
Bazen; erken veda etmek lazım. Zamanında bırakmak gerekir bazı şeyleri, silmek gerek içindeki hüzünlü sözcükleri, bir dilenciye sadaka verir gibi içten vermeli toprağa içindeki kini öfkeyi…
Sonradan yaşanacak pişmanlıkların ağır olmaması, kişileri incitmemesi adına yarana alın terini basacaksın tuz niyetine….
Erken veda etmeli bir şehir uykudayken, öyle bir veda olmalı ki sizi sızlatıp ağlatanlar bile “vah malamın erkendi” deyip gözyaşlarıyla size el sallamalı. Size yaptıkları kötülükleri hatırlamalı insanlar, vicdanıyla baş başa kaldıklarında “değmedi üç günlük dünya için, değmedi bir makam mevki için yaşattığım acılar” demeli ve pişmanlıklar rüzgârlarında savrulup, ağzı sütten yanan çoban misali yoğurdu üfleyerek yemeli, size yaşattığı acıları başkalarına yaşatmamasını öğrenmeli erken veda edişinizle…
Erken veda etmeli kadim şehirlere değil, kadim şehrin içinde yaşayan kadimsizliklere vefasızlara erken veda etmeli. Şehir dimdik ayaktayken veda edişinize kadim şehrin taş duvarları, kaldırımları ağlarken, asıl veda edeceğin insanlar vefasızlık uykusundayken, Koçali Baba türbesinde ölmüş tüm iyi insanların ruhuna bir Fatiha vererek, gül dalından bir gülü koklayarak uğruna horlandığınız ezildiğiniz, anaç duygular beslediğiniz bu şehrin kokusunu gül kokusuna katarak veda etmeli tez elden…
Kızgınlık yakışmaz size, bir şehrin tüm mahallelerine küserek erken veda etmenize gerek yok! Siz bu şehri bir ev, kendinizi de bir baba görmüşsünüz. Babalar küsmez, babaları kırsanız da aydınlık yarınları uğruna hırpaladığınız o babacan yürekler veda ediyorsa, bu şehrin namuslu ve masum çocuklarına veda etmiyor…
Erken veda etmek lazım. Şehir uykudayken, şehir zalimlere teslim olmadan veda etmek gerek. Veda etmeden kadim Siverek kalesine çıkıp kutsal türbeleri aydınlatan birer mumu andıran tan yerinin ışıklarıyla karışan ışıklarına son kez bakarken.
Simitçi ve tatlıcı çocukların o şiirin sesleri “taze simit, taze tatlı bal hurması yeni çıktı” seslerini duymadan veda etmek gerekir.
O sesler size yalvaran bir sevgilinin, öz evladınızın “gitme baba bırakma bizi “ seslerinden farksızdır sizin için… Yenilirsiniz duygularınıza, vazgeçersiniz vedalaşmaktan, en iyisi uğruna savaştığınız bu kadim şehir ve çocuklar uyanmadan illaki çocuklar uyanmadan baba memleketi, ana toprağına gözyaşlarınızla son bir kez el sallayıp erken veda etmek gerek…
Gidişiniz çocukları, mazlumları, sizi yürekten seven bir avuç insanı gözyaşlarında boğacak.. Fakat sizin asıl amacınız bir koltuk sevdası uğruna, tüm iyi niyetinize kuşkuyla bakan, üç beş kuruş kazanmak uğruna sizi eski bir eşya gibi ucuzuna satan, dost bildiklerinizin paslı hançerleriyle yaralayıp bırakırken ve daha niceleri…
Erken veda edişinizin tek sebebi var, o yüreksizleri onurlu bir eylemle utandırmaktır.
Unutmayın her intihar acizlik değil… Onuru, haysiyeti kurtarmanın bedeli erken veda etmekse biz veda etmesini de biliriz…
Ama zamanı geldiğinde…














