Yine Yar Yakmış Mektubun Ucunu

Şimdiki kuşaklar acaba özlem ve hasretle beklenen mektupların değerini bilir mi diye soracağım, ama sesinizi duyar gibiyim ‘nerdeeee’

Evet, nerede o kadim, dost ve sevenlerin mektubu. Gelenekler bir bir teknolojiye kurban ediliyor.

Teknoloji o kadar gelişti ki artık sıcak bir sohbete hasret kaldık. Birlikte çay içip sohbet edecek sade insan sayısı az. Kim geliyorsa akıllı telefonuyla geliyor, sadece çay içiyor, sohbete hiç ihtiyaç duymuyor, tüm dünyayı sığdırmış akıllı telefonuna. Bir şeyler gelişip yaşamımızı kolaylaştırırken, bir şeyler ölüyor onunda adı insanlık.

Değiştiğimizi sandığımız günden beri, gelenek ve göreneklerimiz, sevgi ve dostluk anlayışımız buz kesiyor ve gittikçe yok olmasının şahsen korkusunu yaşıyorum.

Sizlere bir nebze olsa nostaljiyi yaşatmak adına eski mektup alışkanlığımızı hatırlatayım dedim.

Günümüzde ne candan yar kaldı, nede o zahmetlere katlanıp mektup yazacak ve ucunu özenle yakacak insanlar kaldı.

Dünyanın en zevkli yakma işi, sevgilinin mektubunun ucunu yakarak sıladaki yara gönderdiği mektubun ucunu yakma eylemidir.

Zamanla değişiyor insan, bu değişimle birlikte; alışkanlıklarımız, gelenek ve göreneklerimizde değişiyor, ya da dört duvar arasına hapis ediliyor. Kirvelik, çocukların ilk adımlarıyla köstek kesip, komşulara hedik dağıtmak, her Cuma akşamı kazanın belanın önüne gelir diye, yoksul komşuya bir kap sıcak yemek, iki ekmek dağıtmak ve daha birçok güzel geleneğimiz gün geçtikçe anlamını yitirmeye başlıyor.

Mektup yazmak ve mektup bekleme alışkanlığımız, gelişen teknolojik haber aygıtlarına kurban edildi.

Hani komşunun küçük çocuğu aracılığıyla sevgiliye gönderdiğimiz ve tarifi imkânsız bir heyecanla beklediğimiz mektuplar. Hani Karacadağın eteğinde bir köyde, köy odasında, askerlikte âli okulunda okumayı sökmüş köyün tek okuryazarı olan Çoban Mısto’nun yarım yamalak Türkçesiyle okuduğu, köy odasındaki gürültüden dolayı defalarca okunan ve başlığında ‘Evvela üzerime farz olan Allahın selamlarını iletirim’ diye başlanan ‘Büyüklerimin ellerinden küçüklerimin gözlerinden öperim’ diye son bulan mektuplar.

Bazen bir mektupla başlardı ölümüne aşklar, bazen de bir mektupla son bulurdu saf ve masum sevmeler, son bulan aşkların gerisinde o sevginin, sevdanın tek tanığı olan mektuplar gözyaşları arasında bir alevin parlaklığında yakılırdı, külleri bile kalmasın diye özenle toplanıp çöpe atılırdı mektup külleri.

Özenle yazılırdı mektuplar, her mahalle bakkalında mutlaka mektup kâğıdı ve zarflar bulunurdu, bulunmasa bile Türkçe defterinden kesilen iki yaprağa, yazılırdı duygular. Mektup yazmak ayrı bir heyecan veriyordu insana, ister bir sevgili, ister sılada bulunan bir yakının olsun yazarken sanki yanındaymışçasına, mektup yazılacak kişinin hayali ve anıları canlanırdı gözlerde. Sözcükler itina ile seçilirdi küskün olsa bile yürek, o küskünlük yansımazdı mektup satırlarına. Yazılan her mektubun içine kişi kendisinden bir şey katardı, eğer sevgiliye yazılmışsa özenle kesilmiş bir tutam saç, ya da günler öncesinden defterler, kitaplar arasında kurutulmuş bir gül bırakılırdı zarfın içine, zarfın kapakları yalanıp ıslatılarak kapatılırdı.

Yazılan mektuba heyecanla cevap beklenirdi. Postacı sokağın başında göründüğünde, kapılar açılır mektuplar sorulmaya başlanırdı. Mektup bekleyenler beklediklerini alamayınca koşarak postacının yanına gelip’’postacı ağabey bizim mektubumuz olacaktı?’’postacı hasretle mektup bekleyenleri kırmamak için elindeki bir tomar zarfa bakıp’’yok’’ derdi. Yok, sözcüğü hasretle haber bekleyen yüreklerde ince bir sızı bırakırdı. O, mektup alamayanlar umutlarını başka bir güne saklardı. Postacı sokağı terk ettiğinde çocuklar arkasına düşüp şu tekerlemeyi yapardı:
Bak postacı geliyor
Selam veriyor
Herkes ona bakıyor
Merak ediyor

Bazen; beklenen mektuplar uzardı. Mektuplar uzadıkça merak ve endişe artardı, bazen de bu beklenti hasretliklere karışıp, göz pınarlarını ıslatırdı. Oysa mektup yazılırken özellikle de altına, “kestane kebap acele cevap” notu dikkatle yazılmıştı.

