
Siverek’te bu güne kadar, kapsamlı bir arkeolojik kazının yapıldığını sanmıyorum. Bu yüzden Siverek tarihinin büyük bir bölümü gün yüzüne çıkarılmamış. Siverek’te yerleşim tarihi, insanlık tarihiyle eşdeğer olduğu söylense de, bunu kanıtlayacak arkeolojik bulgular ve deliller elde olmadığı için günümüzde Siverek’in kesin tarihi üzerine bilimsel olarak söz söylemek mümkün olmamıştır. Eldeki verilerle yetinip Siverek’in tarihini böyle kabullendik.
Bu güne kadar Siverek tarihiyle ilgili hep sıkıntılar yaşandı. Siverek tarihi konusunda bilimsel tez çalışması yapmak isteyen üniversiteli gençlerimizin bir kısmı tarih bölümünde eğitimlerini sürdürmelerine rağmen kendi memleketinin tarihi üzerine kapsamlı bir tez yapamamanın sıkıntısını yaşadı.
Basınla ilgili olduğumuz için üniversitelerin tarih ve coğrafya bölümlerinde okuyan Siverekli öğrenciler, tarih konusunda araştırma yapmak için zaman zaman bizden destek talebinde bulunuyor.
Bizimde Siverek tarihi ile ilgili pek fazla bilgimiz olmadığı için kendilerine “Bu güne kadar Siverek tarihiyle ilgili yazılan kitaplar ile bazı internet sitelerindeki tarih bölümlerinden yazılı tarihten söz ettim”
Siverek tarihi üzerine tez yapmak isteyen öğrenciler, sözünü ettiğim kitapları incelediklerini, ayrıca internet sayfalarında gezdiğini ancak Siverek tarihiyle ilgili gerçek manada bir doküman bulmadığından yakındı.
Sözün kısası; Siverek’in gün yüzüne çıkarılmayan tarihi bize şunu gösteriyor “içinde yaşadığımız şehre yabancıyız, yani kendi memleketimizde Fransız kalmışız”
Bilim adamlarının, “Tarihini bilmeyen toplumlar, geleceklerine yön veremez” tezini hatırladığımızda, gerçekten özellikle tarih ve turizm alanında bugüne kadar geleceğimize yön veremediğimizi gibi, elimizdeki tarihi ve turistik değerleri koruyamıyoruz.
Siverek’te geçmişe baktığımızda, bırakın yeraltındaki tarihi gün yüzüne çıkarmayı, yer üstünde bulunan tarihi varlıklarımızı bile koruyamadık.
Belediyemiz ilk etapta Cudi Paşa Konağı ve Gümrük Hanını kendi imkânlarıyla istimlâk edip (bu tarihi mekânları şahısların özel mülkiyeti olduğu için şahıslardan satın almıştır) yine kendi imkânlarıyla restorasyonunu yapıp, bu tarihi değerleri insanlarımızın hizmetine sunmuştur. Belediyenin çabaları olmasaydı bu tarihi alanların yerinde belki başka yapılar olacaktı.
Tarihi mirasın korunup halkın hizmetine sunarak gelecek kuşaklara aktarmak adına, bugüne kadar büyük çaba harcayan tarihe sahip çıkıp gelecek kuşaklara miras bırakma çabaları sonucunda; yok olmaya yüz tutmuş Cudi Paşa Hanı, Halfanların Evi, Terzilerin Evi, Cıncıklı Hamam, Humanların Evi gibi tarihi yapılarımız belediye başkanlarımızın tarihi duyarlıklarından dolayı kente kazandırılmış ve kent halkının hizmetine sunulmuş bu bağlamda bu yapıların tarihe kazandırılmasında emeği bulunan herkese teşekkür ediyorum.
Siverek tarihi üzerine ilk kapsamlı bir çalışma 2012 yılında Siverek Belediyesinin katkılarıyla dönemin kaymakamı Mahmut Hersanlıoğlu’nun çabalarıyla yapılmaya başlandı.
