
Bir seçimi daha geride bıraktık. Seçim sonuçlarından çok seçimlerin Türkiye genelinde kazasız belasız geçmesi en önemlisiydi.
Seçimlerin ardından Sosyal paylaşım sitesinde seçimde oy kayıp eden bazı partili arkadaşların halka hakarete varan paylaşımları karşısında hayrete düşmemek elde değil. Eminim ki yapılan paylaşımlardan partilerin yetkili organları bihaberdir. Halkın tercihine saygı duymak en doğrusudur.
Seçimlerde oy kaybına uğrayan tüm siyasi partilerin öncelikle ‘Neden?’ sorusunu kendilerine sormaları gerekiyor. Örgütlenme ve çalışma alanlarında nerde hata yaptıklarını, halka kendilerini ne kadar anlatabildikleri üzerinde çalışmaları gerektiği inancındayım.
Yapılan paylaşımlarda kendilerine oy vermeyen, başka partiye yönelen seçmen adeta sosyal medyada linç edilmeye çalışılıyor.
Klavye yardımıyla, sosyal medyada halkı küçümseyen, cahil olarak değerlendiren arkadaşlarıma şunu sorup ve samimi bir cevap isterim. ‘Sizler bilgisayar başında geçirdiğiniz zamanı kendi partinizin tanıtımın için harcasaydınız eminim ki sonuç daha farklı olurdu sizin için..’
Seçimler bir demokrasi yarışıdır. Demokrasi anlayışı eşittir Mevlana anlayışıdır. Kendi siyasi partimize saldırılıp küçük düşürülmesi bizi nasıl rahatsız ediyorsa. Bilin ki; sizin paylaşımlarınız da diğer partileri ve o partiye oy verenleri rahatsız edecek.
Bunun yanı sıra bir de beklenmedik bir şekilde beklenmedik bir oy alan siyasi parti mensupları da zafer sarhoşluğuna kapılmamaları gerekir inancındayım.
Sizi zafere götüren halkın oylarıdır, sizlere oy vermeyen vatandaşları veya başka parti mensuplarını rencide eden davranışlardan kaçınmak gerekiyor.
Hep deriz koltuğunu hakkını vermek. Koltuğun ve zaferin hakkı ise böbürlenmeden, kibirlenmeden, kimseyi kırmadan verilen vaatleri unutmamak gerekiyor.
1 Kasım Seçimlerinden sonra AK Parti beklenmedik bir yükseliş göstererek tek başına iktidar oldu.
Öncelikle buzdolabına konulan barış sürecini tekrar güneşin aydınlığına bırakması gerekiyor Türkiye toplumunun şah damarı barış sürecidir.
Bu zaferden sonra AK Partinin kendisine çeki düzen vermesi, kuruluş ilkelerine dönmesi gerekiyor.
Bu konuda usta yazar Abdurahman Dilipak’ın seçimden önce AK Partiyle ilgili yazdığı bir yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Abdurrahman Dilipak
“AK Parti şimdi, önce kendi içindeki derin devletin adamlarını, paralel yapının adamlarını, mafya bozuntularını, şahsi menfaatlerini memleket davasının üstünde görenleri ayıklaması gerek..
Önce parti teşkilatı arındırılmalı, sonra yerel yönetimler, bürokrasi ve parti grubu.. Kavakçı’nın seçim kampanyasına destek vermek için 80 yaşındaki eski bir politikacı parti toplantısına geliyor, arkadan yeni yetme, yakışıklı, sonradan görme bir tip; “bu dinozorları buraya kim çağırır bilmem ki” diyor.. Abes! Kim bu adamlar. Bu geri zekâlıları kim partinin vitrinine yerleştirir ki.. Senden bir şey mi istiyor, o yaşında sadece dua etmek için, duaları ile süslediği günlere yaklaşmış olmanın sevinci ile o yaşında size destek vermeye geliyor.. Sadece dostluğunu göstermek için kalkıp gelmiş birine söylenecek bir söz mü bu.. Eeee sucuk reklamına gelin kaynana rekabetini yüklerseniz olacağı bu.. O firmada aklı başında kimse yok mu? O reklam ajansı hangi dünyada yaşıyor. O zaman ben size nasıl güvenebilirim ki.. Arıyorsunuz ilgilisine bağlamıyorlar, adınızı soyadınızı bırakıyorsunuz, telefonunuzu bırakıyorsunuz, uyarmak için, geri dönmüyorlar bile, nasıl bir halkla ilişkilerse.. Başörtülü bir hanım başından geçen bir olayı anlatıyor. Yanındaki jipe binmiş, sonradan görme başörtülü genç bir hanım yalpalayarak