Bırakın Görücü Usulünü Görgüsüz Ben Olayım

Kentimizde son yıllarda sayısı artan eğitimli aile ve gelişen iletişim araçları sayesinde eskiye oranla sayısı azalsa da, halen evliliklerde görücü usulü ile çocuklarını evlendirmeye zorlayan ailelerin olması yaşanan onca acı olaydan sonra halen birçok ailenin ders almadığını bize gösteriyor.

Bölgemizde bu güne kadar, erken yaşta evlilik, berdel ve akraba evliliklerini birçoğu sorunlu evlilikler oluşturup,  insanlarımıza acılar yaşatmıştır.

Bu soruna, bu güne kadar hep kadınların penceresinden bakıldı. Çocuk gelinler. Oysa sokakta oyun oynayan birçok erkeğin erken yaşta evlilik yüzünden ne acılar yaşandığını gecenin karanlığında nasıl gözyaşı döktüğünü iyi bilenlerden biriyim.

Bu güne kadar aile içi şiddet ve onun temelinden aile temelini sarsan olaylara hep toplumsal açıdan baktım. Bu güne kadar toplumsal sorunlara cinsiyetçi bir bakış açısıyla bakmadım.

Şöyle bir kısa örnek verelim kadın ve erkek yağmura tutulursa kadın mı daha çok, erkek mi daha çok ıslanır? Sorusu gibi olacak. Bu gün metropol kentlerin sanayi alanlarında emek sömürüsü yapılırken faktör cinsiyetçi bir sömürü biçimi değil insan odaklı bir sömürü sistemini sorgulamak gerekir.

Erkek egemen bir toplumda yaşadığımız doğrudur. Kadınların birçok alanda meta olarak kullanıldığı doğrudur. Birçok kadının şiddete maruz kaldığı doğrudur. Yanlış olan cinsiyetçi bir bakış açısıyla bakıp kadın, erkek yani yaşamın bir bütünü olan insanları kamplara bölmektir.

Yaşanan olumsuzlukları;  toplumsal ve sınıfsal temellerde incelediğimizde, erkeklerinde kadınlar kadar olmazsa da sınıfsal, sosyal, siyasal baskı altında tutuldukları, geleneksel baskılar da eklenince yaşanan olumsuzlukların şiddete dönüştüğü ve bu şiddetin aile içine yansıdığını görürüz.

Bu güne kadar onlarca erkek mağdurun yaşadığı olumsuzluklara tanık oldum. Bu olumsuzlukların çoğu maalesef dışarıya yansımıyor. Bunun nedeni erkek olmanın dayanılmaz ağırlığıdır.

Dün gece bir genç beni aradı.” Ailem beni bir akrabamızla zorla evlendirmek istiyor. Ben okumak istiyorum, ayrıca ben başka bir kızı seviyorum, akraba gördüğüm kıza bu güne kadar bir bacıya bakar gibi baktım. Aileme anlatamadım. Ailen düğün masrafının az olacağını, başlık ve takı talebinin az olacağı düşüncesiyle beni evlendirmek istiyor. Gelip Babamla annemle birde senin konuşmanı istiyorum. Eğer ailem beni zorlarsa başımı alıp gideceğim buralardan”

Oğlanın ve kızın yaşı küçük olmasını iki ailede sorun etmemiş. Çocuğun ailesi tanıdık dostlarımdı.

Bir saatlik konuşmamın ardından aileyi şimdilik ikna ettim. Aileyi ikna konuşmalarım sırasında 9. Aralık 2012 yılında görücü usulü ve aile baskısıyla evlendirilen bir arkadaşın yaşadıklarını okudum. Böyle bir acıyı çocuklarına nasıl reva gördüklerini sordum.

Yazı biraz uzun olacak ama konuyla ilgilenen ve toplumsal duyarlılığı olan herkesin bir kez daha okumasını rica ediyorum.

 

 

BİR BABANIN GÖZYAŞLARI…

 

 

