
Barışın ve kardeşliğin ne kadar değerli olduğunu, acı ve gözyaşının insan ve silah tüccarlarından başka, ben insanın diyen hiçbir kimseye yararının olmadığını bir kez daha gördük.
Ülkemizde yaşanan huzursuzluk ve kaos ortamı ülkemizin yaşamını her alanda olumsuz etkilemeye devam ediyor.
Yaşanan can kayıpları içimizi yakarken, maalesef koltuk sevdasında olanları, içinde ki kini kusmak için fırsat kollayan insanlıktan nasibini almamış, zalimlerin zalimliklerini sürdürmek için fırsat kolladığını sanırım aklı başında olan herkes görüyor..
Tüm olumsuzluklara rağmen; bu ülkenin insanlarının kan emici vampirlere fırsat bırakmayacağına inancım sonsuzdur, sekteye uğrasa da güvercinin kanadı yaralansa da, o güvercinin tekrar bu ülkenin bulutlarına kanat çırpacağına inanan tüm insanların, görüşü ne olursa olsun el ele verip hep beraber barış… Barış diye haykıracaklarına vampirlerin heveslerini kursaklarında bırakacaklarına inanıyorum.
Şunu sorgulamak istiyorum: Hangi koltuğun dersi insan dersinden daha kıymetlidir?Hangi ideal insan yaşamından daha değerlidir?.
Çok uzağa gitmeye gerek yok; yanı başımızda Ülkelerinde ki kardeş kavgasından kaçıp, deyim yerindeyse bizim insanlığımıza, merhametimize sığınan Suriyeli kardeşlerimizin yürek parçalayan halini hepiniz benim kadar görüyor ve biliyorsunuz. Allah aşkına hangi aklı başında ki insan Suriyelilerin durumuna düşmek ister.
Son birkaç gündür uykularım kaçıyor. Uykularımı kaçıran kişisel korkularım değil. Uykularımı kaçıran anaların bulutları ağlatan yağmur misali akan gözyaşlarıdır.
Savaşın yarattığı iki temel neden vardır. Ölüm ve yoksulluk. Maalesef hep yoksul emekçi çocukları ölüyor kardeş kavgasında. Her gün havalanan uçaklar, sadece dağları bombalamıyor, operasyonlarda harcanan ekonomi, aynı zamanda yapılması planlanan okulların, hastanelerin yapımını engelliyor. Nerden bakarsanız bakın yoksul halk yığınlarının sağlığı ve eğitimiyle de oynanmış oluyor.
Kaos ortamı insanın ekonomisini etkilediği kadar psikolojisini de olumsuz etkiliyor. Son birkaç gündür fısıltı gazetesinin Siverek’te yaydığı dedikodular üzerine akşam saatlerinden sonra iş yerlerinin çoğu erken saatlerde kapanırken, kıraathanelerde, parklarda bulunan insan sayısı her geçen gün biraz daha azalıyor. İşin dedikodusu bile anne ve babaları tedirgin etmeye yetiyor.
Yazılacak şok şey var. Eminim ki yazdıklarımdan rahatsız olacak dumanlı günleri bekleyen kurtlar vardır. Olsun; susmak barışı savunmamak bu kurtların pusulu günlerine hizmet edecektir. Onun için diyorum ki: Yıllardır savaşın acılarını hep beraber yaşadık, gelin tüm kinimizi çıkarımızı, öfkemizi, toprağa gömelim. Yazıktır günahtır her gün ayrı bir yerde evlatlarımızı toprağa veriyoruz..
Bu ülkeyi yöneten Cumhurbaşkanından muhtarına kadar her kesi, kardeş kavgasına son verilmesi ve barışın inşası için çaba sarf etmeye davet ediyorum.
Güzel ülkemin dağlarına, ovalarında kurşun ve bomba sesleri yakışmıyor. Bu ülke hepimizin gelin el ele verelim halaya duralım kardeşlik türküleri eşliğinde..