gidiyor. Kırmızı ışıkta durunca normal bir arabada giden hanım genç kıza, “kızım daha dikkatli araba kullansan” diyor.. Küstah hanımefendi, “araban kadar konuş” diyor. Sözün ilk sahibi, “kızım bu arabayı ben kendi paramla aldım, sana o arabayı kim aldı” diyor, basıp gidiyor.. Bunlar haramzade.. Bunlar hacca da gidiyor, namaz da kılıyor, ama bu ibadetlerin kendilerine yükledikleri sorumlulukların farkında değiller. Artık cemaatin aktif bir üyesi değiller, 5 yıldızlı otellerde günler düzenleyip, şıklık yarışına giriyorlar. Zaten konsept evlerde yaşıyorlar.. Camileri bile ayrı. Bayramda Yunan adalarında tatile gidiyorlar.. Kam alıyorlar dünyadan.. Hayatlarında çile, hüzün yok. Haz var, zevk var, eğlence var, heyecan var.. Mütrefin bunlar.. Sahi bu sonradan görmelerle halimiz ne olacak.. Tamam, bunların sayısı çok değil ama, bunların sesi daha yüksek çıkıyor.. Bunlar öne geçiyor, bu tipler daha çok itibar görüyor sanki.. Bunu görelim ve tedbir alalım.. Bunlar ağaç kurdu, bunlar sırtımızdaki kambur.. Bunlar parazit. Aşağılık tipler bunlar.. İyi gün dostları bunlar, kara gün değil. Zor günde sizi satarlar.. Brütüs soyu bunlar.. Bunların sayısı çok değil, ama bir kere kovanın dibi delindi mi, su tutmaz.. Bunlar müfsit tiplerdir.. Bulundukları ortamı ifsat ederler.. Çocuklarınız artık dergahlara değil, NLP seminerlerine katılıyor, meditasyon yapıyor, yaşam koçları onlara yeryüzünde bir cennet ve ebedi bir hayat vaad ediyor, ağızlarının tadını kaçıran ölümü hatırlamak bile istemiyorlar. Güzellik salonlarından ve moda merkezlerinden çıkmıyorlar. Tıka basa yiyorlar sonra da zayıflamak için plates salonlarında spor merkezlerinde ömür tüketiyorlar.. Bu tiplerin artık psikolojik danışmanları olmasa sanki intihar edecekler ya da alkol, uyuşturucu kullanacaklar, sapıtacaklar.. Öyle bir çevreleri var. Çoğu üniversite mezunu. Dün bunların bir kısmı Gezi’deydi. Liberal takılıyorlar, çevreci geçiniyorlar. Dinlerinden çok vicdan sandıkları nefislerinin sesini dinliyorlar. Çile yok, zevkleri var.. Din dedikleri, kültür, gelenek gibi bir şey. Biraz ritüel, biraz ikon, biraz ezoterizm, ruh, insan, cin, keramet vs.. Muharrem’de aşura, Ramazan’da güllaç yemek gibi bir şey.. Sonuçta alameti farikaları, ayırt edici özellikleri kaybedilmiş bir din geliyor. Dine karşı bir din bu.. Herkes böyle değil. Ama yükselen akım bu. NLP, aile danışmanlığı, stres yönetimi, psikolojik danışmanlık, ipnoz, ruh çağırma seansları, etkili konuşma, başarı ve mutluluk, doğayla uyumlu yaşam derken uçup gidiyorsunuz.. Mistik ya da radikal bir din anlayışından yola çıkanlar da sonunda yine aynı kapıya çıkıyorlar.. Bu kirli oyuna karşı gençlerin de, ailelerinin de çok dikkatli olması gerek.. Basının, STK’ların da aynı şekilde dikkatli olmaları gerek… Selâm ve dua ile.”
Haber Merkezi - Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir okulda yaşanan silahlı saldırı olayının ardından Siverek’i İl…
Haber Merkezi – İYİ Parti Ankara Milletvekili Ahmet Eşref Fakıbaba, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde çeşitli ziyaretlerde…
Siverek ilçesinde yaşamını zorluklarla sürdürmeye çalışan yaklaşık on bin engelli kardeşimiz var. Her aileyi üç…
Haber: Cuma Sarı -Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde şarampole devrilen otomobildeki 1'i çocuk, 6 kişi yaralandı. Kaza,…
Haber: Yusuf Eyyüp Sarı – Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde asayişin sağlanması ve suçun önlenmesine yönelik “Huzur-63…
Haber: Cuma Sarı - Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde öğrencilerin katılımıyla renkli görüntülere sahne olan uçurtma şenliği…