Bu gün sizlere insanın yüreğini parçalayan bir hayat hikâyesinden söz edeceğim. Gazeteci olarak insanların özel yaşamına saygım sonsuz. Bu yaşam hikâyesini toplumsal yanlışlarımız, anlamsız inadımızın eseri olduğu için, benzer acılar yaşanmaması adına sizlerle paylaşmayı uygun gördüm.
Hikâyenin kahramanıyla, cumartesi günü bir parkta buluşup kendisinden yaşam öyküsünü dinledim.
Yazacağım yaşam hikâyesini dinlediğimde gözyaşlarıma hâkim olmadım. Amacım duygusal edebiyat yapmak değil, başta da belirttiğim gibi tek amacım yaşananlardan ders çıkarmaktır.
Olayın kahramanının gerçek ismi bende saklı, Özel yaşama saygı adına ben ondan söz ederken arkadaş olarak söz etmek istiyorum.
Hikâyemizde, yaşananlar ben insanım diyen her insanı insanlığından utandırıp, yürek burkan acı ve gözyaşına neden olan erken yaşta evlilik geleneksel aile baskısının nelere mal olduğunun fotoğrafını oluşturuyor.
Arkadaş, henüz 17’sinde görücü usulüyle evlendirilmiş. Evlendirildiği eşi kendisinden bir yaş küçük. İkisi de çocuk, çocuk yaşta çocuk sahibi oluyorlar. Arkadaş ailesiyle birlikte yaşıyor. İşsiz aile hep birlikte pamuk tarlalarında ırgatlık yapıp yaşamaya çalışıyor.
Ailenin kendisi bulup, çocuklarına sorma gereği duymadan evlendirilen gelinleriyle çelişki yaşamaya başlar. Gelin kaynana çelişkisi giderek tüm aile bireylerini sarıyor. Her gün her gece huzursuzluk. Genç çift arasında hiçbir sorun yok, ancak aileyle birlikte yaşandığı için sorun onlara da yansıyor, çoğu zaman huzursuz geceler uykusuz sabahlamalara varıyor.
Genç gelin ikinci çocuğuna hamileyken, kocası askere gidiyor. Kocasının ailesinin yaptığı baskılara kocasının hatırına katlanıyor. Yörede kocası askerken evi terk edip baba evine dönmek ayıp karşılanıyor!
İki çocuğuyla çoğu zaman geceleri, hasretlik ve gözyaşlarıyla sabaha kavuşuyor.
Sayılı günler geçip eşi askerden dönüyor, Eşine kavuşan gelin mutlu, ancak kaynanası ve kayınpederinin baskıları onu mutsuz ediyor.
Arkadaş evden ayrılamıyor. Ev tutup kirasını ödeyecek, iki küçük çocuğuna bakacak gücü cesareti kendisinde bulamıyor. Geleneksel aile yapısı gereği babasına annesine karşı koyamadığı için, aile içinde kalıp olanlara boyun eğiyor.
Hikâyesini anlatan arkadaşın göz pınarları yanaklarına süzülmeye başlamış sessiz hıçkırıklarını duyabiliyorum “Annem ve Babama karşı çıkamadım, iş bulamadım onlardan ayrılsam hayat duracak sandım ” Boğazı düğümleniyor dudakları titriyordu.
Toparlandı gözyaşları arasında anlatmaya başladı” eşim üçüncü çocuğumuza hamileydi, babam annem, amcam yani aile meclisi kararını vermiş “boşanacaksın” amcama yalvardım karım hamile ne olur bari çocuk doğsun sonra boşanayım, kimseye laf dinletemedim. İstemeye istemeye aileye uydum. Sonunda boşandık. Bir kaç ay sonra doğan çocuğu bize gönderdiler, düşüne biliyor musunuz daha adı koyulmamış bir bebek annesinin kokusunu almadan anne kucağından koparılıyor!..”
Her halinden pişman olduğu belliydi. Zaten konuşması boyunca bir kez olsun eski eşine kızgın olduğunu söylememişti bilakis kendisini ve ailesini suçluyordu, erken evlilik ve töreler adına eşinin çocuklarından koparılışına şimdi isyan ediyordu.
Yanaklarından süzülen gözyaşlarını silmeden devam etti” Boşanma olayından sonra artık Siverek’te kalamadım, kendimden acı kaderimden, en önemlisi beni kendi hırslarına kurban eden ailemden kaçtım. Büyük bir şehre gittim. Yeni insanlar, yeni yaşamları tanıma fırsatım oldu. Okumaya karar verdim açık ilköğretim okuluna kaydımı yaptırdım, halen okuyorum. Ben okudukça pişmanlıklarım artıyordu, görücü usulüyle de olsa eşime sahip çıkamadığım için, ailem dediklerim, yuvamı yıkarken onlara sessiz kaldığım için kendime kızdım. Tek tesellim çocuklarımdı. Kazandığım parayı onlara gönderiyordum. Onların hasretine daha fazla dayanamadım. Bir kaç yıl sonra tekrar Siverek’e geldim. Geldiğimde oğlum ve kızım büyümüştü, fakat beni tanımadılar evdeki kardeşlerim bana ağabey dedikleri için, çocuklarımda bana seslenirken ağabey diyorlardı, bu durum içimi acıtıyordu”
Önümüzdeki çaylarımızı yudumlarken karşımdaki adamın konuştukça her saniye biraz daha yıkıldığına tanık oluyordum, gözleri kan çanağına dönmüştü. Aradan geçen zamana rağmen susmuyordu, belli ki anlattıkça vicdanen rahatlıyordu.
“Biliyor musun?” Neyi dememe fırsat bırakmadan, bu kez sesinde bir sevinç dalgası vardı.” 9 yıldan sonra oğlum ve kızımı anneleriyle görüştürdüm”
Anlatırken sesindeki kısa süreli sevinç dalgası yerini tekrar hüzün ve acıya bırakmıştı. Gözleri tekrar dolamaya başlamıştı” evet 9 yıl sonra, çocuklarımın anası eski eşimle görüştüm. Keşke hiç görmeseydim. Ailesi ona sahip çıkmamış 65 yaşında yaşlı bir adamla evlendirilmiş. Yeni kocasından da çocukları var, yaşlı bir adamla evlenmesi ağrıma gitti”
O konuşurken tekrar yüzüne baktım. Erken yaşta evliliğin ve töre kıskacında tüm yaşamı heba edilen bu adam, bir başkası için yürekten yanıyordu. Eski eşine karşı öfke yerine sevgi ve acıma hissiyle doluydu.
Ağlamaklı ses tonuyla anlattı” çocuklarımın anneleriyle buluşması sırasında uzun sürede hepimiz ağladık, o iki çocuğuna sarılıp kokularını içine çekip hüngür hüngür ağlarken ben bir köşeye çekildim. O anda dünya durmuştu adeta, onlara bakarken bu yüreği yanık birbirlerine hasret konan yavruları ve çaresiz kadının suçu ne?
Tek suçlu gelenek ve göreneklerimizdir, tek suçlu kendi egolarını tatmin etmek isteyen anne ve babalardır evet tek suçlu onlardır.
Sanılmasın ki sadece kadınlar erken yaşta evlilik ve töre acısını çekiyor, bu hikâyede olduğu gibi erkeklerde en az kadınlar kadar acı çekip yıpranıyor.
Arkadaşın gözyaşları beni de olumsuz etkiledi, anlatılanlar karşısında benimde gözpınarlarım dolmuştu, yeter diyeceğim sırada tekrar anlatmaya başladı.
“Kızım annesinin boynuna sarılıp, bir çiçeği koklar gibi koklayıp, gözyaşlarıyla annesinin boynunu yanaklarını ıslatıyordu. Ayrılmak istemiyordu çocuklar, ne çare yazımızı yazan felek bize ayrılık yolunu yazmış elden ne gelir. Vedalaşmamız kolay olmadı 9 yıldan sonra yavrularını gören bir anne, 9 yıldır anne hasretiyle tutuşan iki masum çocuk. Ayrılırken eski eşim bana çocukları getirdiğim için teşekkür ediyordu. Sana kızgın değilim fakat annene ve babana hakkımı helal etmiyorum, senden bir ricam olacak, benim yerime küçük kızımı öp ve birde artık Büyükşehirlere gitme, yalvarıyorum sana çocuklarım annesiz kaldı bari babasız kalmasınlar. Eski eşimin bu sözleri kurşun gibi yüreğime işledi”
Arkadaş tekrar ağlamaya başlamıştı, elimdeki kalemi bıraktım. Hıçkırıklarının dinmesini bekledim.
O SUSSA BİLE ONLARCA SESİZ HIÇKIRIĞIN SESİNİ BU COĞRAFYADA DUYAR GİBİYİM…

