Bonzai, rüya, Bombay mavisi isimleriyle satılan esrarın modern teknoloji ve sistemde geldiği yeni trend olarak gençlere aşılanan sentetik bir uyuşturucudur.
Belçika gibi ülkelerde tarım gübresi olarak kullanılan çıkan yangında dumanıyla insanların kafa bulmasından dolayı 2002’lerde gençliğimizin sinsi düşmanlarından biri olarak safında yerini alan bu illet oldukça pahalı, tahrip gücü akıl almaz derecededir.
Kıymetli okuyucular; İnsanın kalbi bir et parçasıdır. O parça düzgün ise bütün vücut düzgün, bozuksa bütün bünye bozuktur diyen peygamber efendimizin (s.a.v.) ne demek istediğine olayın bir de bu perdesinden bakmak lazım. Sıkıntılar, stresler, yaşanılan olumsuz olaylar karşısında kalbi sıkışan, bu sıkıntının çözümünü “abi öyle güzel bir hap var, 10 dakikada adamı 3 ülke gezdiriyor, hoş ediyor” sözünün heyecanıyla gözleri parlayan nice gençlerimizin 1 ay içerisinde bırakın gezeceği ülkelerin adını bilmeyi, gözündeki parlayan ışığını kaybetmek suretiyle hırsızlıktan, yalan söylemekten tutunda yaşayabileceği her türlü kötü tuzaklara düşmekte, eğer elinden tutan birisi olmazsa gözlerimizin önünde eriyip gitmektedir.
Yol kenarlarında, mezarlık içlerinde, okul duvarlarının diplerinde uyuşturucuda çare arayan çocuklarımızı görmeyen var mı acaba?
Benim çocuğum yapmaz, yaparsa çocuğum değildir. Bunların yüzünden ülke perişan oluyor, bunların anası babası nerede, devlet neden çözüm bulmuyor? gibi klasik sözler söylemek arkamıza bile bakmadan çekip gitmek, akşam yatağımıza yatarak çok rahat bir şekilde uyumak çözüm değildir.
“Bonzai, Eroinden 100 kat daha tehlikeli” bu ifadeyi okumak bile tedirgin eder insanı ama gerçek bir ifade maalesef. Gerçekle rüya arasında gidip gelmeler, ölüme bir adım kalmak ama ölmek istemiyorum imdat yalvarmaları veya tam tersi bir an evvel ölebilmek için çabalamalar, vücudunuzla yabancılaşmak, öbür tarafa gidip gelme telaşı, gözünüzün önünde cenaze namazının kılınışı izleme gibi insanı insanlıktan çıkartacak şekillerde tesiri olan bu sentetik maddenin belki birkaç zararı bu.
Genel adı uyuşturucu olan ama içine girdiğinizde karşınıza çıkan yüzlerce madde olan bu gerçeğin farkına varmamız gerekir. Bazen bu durum karşımıza bali, çakmak gazı, tiner olarak çıkar bazen esrar bazen toz, bazen hap çeşitleriyle. Bu uyuşturucu ve uyaranların isimleri, renkleri, etken maddeleri değişse de hiçbir zaman bitmeyecek bir düşmanın her an çevremizde sevdiklerimizi, eşimizi, çocuğumuzu içerisine alıp kandırması an meselesidir.
Bütün bunları bilmek yetmiyor esasında. Bilmek tanımak bu işin %5 i diyebiliriz. Önümüze gelen ilk kişiye sorsanız uyuşturucu maddeleri size en az 3 tane sayar. Zararlarını sorsanız dili döndüğünce söyler, sebep ve sonuçlarını tartışır ama bu bilgi çoğu zaman yakını bu bataklığın içine düşmüş insanı aciz bırakır. Nice hastalarımızın aileleriyle görüşürken bir gerçek ortaya çıkıyor. Bilgi, benim başıma gelmez düşüncesi sizi çepeçevre kuşatıveriyor. Hocam herkesin başına gelir inanırdım ama benim başıma geleceği aklımın ucuna bile gelmezdi sözleriyle başlayan şaşkınlık ve pişmanlık ifadeleri.
Nerede yaşıyoruz, çocuğumuzun gününü geçirdiği dış ortam, evde bizim yerimize emanet ettiğimiz tv kanalları, daha çok bilgili olsun bizim zamanımızda yok ama çocuklarım için hiçbir şeyi eksik etmem dediğimiz internet veya harçlık olsun diye verdiğimiz ama çocuğumuzun internet cafelerde harcadığı birkaç liralar……
İnanın göremediğimiz veya görmezlikten geldiğimiz her şey bir gün gelir büyük faturalarla karşımıza. Keşkeler anlamsız, iç çekmeler faydasız olur.
Kıymetli okuyucular bugün adı Bonzai yarın ise başka renk, isim ve etkiyle her an sinsi bir yılan edasıyla bizde olan güzellikleri yok edip yerine ise kişinin kendisinden ailesine vatanından milletine faydalı olmaktan uzaklaştıran bu düşmanlara karşı uyanık olalım.
Bu anlamda bunun sıkıntısıyla iç içe olan kardeşlerimize faydalı olmak üzere Siverek’te bir ilk olarak Tedavi merkezine başvurabilir, Tıbbi ve Psikososyal olarak yardım alabilirsiniz. Eğer utanır, rezil oluruz düşüncesiyle sevdiklerimize ve çocuklarımıza karşı duyarsız olursak şunu asla unutmayalım ki kanseri bile yenen insan uyuşturucuyu asla yenemez. Tedavi için her geç kalışlarımız sevdiklerimizin bir adım daha ölüme yaklaşması anlamına gelir.
Asıl pişmanlığı ise, hayattayken bizi utandıran, öldükten sonra “keşke” sözleriyle vicdanımızı rahatlatmaya çalışacağımız ama asla başarılı olamayacağımız da yaşarız.
Unutmayalım ki; Gençliğini eğlenmekle geçiren, ihtiyarlığını ağlamakla geçirir. Maddeyi değil hayatı seçenlerin daha çok olduğu bir yaşanılır dünya dileklerimle…
Nurullah ULUIŞIK
(Not: Tedavi için (0544) 281 10 50 arayabilirsiniz.)













