
Gazeteciliğe başladığım günden bu yana uzun yıllar geçti. İlk günün heyecanıyla mesleğimi halen sürdürüyorum.
Gazeteciliğe başlarken bu mesleğin usta erbaplarının bile ekonomik sıkıntılar içinde olduğunu, bu işle karın doymadığını biliyordum. Bir şeyi daha iyi biliyordum, yerelde gazetecilik yapmanın insanlık adına verilen bir mücadele yolu olduğunu biliyordum.
Ateşten gömlekti bu coğrafyada gazetecilik yapmak. Kimseden bir beklentimiz olmamakla birlikte, sadece takdir edilmekti halktan beklentimiz.
Emeği ve alın teriyle yaşayan, yüreği memleket için çırpınan hiçbir insanla sorunumuz olmadı, bu insanlardan takdir aldığımız zaman daha bir coşkuyla sarıldık işimize.
Siverek adına çıkmıştık yola, o dönemde sayımız bu kadar fazla değildi, iki en fazla üç arkadaşla bu işi yürütmeye çalıştık.
İrfan Gazetesi hepimiz için bir okuldu. 93 yıldır Siverek’te yayın yapan İrfan Gazetesinin ‘Kıran olsa da kırıl, sakın eğilme’ ilkesine sadık kalarak kalemimizi Siverek’in aydınlık günleri için kullanmaya azmettik.
Görevimizi yaparken çok olumsuz olaylarla karşılaştık. Zaman zaman bilinçli olarak bazı kesimlere hedef gösterildik. Evlerimiz, iş yerlerimiz kurşunlandı. Belki görevimizi hakkıyla yerine getiremedik ama yılıp mücadelemizi de yarıda bırakıp kaçmadık. Usta Şair Ahmet Arif’in dediği gibi “terk etmedi sevdam beni.” Evet, hiçbir arkadaşım terk edip kaçmadı sevdasını.
Çünkü kaçmanın çok kolay olduğunu, geri dönüşün ise imkânsız olduğunu biliyorduk. Ve daha da önemlisi zor günlerde terk ettiğimiz bu topraklara, hangi yüzle döneceğimizi düşünüp katlandık o zorluklara.
Okumanın az olduğu bir coğrafyada, halkımızdan olağan üstü bir destek görmedik. Yerel basın bu coğrafyada küçümsendi. Oysa yerel basın ulusal basının lokomotifi durumundaydı. Yerel basının küçümsenmesinin tek nedeni yeterince okunmamak, kentine karşı sorumlu bilincin gelişmemesinden kaynaklanıyordu. Avrupa’da durum tam tersi yerel basının tirajı ulusal basının çok üstündeydi. Yeri gelmişken belirtmekte yarar görüyorum, yerel basının gücünü ve öneminin farkına varmayan sadece okumayan halkımız değildi, maalesef acıda olsa bir gerçek ki mürekkep yalayıp, konuşurken mangalda kül bırakmayan sözde aydınlarımız da yerel basının gücünü ve önemini bir türlü kavrayamadı.
Aydın kesim kendisinin yapacağı işleri bize yüklerken, yükümüze sırt vermedi. Bırakın bizi desteklemelerini emeğimizi çabamızı alkışlamaları bir yana, 25 kuruş verip gazeteyi bile satın almadılar. Bizi eleştirenlerin büyük bir kesimi basınla alakası olmayan, basını sadece sosyal medya sananlardan olmaları daha bir üzdü bizleri.
Çalışma şevkimizi kırmadık, aydınlık yarınlar için karınca misali yol aldığımız Siverek’in çocukları bir gün bizi anlayıp teşekkür edeceklerini biliyorduk.
Birilerinin emeğimizin alın terimizin ve en önemlisi Siverek sevdamızı anlayacaklarını bekliyorduk.
Cumartesi günü düzenlenen AK Parti İlçe danışma meclisine yazar kökenli AK Parti Şanlıurfa İl Başkan Yardımcısı Sevgili Cuma İçten konuk oldu.
Cuma kardeşimle birlikte Şanlıurfa’nın en etkin ve tarafsız gazetelerinden biri olan GAPGÜNDEMİ gazetesinde bir zamanlar yazı yazıyorduk. Gazetenin sahibi Veysel Polat ortak arkadaşımız olması nedeniyle Cuma İçten ile birkaç kez sohbetimiz olmuştu. Cuma gerçekten bir dava adamı soyadı gibi içten ve dost canlısı bir insandır.
Cuma içten kardeşim İlçe danışma meclisinde yaptığı konuşmada Siverek’te yerel basının nasıl çalıştığını, Siverek’i iyi bir şekilde tanıttığı için Siverek’te görev yapan arkadaşlarıma teşekkür etti.
Cuma kardeşimiz yıllardır basını yakından takip eden zaman zaman makale yazan biri olduğu için şahsen onun teşekkürü benim için çok önemliydi. Birileri her ne kadar Siverek basınını eleştirmeye devam etse de Cuma içten gibi bir dostun teşekkürü bana ve çalışma arkadaşlarıma güç vermiştir.
Boşuna dememişler, “Sezar’ın hakkı Sezar’a.” Bizim kimseden bir şey beklediğimiz yok. Sadece biraz vefa ve emeğin takdiridir.