Yakın zamanda eklenen haberler

  • Asayiş

Siverek’te otomobil şarampole devrildi, 2 kişi yaralandı

Haber: Cuma Sarı - Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde otomobilin şarampole devrilip takla attığı kazada 2 kişi…

2 gün önce
  • Asayiş

Siverek’te akraba aileler arasında kavga çıktı

Haber: Cuma Sarı - Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde akraba aileler arasında çıkan kavgada 1 kişi yaralandı.…

2 gün önce
  • Asayiş

Siverek’te yıldırımın yakınına isabet ettiği çoban yaralandı

Haber: Cuma Sarı - Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde hayvan otlatırken yakınına yıldırım isabet eden 16 yaşındaki…

2 gün önce
  • Asayiş

Bilişim sistemleri kullanılarak hırsızlık suçundan aranan hükümlü yakalandı

Haber: Cuma Sarı - Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde, bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan hakkında 5…

3 gün önce
  • Asayiş

Şanlıurfa’da 250 kilogram belgesiz balık ele geçirildi

Haber: Cuma Sarı - Şanlıurfa'nın Birecik ilçesinde durdurulan araçta yaklaşık 250 kilogram nakil ve menşei…

3 gün önce
  • Asayiş

IBAN dolandırıcılığı operasyonunda 3 şüpheliye işlem yapıldı

Haber: Cuma Sarı - Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesinde bilişim sistemlerini kullanarak dolandırıcılık yaptıkları belirlenen 3 şüpheli…

3 gün önce