
İşçiler neden Harran'laştırılıyor?
Türkiye işçi sınıfının tarihi, Cumhuriyet tarihinden daha eski olup, bu güne kadar işçiler emekten yana olanlarla birlikte ciddi bir mücadele içindedir. Tarihsel süreç boyunca işçiler ve emekçiler Türkiye’de birçok baskı ve işkenceye maruz kalmıştır. 1 Mayıs 1977 tarihinde yapılan katliamda onlarca insan yaşamını yitirmiş, bir o kadar kişi de yaralanmıştır. Olayın üzerindeki sis perdesi bir türlü aydınlatılamamıştır.
O günden bugüne işçi sınıfının emek mücadelesinde pek bir şey değişmemiştir. Mevcut yasalar işçiden yana olsa da patronlar çoğu zaman bu yasaları dikkate almamaktadır.
İşçilerin hak mücadelesi giderek düşük seviyelere gerilemiştir. Bunun birçok nedeni bulunmaktadır. Başta Türkiye’de milli burjuva sınıfının gelişmemiş olması, yani iç dinamiklerinden kaynaklanan bir kapitalist yapının oluşmaması nedeniyle emek mücadelesi ancak sol gençliğin verdiği destekle yürütülmeye çalışılmıştır.
İşçi sınıfının tarihini yazmaya kalksak bu köşe yetersiz kalır. İşçi sınıfının bilinçli ve örgütlü bir yapıya sahip olmaması, emekçilerin kolunu kanadını kırmaktadır.
Emekçilere dayatılan gayri insani yaşam koşullarına işçiler boyun eğmek zorunda kalmaktadır. Bölgede işsizlik had safhadadır. İşsiz kalma korkusuyla kentlerin pisliğini temizleyen işçiler, kendilerine dayatılan evrakları imzalamaktadır.
Gerek sendika başkanlığına aday olanlar gerekse siyasete girenlerin ortak söylemi “Biz hizmetkâr olmaya geliyoruz” olmuştur. Ancak pratikte görüldü ki, hizmetkâr söylemiyle gelenler birer ağa oldular.
Türkiye’de olduğu gibi bölgemizde de güçlü bir işçi sınıfı ve buna paralel güçlü, örgütlü bir sendikacılık olmadığından dolayı ücretlerde ve çalışma koşullarında “ağam ne derse o olur” anlayışı hâkimdir.
Sözde işçi temsilcileri Şanlıurfa bölgesinde yetkili olmak adına sendikalar birbirleriyle mahkeme koridorlarında hesaplaşmaktadır. Olan işçilere olmaktadır. Mahkeme süreci devam ederken işçiler, emekçiler mağdur edilmektedir.
Bölgede bazı belediyeler işçilere düşük ücret vermek için çeşitli belgeler imzalatmaktadır. Bu durum karşısında sendikalar sadece seyirci kalmakta, her ay işçilerden kesilen sendika aidatının peşinde koşmaktadır.
Bu yazıyı yazarken rahmetli Kemal Sunal’ın bir filminden sahneler gözümün önüne geldi. İşçi arkadaşlarıyla arasındaki ücret farkını sorarken işveren “Onlar sendikalı” diyor. Rahmetli de “Ben de Harranlıyım” diye cevap veriyor.
İşsizliğin yoğun olduğu bölgemizde sendikalar, işverenlerle kapalı kapılar ardında yaptıkları görüşmeler sonucunda maalesef işçiler, bir sendikaya bağlı olsalar bile Harranlı olmaktan kurtulamıyorlar.
Bilinçli bir sendikacılık yok. Sendikacılık ya yetersiz ya da yok. Olan ise sendika ağalarıdır.
Emekçilere dayatılan gayri insani yaşam koşullarına işçiler boyun eğmek zorunda kalmaktadır. Bölgede işsizlik had safhadadır. İşsiz kalma korkusuyla kentlerin pisliğini temizleyen işçiler, kendilerine dayatılan evrakları imzalamaktadır.
Bölge ucuz iş gücü cennetidir. Ben de yaklaşık 30 yıl çeşitli sendikalara bağlı çalışmış bir işçiyim. Bu güne kadar bize işçi olarak yasal haklarımızın neler olduğu, hangi koşullarda ve kaç saat çalışmamız gerektiği gibi konularda bilinçlendirici bir eğitim verilmedi. Sendika ağaları bilinçlenmemizi belki de istemediler. Bilinçli birer emekçi olsak onlara şunu sorardık: “Hani seçilirken emekçinin, halkın hizmetkârı olacaktınız? Bu ağalık niye?”
Bir iki gün sonra hükümetin de kabul ettiği 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı kutlanacak. Göstermelik davul, zurna ve halaylar çekilecek. Ertesi gün aynı düzen devam edecek.
İşten atılan işçiler mahkeme kararıyla işlerine iade edilseler bile işveren baskısı sürecektir. Baskılar devam edecek, bazı işverenler işçiyi işe iade etmeyerek görmezden gelecek ve emekçiye ağalık taslamaya devam edecektir.
İnsanlar baskılara, ekmeksiz kalmamak adına boyun eğecektir. Memlekette işsiz sayısı çoktur; Ali olmazsa Mehmet o işe koşacaktır.
Kısacası Harranlıların sayısı artarak devam edecektir.
İşçi ve emekçi bayramında demeçler havada uçuşacak, emekçiden yana söylemler devam edecektir. 2 Mayıs’ta ise aynı tas, aynı hamam sürecektir. Hak arayanlara işten atılma tehdidi yapılacak, meydanlarda gazlı müdahaleler devam edecektir.
Yani işverenler ve sarı sendikacılar ağalığına devam edecektir.
Fakat şu unutulmamalıdır: Er ya da geç hak yerini bulacaktır…
Haber: Cuma Sarı - Şanlıurfa’da örgütlü olarak tefecilik ve yağma yaptıkları iddia edilen şüphelilere yönelik…
Haber Merkezi - DEPSAŞ Enerji, hizmet bölgesi olan illerde bulunan ve borçları nedeniyle elektriği kesilen…
Haber Merkezi - Siverek Belediyesi, ilçe genelinde faaliyet gösteren fırın ve unlu mamul üretimi yapan…
Haber: Cuma Sarı - Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde sahte "askerliğe elverişli değildir" raporu düzenlendiği iddiasına yönelik…
Haber: Zozan Gün - Şanlıurfa Harran Üniversitesi Hastanesinde görev yapan ebe Sümeyya Sincik, meslek hayatı…
Haber Merkezi - Şanlıurfa’da Halfeti Belediyesi’nin önceki dönemine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 46…