Sonbahar; bir başka deyişle hazan yani hüznün mevsimi. Günlerin kısalması, yağan yağmurlar, esen serin rüzgârlar ve yaprakların renk cümbüşü… Hangimize bir hüzün vermez ki. Bazılarımıza gelip geçen ömrümüzü hatırlatır, bazılarımıza da sevgiliyle geçen sıcak yaz günlerinin özlemini anımsatır. Bazen de annelerimizin avluda sürekli temizlemesi gereken yaprak yığınıdır sonbahar.
Daha önce yayımlanan ” Yangında mahsur kalan aileyi itfaiye kurtardı ” haberimizi okuyabilirsiniz

Siverek’te bağ bozumudur, şire üzümüdür sonbahar. Mevsimlik tarım işçilerinin pamuk ipliği güvencesinde, pamuk toplama mevsimidir sonbahar. Çeltik tarlası, nar kokusudur sonbahar. Umudun yağmura, yağmurun tohuma, tohumun toprağa düştüğü aydır sonbahar. Göçer gelinin bir başka baharda saklı deniz kokusudur sonbahar, mısralardaki “savrulan zozan savrulan Karacadağ’dır” sonbahar.

Duygularımızda bu değişimleri yaşatan, bize şiirler yazdıran sonbahar, doğada ne gibi değişimler yaratıyor. Bize adeta göz ziyafeti yaşatan yaprakların sarama-kızarma nedenini merak ettiniz mi hiç? Neden o yemyeşil yapraklar çok kısa sürede sararıp kızarıyor, sonra da dökülmeye başlıyorlar. Bu güzel doğa olayının sebebi; lise bilgilerimizden hatırlayacağımız fotosentez olayında görev alan ve de bitkiye yeşil rengini veren kloroplast kimyasalının yaptığını biliyor muydunuz? Günlerin kısalması ve sıcaklıkların düşmesi ile birlikte bahsettiğimiz kloroplast kimyasalı (bitkiye yeşil rengini veren kimyasal) yapraklardaki miktarı azalır.
Bu kimyasalın azalması yapraklarda çıplak gözle görünmeyen ama yapraklarda hep var olan SARI-TURUNCU vb. pigmentleri (renk maddeleri) daha baskın hale getirir. Yani aslında YAPRAKLAR HİÇBİR ZAMAN SARI YA DA TURUNCUYA DÖNMÜYORLAR, ZATEN YAPRAKTA VAROLAN SARI-TURUNCU RENKLER DAHA BASKIN HALE GELİYORLAR. Yaprakların yere düşme olayına gelince; ağaçlar soğuk havalardan korunmak ve de kış aylarında stok yapmak amacıyla yapraklarda bulunan besinleri emerken yaprakların yere düşmesine sebep olurlar.
Şairlere ilham veren bu güzel doğa olayını Cemal SÜREYA‘nen ‘EYLÜL’ isimli şiiri ile bitirmek istiyorum.
EYLÜL’DÜ
Dalından kopan yaprakların
Sararan yanlarına yazdım adını
Sahte bir gülüşten ibarettin oysa.
Ve hiç bilmedin ellerimin soğuğunu.
Eylül’dü……
Di’li geçmiş bir zamandı yaşadığımız
Adımlarımızın kısalığı bundandı
Bundandı gözlerimin durgunluğu.
Sarı sıcak cümlelerde sözün kadar yalan,
Ellerin kadar ıssız,
Sen kadar zamansız molalar veriyordum
Ve çocuksu bir bencillikti hüznümüz.
Eylül’dü…..
İzlerini çizdiği zaman ansızın gidişin,
Şimdi yoktu bi anlamı suskunluğun.
Çırılçıplak kalakaldım sessizliğinin orta yerinde.
Sonra sesime yankı vermeyen uçurumlar kıyısında yürüdüm bir zaman
En çok sesini aradım.
Gözlerinse asılı bıraktığın yerdeydiler hâlâ.
Gözlerini sildi zaman..
Dedim ya… Eylül’dü.
Savruluşu bundandı kimsesizliğimizin.
Cemal SÜREYYA















Emeğine ve yüreğine sağlık. Tebrik ederim. Başarılar…