09.11.2026 | 00:41 | SİVEREK
☀ Siverek Hava Durumu
Reklam Alanı Reklam Alanı
Siverek

Bayram gelmiş neyimize?

Birçoğunuz inanıyorum ki benimle aynı duyguları paylaşıyorsunuz. Benim yaş kuşağımda olanların sesini duyar gibiyim ‘He vallahi bayram bizim neyimize?’ Acılarımız ve hüzünlerimiz çocukluğumuzun yoksulluğuyla başlar.

Birçok bayram yeni bir elbiseye, yeni bir ayakkabıya hasret geçerdi. Birçoğumuz zengin akrabalarımızın, komşularımızın elbiselerini küçültüp giyerdik. İşler yaver gitmişse alınmışsa naylon çankallı bir ayakkabı, başucumuzda sabahlardık o ayakkabıyla.

Bayram sabahını sabırsızlıkla beklerdik. Çocuktuk; dünyanın pisliklerinden, dost ihanetlerinden, kalleşliklerden bihaberdik. Umutla öptüğümüz ellerden beklediğimiz ya bir şeker ya da bir bahşişti. El öpmek için yarışırdık tanıdık, tanımadık tüm elleri öperdik bayramın sevinci ve alacağımız bahşişin hatırına.

Önce yoksulluklar aldı bayram sevinçlerimizi. Okuyanı azdı bizim kuşağın, okumayanlarımız altın bileziği elde etsin diye bir esnafa çırak verildi. Bizim sokaktan birçok meslek dalında arkadaşım vardı, bayramlarda en çok mahallede kurulan tahtadan leylilerin yanında beklerdik. Evlerimizde ütü olmadığı için kalıp tutsun diye döşek altına serdiğimiz pantolonları giyip bir iki damla limonla saçlarımızı zorla şekil verip ergenliğimizin tüm şaklabanlıklarıyla leyliye gelen kızların gözüne girmeye çalışırdık. Durumun farkına varan leylici kadınların hışmına uğrayıp uzaklaşırdık.

Yoksulluk ve şansızlıklar yakamızı bırakmadı. Birçok arkadaşım 1980 askeri darbesiyle birlikte yıllarca sevdiklerinden uzak, taş duvarlar arasında geçirdi ömrünün en güzel bayramlarını ve gökyüzüne el sallayarak uğurladı bayramları.

Yaşadığım acıları, yoksullukları sevdiklerimiz yaşamasın diye; sevginin hamalı olduk. Her bayram çalıştık çabaladık, sevdiklerimizin gülümsemeleri adına çoğu zaman acılarımızı, yalnızlıklarımızı üç günlük sevince kurban ettik. Adı üstünde bayram içimiz kan ağlarken bile değme tiyatroculara taş çıkartan sahte gülümsemelerle, gülücükler gönderdik çocuklar.

Bizim kuşak;  büyüdükçe öğrendikçe acılarımız çoğalmaya başladı. Hümanizm yüreğimizde yuva yapmışken, artık gülümseyemiyoruz bayramlara…

Nasıl gülümseyelim? Yanı başımız da bayramı sabırsızlıkla bekleyip yaşamaya çalışan Ortadoğulu çocukların parçalamış bedenleri gözlerimizin önündeyken, hangi yürek sevinciyle çocuklarımıza sarılıp ‘Bayramın kutlu olsun” diyebileceğiz. Onlarca yaşıtı şeker yemeden ölümü tadarken, hangimizin gözleri çocuklarımızın bayram sevincine tanıklık yapabilir?

Bu gün bir arkadaşımla beraber Suriyeli mülteci bir aileyi ziyaret ettik. Sevgili dostlarımızın sağladığı yardımları onlara ulaştırmaya çalıştık.

Çocukların babasına sordum Başka bir ihtiyacınız var mı? Adam önce söyleyip söylememek arasında bocaladı. Sonra utanarak ‘hiçbir ihtiyacımız kalmadı, ben Suriye’deyken her bayram çocuklara bayram şekeri alırdım, şimdi benden bayram şekeri istiyorlar, getirebilseniz?’ Getireceğimi belirtince Suriyeli baba çocuklarının istediği şekeri bulduğu için çocuklarından daha çok sevindi.

Çocuklar belki neden ülkelerinden kaçtıklarını bilmiyorlardı. Babaları onlar şeker yiyebilsin diye vatanlarından onları alıp gelmişti.

Nede olsa çocuk yüreği ve bir gün sonra bayramdı. Onlar vatanlarından çok şeker istiyorlardı.

Suriyeli baba ülkesinde ki bayramları anlatınca gözleri dolamaya başladı. Nemlenen gözlerini benden kaçırıyordu. Yarım kalmıştı bayram sevinçleri. Bu hayırlı günde belki de memleket hasreti ağır basıp gözlerini nemlendirdi.

Evet, bizim kuşak adam gibi bayramları yaşayamadı. Bir gün sonra bayramı hangi sevinçle kutlayacağız?  Yanı başımızda çocuklar ölürken Filistin’de siyonizmin vahşeti yaşanırken, çocukların ölüm çığlıkları tüm sevinçlerimizi gölgelerken, bayram bizim neyimize…

bayram-gelmis-neyimize

Reklam