Durdum baktım ustaya
Koca bir çınar gibi duruşu vardı.
Çok eskilerden hafızamın bir yerinde kalan
Yiğit dost gülüşü vardı..
Şimdi sokakta yalnız başına kalmış bir adam misali
Ama adamdır benim ustam…
Demirci Mehmet ustam,
Yüreğiyle demir tav ederdi .
Haksızlık ve zulüm karşısında
Öfkesi kabaran bir devdi.
Kebesi felsefesi insandı insan…
En çok onları elleriyle yaralandı,
Yüreği dağlandı..
Kızmadı, kırılmadı insanlarla…
Yaratandan ötürü sevdi onları,
Dost ismi yüklü yüreğinden,
Kolay kolay silmezdi dost adlarını,
Yorgun ve örselenmiş yüreğinden.
“Beşerdir şaşar” derdi…
Yüreğini sofra yapardı dostlara…
Onlarla güler, onlarla ağlardı.
Yüreğinin üç kalemi vardı.
Dost bildikleri yaraladı mı onu…
Oturur yıldızları sayardı.
Geceyi gündüze bağlardı.
Kolay kırmazdı, yüreğinde yer etmiş dost kalemlerini.
Onulmaz yaralar bıraktı mı dost gülüşlü sahte dostları?
Önce bir kalem kırar bir adam geriden izlerdi.
Derken yaşatılan acıların dayanılmaz ağırlığından,
Dost isimleri yazan kalemler
Kırılırdı bir bir..
Usta derdim sevmek…
Boş ver dostum,
Bazı insanların anlayıp kıymet bilmediği,
Bazı hayvanların oturup uğruna ağladığıdır.
Bir serçenin ağlayışına,
Bir kurdur hainliğine dönüşür.
Sevmek, ekmektir, sudur, nefes almaktır.
İllaki bir sevgilinin saç kokusu ve dudak tadı değil,
İnsanlığı yaşam kaynağıdır.
Beyazın karaya,
Kurdun, kuzuyla yol yürümesidir.
Sevmek inadına yeşertmektir kardelenleri Temmuzun sıcağında,
Sevmek gözyaşlarını ekmek hamuruna su yapmaktır.
Sevmek ne dili, ne dini nede rengini sormaktır.
Sevmek bazen ağlamaktır,
Bazen de ihanet hançeriyle yaralanmak.
Bazen başkaları yaşasın diye











