
-Acıyaman
Yazıma başlamada tüm okurlara ve takipçilerime bir özür borcum var! Deprem felaketinin ardından bir türlü yüreğim yaşama bir türlü ısınmadı!…
Depremin birinci günü Belediye Başkanı Ayşe Çakmak ile birlikte Adıyaman’da insanlığın ölümünü ve çaresizliğini yaşarken; elimiz kolumuz bağlı beş katlı bir binanın enkazının altında bir bebek inlemesi duydum. Şok olmuştum, hemen yanımda ki Belediye meclis üyesi Akif Gülel’e döndüm, “Bu enkazın altından bir bebek inlemesi duydum, bak sende o sesi duyuyor musun?” Çok değil bir iki dakika sonra Akif’in yüzünde acı, ölüm ve çaresizliğin fotoğrafı yansıdı yüzüme. Kelimeler boğazımızda düğümlendi.

Adıyaman benim için Acıyaman oldu. Günlerce kendime gelemedim. Değil yazı yazmak elimi yüzümü yıkamaya bile üşenir oldum. Birkaç gün sonra o acılı kentin, o ölüm kokan kentin insanlarına faydalı olmak için her Siverekli gibi bende yaralara merhem olmaya çalıştım.
Adıyaman benim için Acıyaman oldu. Günlerce kendime gelemedim. Değil yazı yazmak elimi yüzümü yıkamaya bile üşenir oldum. Birkaç gün sonra o acılı kentin, o ölüm kokan kentin insanlarına faydalı olmak için her Siverekli gibi bende yaralara merhem olmaya çalıştım.
Aradan aylar geçti. Yüreğimdeki Acıyaman, bir türlü Adıyaman olmadı.
Her şeye rağmen, ölümlere, bebeklerin canlı canlı enkaz altında ölümlerine rağmen hayat devam ediyor.
Yüreğimdeki umut ve umutsuzluğu bir kantarda tarttığım zaman, doğrusu umutsuzluk ve acılarım daha ağır geliyor. Sivereklilerin deyimiyle umut mıskal acı kantardır.
-Siverek’in il hakkı iade edilmeli
Bir solcu olarak bir sağcının iki dudağı arasındaki bir çift sözün bir gram da olsa bende, memleket adına yıllardır gasp edilmiş bir hakkı iadesi adına, bir kırıntı umut olacağı aklıma gelmezdi.
Siverek’in 1926 yılına kadar il olduğunu sanırım her Siverekli bilir. Yine her Siverekli bilir 1926 yılında İnönü hükümetinin çıkardığı Teşkilatı Mülkiye kanunuyla adeta cezalandırılarak ilçe yapıldı. O gün bu gündür Siverekliler tekrar il olmak için hep yüreklerinde umutlar yeşertiler. Sivereklilerin inatla canlı tutmak istedikleri umutları siyasetçilerin yalan tırpanlarıyla kanatıldı.
Yıllardır inadına il olma mücadelesini sürdüren başta değerli Ağabeyim Koçali Aymaz ve emeği geçen herkese memleket adına gösterdikleri çaba için teşekkür ediyorum.
Yıllardır siyasetçilerin il yalanlarının canlı tanığı olarak bu kez şahsen bende umutlandım.
Niye umutlandım? Bilindiği gibi geçtiğimiz yerel seçimlerde AK Parti, Türkiye’de sayılı büyükşehirleri CHP’ye kaptırdı.
Yaklaşan yerel seçimlerde kayıp edilen büyükşehirlerin alınması amacıyla bir proje geliştirildi. Bu proje MHP’nin projesidir. “Yüzüncü yılda yüz il projesi” MHP lideri Devlet Bahçeli bu projeyi partisinin grup toplantısında açıklamasıyla birlikte yıllardır il olmayı bekleyen İlçeler arasında bir umut oluşturdu.
Hakkıyla en çok heyecanlanan ilçelerin başında Siverek geliyordu.
Siverekliler defalarca “il oldunuz”’haberini duymalarına rağmen küçük bir heyecan olsa da birçok insan artık bu sözlere inanmıyor. Nasıl inansınlar ki defalarca aynı yalan. Siverek’te yalancılar için kullanılan bir deyim var; “yalancının evi yanmış kimse inanmamış” Bir vatandaş mahallede bağırıyormuş, “hahooo evim yandı!” Bu imdat çığlığıyla her vatandaş yardıma koşmuş ama bakmışlar ev yanmıyor. Sonunda yalancının yalanı tutmuş evi yanarak kül olmuş.
Ben şahsen Bahçeli’nin grup toplantısındaki konuşması sonrası ya olursa umuduyla olaya baktım. Birde adamlar kaşımıza gözümüze hayran oldukları için Siverek’i il yapmıyorlar, kendi ince siyasi mühendislik hesapları.
Geçtiğimiz gün SİVİL DER Başkanı Ayhan Ekinci ilçede faaliyet gösteren diğer STK başkanları ve gazetecilerle bir toplantı yaptı. Toplantının amacı; il davasına dikkat çekip hükümete şu mesajı vermekti; “Hükümet yetkilileri Siverek tek yürek burada ha aman bizi unutmayın!…”
Yeri gelmişken söyleyeyim; takipçilerimizin de dikkat çekmek amacıyla “buradayız” dememiz için ne biliriz bu konuda fikri olan yazsın.
Yazılacak çok şey var!…
Tekrar içimdekileri yazamadığım için; üzgünüm ama inanıyorum elbet bir gün yazacağım.
Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesine bağlanarak adeta köy yapıldık. Büyükşehir Belediyesinin hizmet ağı ilçemize yetmeyecek kadar az. Hizmet ve yaşam alanında yapılan haksızlıkları, keyfi uygulamaları yazacağım. Siverek’te yaşamı zorlaştıran koltuk sevdalılarını yazacağım. Urfa siyaseti içinde boğulan Siverek’i yazacağım. Üvey evlat muamelesi yapan beyaz Urfalıları yazacağım.
Yazıma son vermeden bir önerim olacak; bu seferde il davası hayal olursa ilk işimiz “Siverek’i köy yapma ve güzelleştirme derneği ” kuralım ve bu işe bir nokta koyalım.













