Sevgili dostlar; bazı eylemler vardır ki maddi değerinden çok manevi değeriyle algılayıp yorumlamak gerekiyor.
Siverek Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (SİYAR-DER) ile Eğitim Bir-Sen sendikasıyla birlikte başlattıkları ‘Kardeşlerimiz Üşümesin’ kampanyası kapsamında onlarca yoksul kardeşimize soba desteği sağlanmaya başlandı, kampanya devam ediyor.
Öncelikle kampanyaya destek veren tüm öğretmenlere, öğrencilere ve bazı sivil toplum kuruluşunun değerli başkanlarına teşekkür etmek istiyorum.
SİYAR-DER olarak geçen yılda böyle bir kampanya başlatmıştık. Geçen yıl başlattığımız kampanyaya Eğitim Bir-Sen ile Siverek Belediye başkanlığının katkısıyla başta Suriyeli muhacir kardeşlerimiz olmak üzere onlarca insana soba yardımı yapmıştık.
Eğitim Bir-Sen’in çabalarıyla Yusuf Sami Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi öğretmenleri ve öğrencileri ‘Kardeşlerimiz Üşümesin’ kampanyasına 20 sobanın yanında birde ihtiyaç sahibi kardeşlerimiz için 20 gıda paketiyle kampanyaya anlam kazandırdılar. ‘Kardeşlerimiz Üşümesin’ kampanyası devam ediyor.
Buraya yazdığım her şey normal aslında, bir makaleye konu olabilecek derecede belki bazıları için önemli değil. Fakat iyilik hareketinin bireylerinin artması hayır yapmak isteyenlerin sayısını çoğaltmak, yoksulluk ve yalnızlık duygusundan ihtiyaç sahiplerini uzaklaştırmak, toplumsal duyarlılık ve kardeşliği pekiştirmesi açısından bu tür iyilik hareketlerini yazmak, haberleştirmesini önemli olduğuna inanıyorum. Tabi bu iyilik hareketini yaparken hiç kimseyi rencide etmemeye de bir o kadar özen gösterilmesi gerekiyor.
Kampanyanın başlamasının ardından bire bir yaşadığım bir olayı sizlerle paylaşmak isterken, asıl hedefimin bu türden kampanyaların toplumda nasıl bir duyarlılık oluşturduğuna dikkat çekmektir.
Lise bire giden oğlum Osman Serhat, heyecanla yanıma gelerek “Baba bana okul harçlığından ayrı 3 TL vermen lazım, biz bir soba kampanyası başlattık.” Ne soba kampanyası Osman demeden, Osman iyi bir şey yapmanın heyecanıyla kendince anlatıyor: “Baba hani öğretmenlerin bir sendikası var ya (Eğitim Bir-Sen’den söz ediyor) o sendika okulda böyle bir çalışma başlatmış, öğretmenimiz de isteğe bağlı olarak katkı sunmak isteyenler kendi aralarında para toplasın, ben ve arkadaşlarım bir gurup oluşturduk kişi başı 3 TL vereceğiz” dedi.
Osman’ın anlatımlarından o kadar keyif aldım ki anlatamam. Osman paylaşımcı yufka yürekli biri olmasına rağmen ben Osman’a desem 3 TL ver kampanyaya katkı sunalım o parayı bana vermezdi. Arkadaşlarıyla birlikte oluşturdukları gurup sayesinde kendileri iyilik hareketinin neferi olmak istemişler.
Bak dedim Osman ağam; eğer iyilik yapacaksan benden isteme. Ben kendim gider kampanyaya destek veririm, benim paramla olmaz bu iş, bu işin asıl kaynağı ne biliyor musun? Meraklı ve heyecanlı gözlerle bana bakan Osman ağaya: Baka kardeşim sen o yardım parasını sana verilen okul harçlığını harcamadan direk sobanın bir borusuna yatıracaksın ancak o zaman hayır yapmış olur ve iyilik hareketinin genç neferi olabilirsin.
Osman’ın durumundan şunu çıkardım: Biz bu iyilik hareketlerine devam eder, toplumun her katmanına yayarsak ancak o zaman sevgi, paylaşım ve kardeşlik köprüsünü kurabiliriz.
İyilik hareketinin dili, dini, ideolojisi sorgulanmaz. Sömürü sistemine kafa tutmanın bir diğer yolu aç ve perişan insanlara destek verip yaşam savaşlarına ortak olmaktan geçtiğine inanıyorum.




Yorumlar
Bu haber hakkındaki düşüncelerinizi ilk paylaşan siz olun.
Yorumunuzu Yazın
Görüşlerinizi bizimle paylaşın.