladım, ellerinin üzerindeki ıslaklığa gözyaşlarımda katılıyordu, hıçkırıklar artık ses vermeye başladı. Yakınlarım beni cenazenin yanından uzaklaştırdı.

Cuma namazının ardından dayımın cenazesini mezarlığa götürdük. İnsan kalabalığı olmasına rağmen ölüm acısıyla birlikte gurbetlik acısı da çökmüştü yüreğime. Ne insanlar benziyordu insanımıza nede toprak. Toprağın rengi hiç hoş değildi.

Cenazeyi gömerlerken çevredeki mezarlıklara baktım hiçbir mezar taşında tanıdık bir isme rastlamadım.

Oysa dayım ne çok severdi Siverek toprağını. Ekonomik sıkıntılar yüzünden göç etmiş, toprağıyla akrabalarıyla hiçbir zaman bağını kesmemişti. Hastalığına rağmen hep memleketinde akrabalarının yanındaydı.

Cenazeyi gömmeye başladıklarında ayrı bir hüzün çöktü yüreğime dayımın ölümü kadar bana acı veren olay ise dayımın başka bir kentin toprağında gömülmesine dayanamadı yüreğim ağlamaya başladım.

Ağlamalarımı duyan kız kardeşim “ harap etme kendini, hani annemiz hani, babamız “ bu sözler beni teselli edeceğine daha bir çoğalttı gözyaşlarımı.

Kendimi yapayalnız yetim bir çocuk gibi hissettim. Gerçekten Emin dayımı babam kadar seviyorum hayatı ondan öğrenmiştim, dayım ve yengem de hep beni çocukları gibi gördü.

Yabancı bir şehir, birkaç Siverekli dost. Ne insanları bize benziyor ne taziye kültürleri. Cenazeyi gömen hocanın bile telkini bizden farklıydı.

Acılı yüreğime kentin rutubetli, cehennem sıcağını ve Babam kadar sevdiğim dayımı yabancı topraklara bırakıp dönmek zorunda kaldım.

Ben ordayken sadece şunu düşündüm ben Siverek’in taşına toprağına, kadım dostluklarına kurban olayım. İki cenazemizde çekmediğim acıyı yalnızlığı dayımın taziyesinde çektim. Yüzlerce telefona mesaja rağmen Allah canımı alacaksa Siverek’te alsın yoksa insan ölürken bile boynu bükük ölüyor.

Yakın zamanda eklenen haberler

  • Asayiş

Siverek’te otomobil şarampole devrildi, 2 kişi yaralandı

Haber: Cuma Sarı - Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde otomobilin şarampole devrilip takla attığı kazada 2 kişi…

2 gün önce
  • Asayiş

Siverek’te akraba aileler arasında kavga çıktı

Haber: Cuma Sarı - Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde akraba aileler arasında çıkan kavgada 1 kişi yaralandı.…

2 gün önce
  • Asayiş

Siverek’te yıldırımın yakınına isabet ettiği çoban yaralandı

Haber: Cuma Sarı - Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde hayvan otlatırken yakınına yıldırım isabet eden 16 yaşındaki…

2 gün önce
  • Asayiş

Bilişim sistemleri kullanılarak hırsızlık suçundan aranan hükümlü yakalandı

Haber: Cuma Sarı - Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde, bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan hakkında 5…

3 gün önce
  • Asayiş

Şanlıurfa’da 250 kilogram belgesiz balık ele geçirildi

Haber: Cuma Sarı - Şanlıurfa'nın Birecik ilçesinde durdurulan araçta yaklaşık 250 kilogram nakil ve menşei…

3 gün önce
  • Asayiş

IBAN dolandırıcılığı operasyonunda 3 şüpheliye işlem yapıldı

Haber: Cuma Sarı - Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesinde bilişim sistemlerini kullanarak dolandırıcılık yaptıkları belirlenen 3 şüpheli…

3 gün önce