Bazen de hasretlik ve mahcupluk gizliydi mektubun satır aralarına. Askerde olan nişanlı genç veya yeni evli olanlar, sevgililerine eşlerine isimlerini yazarak selam göndermek yerine şu yazılırdı “beni soran herkese selamlar, büyüklerin ellerinden, küçüklerin yanağından öperim” o yanağa kondurulan öpücük içten içe yarın yanağına koyulmuş olurdu.

Mektuplar çağının en güzel haberleşme aracıydı. Özel bastırılan zarfların yanı sıra, zarfların üzerinde bulunan mühürlerde mektubu yazanı ele veriyordu. ‘Er mektubudur.’

’Tutuklu mektubudur görülmüştür.’ En acı olanda bu ‘görülmüştür’ kaşeleriydi. Size ait olan duygular, sizden önce başkaları tarafından okunmasıydı!..
Yine yakmış yar mektubun ucunu
Askerlikte, sevda çekmek zor diyor
Yükleyip postanın bana suçunu
Hatırımı teller ile sor diyor
Askerlikte sevda çekmek zor diyor

Zor olan aslında ne askerlikti, ne de gurbet elde yaşamaktı, zor olan hasretlikti. Mektuplar bu hasretliği gideren en güzel sözlerle doluydu.

Mektuplaşmak sıradan bir olay değildi, çok değil bir otuz yıl öncesine kadar mektuplar yaşamımızın ayrılmaz bir parçasıydı.

Şarkılara, şiirlere, Türk filmlerine konu olmuş mektupların güzel yanlarını elbet kısacık bir yazıda anlatmam mümkün değil. Kısa ve öz olarak söylemek gerekir ise, mektupların her satırında sevgi, kavuşma özlemi ve samimiyet vardı.

Günümüzde haberleşme daha kolay ve hızlı olduğu için mektuplu yıllar anılarda kaldı. Günümüzün iletişim araçları ne kadar hızlı olursa olsun samimiyetsizlik ve soğukluk taşıyorlar. Duygular çok çabuk değişiyor, aşklar arkadaşlıklar bir bilgisayarın tuşuyla delete oluyor.

Mektup alışkanlığımız giderek yok oldu. Günümüzde mektup alışkanlığı dört duvar arasında kaldı. Demir parmaklıkların ötesinde duygular karalanır ve bir zarf işinde önce gardiyanlar sonra sevdiklerinize ulaşır.

Nostaljide kaldı, bir filmin karesinde bağıran adam’’hançer geldi size mektuplar getirdi’’

Eskiden yakılsa bile mektuplar, yakılmadan önce sözler yüreklere kazılıyordu, alev topunda yanan her söz için bir damla gözyaşı dökülüyordu.

Habersiz, sevgisiz kalmamanız dileğiyle

Saygılarımla…

Yakın zamanda eklenen haberler

  • Asayiş

Siverek’te otomobil şarampole devrildi, 2 kişi yaralandı

Haber: Cuma Sarı - Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde otomobilin şarampole devrilip takla attığı kazada 2 kişi…

2 gün önce
  • Asayiş

Siverek’te akraba aileler arasında kavga çıktı

Haber: Cuma Sarı - Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde akraba aileler arasında çıkan kavgada 1 kişi yaralandı.…

2 gün önce
  • Asayiş

Siverek’te yıldırımın yakınına isabet ettiği çoban yaralandı

Haber: Cuma Sarı - Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde hayvan otlatırken yakınına yıldırım isabet eden 16 yaşındaki…

2 gün önce
  • Asayiş

Bilişim sistemleri kullanılarak hırsızlık suçundan aranan hükümlü yakalandı

Haber: Cuma Sarı - Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde, bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan hakkında 5…

3 gün önce
  • Asayiş

Şanlıurfa’da 250 kilogram belgesiz balık ele geçirildi

Haber: Cuma Sarı - Şanlıurfa'nın Birecik ilçesinde durdurulan araçta yaklaşık 250 kilogram nakil ve menşei…

3 gün önce
  • Asayiş

IBAN dolandırıcılığı operasyonunda 3 şüpheliye işlem yapıldı

Haber: Cuma Sarı - Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesinde bilişim sistemlerini kullanarak dolandırıcılık yaptıkları belirlenen 3 şüpheli…

3 gün önce