Bir insan baba olmadan babalığı anlamaz!..

Zaman insanlar için en büyük öğretici ustalarından sadece biridir. Zaman içinde yaşamımıza katkı sağlayacak, çevremizde o kadar ilginç olaylar yaşanıyor; birçoğumuz maalesef bundan ders alacağımız yerde, yaşama hırsı gözlerimize bir perde gibi inip gerçekleri görmemizi engelliyor.

Modern yaşam arzusu içinde olup geleneksel yaşam biçimini görmeyen toplumların en büyük kayıpları bence giderek yitirdikleri geleneksel aile bağlarıdır. Geleneksel aile bağları ve yaşantısı hakkında yüzlerce sayfa yazı yazabilirim.

Bugün Avrupa toplumunun bir çoğunda yitirilen yaşamın en değerli yanı geleneksel aile bağlarıdır.

Ülkemizin metropol kentlerinde gerek ekonomik nedenler, gerekse rahat ve yalnız bir yaşamı tercih eden gençler gün geçtikçe aileleriyle o güzelim geleneksel bağlarını kesiyorlar.

Türkiye’nin batısı ile doğusunu karşılaştırdığımız da en çok huzur evleri ülkenin batısında bulunuyor. Maalesef huzur evlerine sığınan insanların büyük kesimi okumuş, meslek ve kariyer sahibi insanların anne ve babaları bu huzur evine bırakılmış ayda yılda bir de olsa ziyaret edilmeyen bu insanlar çocukları için ömürlerini feda etmiştiler.

Babalık konusunda daha önce yazı yazmıştım. Özellikle her şeyin başı vefadır sadece babaya değil bize emek harcayan herkese vefa borcumuzu unutmasak sanırım hayat daha güzel olur.
Babalık ağır bir yükümlülüktür. Daha önceki yazılarımda babalığın bu kadar zor olduğunu bilseydim baba olmaya belki yanaşmazdım diye yazmıştım. Son on gün içinde yaşadığım süreç bu zorluğu bir kez daha bana hatırlattı. Kelimenin tam manasıyla on gün boyunca öldüm ve dirildim.

Babalık hakkında yazılacak çok şey var. İnternet ortamında bulduğum kime ait olduğunu bilmediğim bir hikâyeyi sizinle paylaşmak isterim. Ve şunu belirtmeden geçemeyeceğim (insan ne ekerse onu biçer.)

Evlendiğinden beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle sürekli tartışıyordu. Eşi babasını istemiyor ve onun evde bir fazlalık olduğunu düşünüyordu. Tartışmalar bazen inanılmaz boyutlara ulaşıyordu.

Yine böyle bir tartışma anında; eşi, bütün bağları kopardı ve “Ya ben giderim, ya da baban bu evde kalmayacak” diyerek rest çekti… Eşini kaybetmeyi göze alamazdı.
Babası yüzünden çıkan tartışmalar dışında mutlu bir yuvası, sevdiği ve kendini seven bir eşi ve birde çocukları vardı. Eşi için çok mücadele etmişti evliliği sırasında. Ailesini ikna etmek için çok uğraşmış ve çok sorunlarla karşılaşmıştı. Hala onu ölürcesine seviyordu.

Çaresizlik içinde ne yapacağını düşündü ve kendince bir çözüm yolu buldu. Yıllar önce avcılık merakı yüzünden kendisi için yaptırdığı kulübe tipi dağ evine götürecekti babasını. Haftada bir uğrayacak ve ihtiyacı neyse karşılayacak, böylelikle eşiyle de bu tür sorunlar yaşamayacaktı. Babasına lâzım olacak bütün malzemeleri hazırladıktan sonra yatalak babasını yatağından kaldırdı ve kucakladığı gibi arabaya attı.

Oğlu Can, – “Baba bende seninle gelmek istiyorum” diye ısrar edince onu da arabaya aldı ve birlikte yola koyuldular. Kara kışın tam ortalarıydı ve korkunç bir soğuk vardı. Kar ve tipi yüzünden yolu zor seçiyorlardı. Minik Can, sürekli babasına “Baba nereye gidiyoruz ?” diye soruyor ama cevap alamıyordu. Öte yandan; nereye götürüldüğünü anlayan yaşlı adamsa gizli gizli gözyaşı döküyor oğlu ve torununa belli etmemeye çalışıyordu.

Saatler süren zorlu yolculuktan sonra dağ evine ulaştılar. Epeydir buraya gelmemişti. Baraka tipindeki dağ evi artık çürümeye yüz tutmuş, tavan akıyordu. Barakanın bir köşesini temizledi hazırladı ve arabadan yüklendiği yatağı oraya itina ile serdi.  Sonra diğer malzemeleri taşıdı en son da babasını sırtlayarak yatağa yerleştirdi.

Tipi, adeta barakanın içinde hissediliyordu. Barakanın içinde fırtına vardı adeta. Çaresizlik içinde babasını izledi. Daha şimdiden üşümeye başlamıştı. Yarın yine gelir bir yorgan ve birkaç battaniye getiririm diye düşündü.

Öyle üzgündü ki, dünya başına göçüyor gibiydi. O, bu duygular içindeyken babası, yüreğine bıçak saplanmış gibiydi. Yıllarca emek verdiği oğlu tarafından bir barakaya terk ediliyordu. Gururu incinmişti, içi yanıyordu ama belli etmemeye çalışıyordu. Minik Can ise olanlara hiçbir anlam veremiyordu. Anlamsızca ama dedesinden ayrılacak olmanın vermiş olduğu üzüntüyle sadece seyrediyordu.

Artık gitme zamanıydı. Babasının yatağına eğildi, yanaklarını ve ellerini defalarca öptü. Beni affet der gibi sarıldı, kokladı. Artık ikisi de kendine hakim olamıyor ve hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Buna mecburum der gibi baktı babasının yüzüne ve Can’ın elini tutup hızla barakayı terk etti. Arabaya bindiler.

Can yola çıktıklarında ağlamaya başladı, neden dedemi o soğuk yerde bıraktın diye. Verecek hiçbir cevap bulamıyordu, annen böyle istiyor diyemiyordu.

Can: “Baba, sen yaşlandığında ben de seni buraya mı getireceğim?” diye sorunca dünyası başına yıkıldı. O sorunun yöneltilmesiyle birlikte deliler gibi geri çevirdi arabayı.

Barakaya ulaştığında “Beni affet baba.” diyerek babasının boynuna sarıldı. Baba oğul sıkı sıkı sarılmış çocuklar gibi hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı.

Oğlu: “Baba beni affet! Sana bu muameleyi yaptığım için beni affet!” diye hatasını belli ediyordu…

Babası oğlunun bu sözlerine en anlamlı cevabı veriyordu…

-“Geri geleceğini biliyordum yavrum. Ben babamı dağ başına atmadım ki, sen beni atasın… Beni bu dağda bırakamayacağını biliyordum.”

bir-insan-baba-olmadan-babaligi-anlamaz

  • Benzer Haberler

    “Vallahi hükümet kumarcıdır!”

    Yazımın başlığını attıran söz, bahis oyunlarında yaşamının büyük bir bölümünü enkaz altında bırakan bir gence ait.…

    Engellilerden ne haber?

    Engelliler Haftası, 10 Mayıs ile 16 Mayıs arasında Birleşmiş Milletlere üye 156 ülkede aynı tarihlerde kutlanan…

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Spor

    Siverek Belediyespor 3. lig yolunda final maçına hazır

    • Mayıs 23, 2026
    Siverek Belediyespor 3. lig yolunda final maçına hazır

    Siverek Belediyespor play-off finaline yükseldi

    • Mayıs 17, 2026
    Siverek Belediyespor play-off finaline yükseldi

    Filenin şampiyonu Siverek Spor Lisesi oldu

    • Mayıs 14, 2026
    Filenin şampiyonu Siverek Spor Lisesi oldu

    Siverek Belediyespor 3. lig yolunda ilk engeli aştı

    • Mayıs 9, 2026
    Siverek Belediyespor 3. lig yolunda ilk engeli aştı

    Siverek Belediyespor’dan kritik maç öncesi taraftara çağrı

    • Mayıs 8, 2026
    Siverek Belediyespor’dan kritik maç öncesi taraftara çağrı

    Akçakaleli Milli Sporcu Muhammed Bilal Okay Türkiye Şampiyonu Oldu

    • Nisan 13, 2026
    Akçakaleli Milli Sporcu Muhammed Bilal Okay Türkiye Şampiyonu Oldu

    DEPSAŞ Enerji ampute futbol takımı teknik direktörünü andı  

    • Nisan 12, 2026
    DEPSAŞ Enerji ampute futbol takımı teknik direktörünü andı  

    Depsaş Enerji sporcuları Türkiye şampiyonu oldu

    • Mart 6, 2026
    Depsaş Enerji sporcuları Türkiye şampiyonu oldu

    Siverek Belediyespor – Diyarbakırspor ile berabere kaldı

    • Aralık 14, 2025
    Siverek Belediyespor – Diyarbakırspor ile berabere kaldı

    Siverek Spor, yeni teknik kadroya emanet

    • Aralık 5, 2025
    Siverek Spor, yeni teknik kadroya emanet