
Bir kederin, acının, yaşamın umudun tasvircisi olarak insanlığın kalu beladan söylemcelerindeki modernizm üzerine inşa edilmiş kelam, insanın en derin duygularının ihtiyaçlarına karşılık olarak, ilkbaharın ağır havasındaki serinletici rüzgarın serinliğiyle, diyaelektiliğiyle ritüel kılındı, insanlığın varlığına kelam….
İnsanın ruhunu,yüreğini,beynini,angajmanını,dünyasını ekostik bir derinlikle etkilerken kelam…
“Dengbejler kelamın ustasıdır” der. Bilginler, dervişler, aristokratlar, yazarlar, şairler…
Bir erbanenin ezgisindeki hüzün ve acının sağıltılmış ilacı gibi,bir bağlamanın notaları gibi, gökyüzünün maviliği gibi, beş kuşağın hasretini çeken bir adamın yalnızlığı gibi….
İnsan ve insanlığın ayak bastığı ,ütopyalayabildiği her kurgu ve yaşanmışlık olduğu sürece kelam sanatındaki mihenklik, Fırat ve Dicle gibi akacaktır, insanlığın tanyerine …
“Ovidius’un Tristio eserinde; ben dünyanın öteki ucuna sürgün edilmiş muhacir, edebi kelamlarımla öcümü alacağım,sözcüklerimle ölümsüz hale geleceğim” diyen Ovidius kelamın ölümsüzleştiğini vurgulamıştır.
Dünyanın edebiyat yaşamına baktığımızda bir edebi eser,yapıt kelamın güzelliğiyle, edebiliğiyle ölümsüzleştirildiğini görürüz…
Paleolitik çağdan günümüze kadar devam eden bir kutsaliyetin varlığıdır, kelamın tizlenmiş kalıcılığı…
Susuz kalmış bir insan için bir yudumsu, aç kalmış bir insan için bir lokma ekmek ne kadar önemliyse,yaralı sözcükleri olan bir kişinin sözcüklerini canlandırması kadar da kelam önemlidir…
Kelam ancak kelamın yapı kurallarıyla biçimlendirilir. Modernizme edilmiş geleneklerin üzerine inşa edilerek bir bütünlük oluşturur.
Oba oba, şar şar, oymak oymak, dağ tepe, kaya demeden yüreğinin hikmetindeki suallerle evhamlanmış umudun tasvirindeki kahramandır, kelam…















Yüreği temiz dostumun nice şiirler,makaleler, yüreğe hitap eden sözcükleri bir araya getirmesi dileğiyle başarılarının devamını dilerim.