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Harran Üniversitesi ile Şanlıurfa valiliğince yaklaşık 6 ay boyunca bölgede sürdürülen bilimsel çalışmaların özeti slâyt eşliğinde önceki gece tarihi gümrük hanında katılımcıların bilgisine sunuldu.
Siverek bölgesinde bilim adamları tarafından yapılan çalışmalar sonucunda, Siverek tarihinin Şanlıurfa’da bulunan göbekli tepe ile eşdeğer bir tarihe sahip olduğu ortaya çıkıyor. İlk kez tespit edilen (NEOLİTİK DEVİR YERLEŞİMLERİ M.Ö. 9000–5500) envanter çalışmasıyla ilgili bilgi veren Yar. Doç. Dr. Mustafa Güler yaptığı açıklamada, Siverek tarihinin M.Ö. 9 bin yıllarına dayandığını, bulunan bulguların Göbekli Tepe ile eşdeğer olduğunu belirterek şöyle dedi:
“Yapılan bu çalışmalar dijital ortama aktarılarak tasnif edilmiş, kitabeleri bulunan yapıların kitabeleri okunmuş, taşınmazların tarihlendirilmesi yapılmıştı. Bu çalışmalardan sonra taşınmaz kültür varlıkları mevcut haritaları işlenecek ve böylece yapıların yerleri tespit edilecektir. Taşınmazlar kendi içinde tasnif edilerek ilgili literatür taranacak ve her taşınmaz kültür varlığının bilgileri tamamlanacak.”
Değerli bilim adamı altını çizerek yapılan çalışmaların sadece bir özet olduğunu, daha geniş bilgi ve belgeleri önümüzde ki günlerde açıklayıp, bu bilgi ve belgeleri bir kitapta toplayacaklarını söyledi.
Tarihi Gümrük Hanında o gün bende sunulan tarihi sunumu izlediğimde bilim adamları kadar olmasa da kentini seven her Siverekli gibi heyecanlanmıştım.
Yapılan sunum sayesinde ilk kez yeni bilgiler ediniyordum. Bölgede yapılan araştırmada İslamiyet öncesi dönemlerde bulunan kaya mezarları, kaya yazıları, höyükler İslamiyet döneminde ve Osmanlı dönemindeki mezar taşları ve yazılarının bulunduğu yapılan çalışmalar sonucunda 62 yeni mimari, 166 arkeoloji envanter tespit edilmiş. Yapılan çalışmaların önümüzdeki günlerde kitap haline getirileceği belirtilmişti.
Bu güne kadar bu kitap yayımlanmadı. Edindiğim bilgilere göre maddi kaynak yetersizliğinden dolayı yayımlanamıyor.
Bugüne kadar tarihi ve turizm alanındaki yatırımlar Şanlıurfa merkeze yapıldı. Oysa kapsamlı bir araştırma bizlere şunu gösteriyor, Siverek Şanlıurfa’dan önce vardı. Bu konuda Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesini gün yüzüne çıkamayan Siverek tarihini güneşle buluşturmalarını bekliyoruz. Siverek’te bulunan mozaiklerin ve diğer tarihi eserlerin ilçede yapılacak bir açık hava müzesinde sergilenmesini bekliyoruz.
İyilik ve kötülük, insanlığın varoluşuyla birlikte hep var olmuştur. Dileğimiz, kötülük kelimesinin insan yüreğinden bir…
Haber: Osman Serhat Dolaş – Şanlıurfa’da uyuşturucu madde imal ve ticareti yaptığı iddiasıyla gözaltına alınan…
Haber: Yusuf Eyyüp Sarı - Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bilişim sistemleri kullanılarak dolandırıcılık yapıldığı iddiasına yönelik…
Haber Merkezi - Siverek Belediye Başkanı Ali Murat Bucak, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk…
Haber: Yusuf Eyyüp Sarı – Şanlıurfa Harran Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı tarafından girişimsel kardiyoloji…
Haber: Şükrü Dolaş - Merkezi İstanbul’da bulunan “Hayata Dair” kadın grubu üyeleri, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde…