Geriye bir dön bak hele!

Evet, ilk konuşması bu oldu. Yorgundu, gözaltlarında küçük bir tepecik misali duran morluklar, sakallarına düşmüş aklar, dermansız kalmış dizleriyle zor duruyordu ayakta.

Geriye dön bir bak hele; henüz 16 yaşındanken düzene, zulme başkaldırmak için çalıştığı demirci dükkânında bir eyvallah demeden çekip giden bu adam neden halen dön bir bak geriye diyor?

Ben geriye dönüp baktığımda demirciler çarşısındaki yaşamı görüyordum. Yoksul bir ailenin çocuğu olarak ilk çıraklığa başladığım ustam Ramazan Baran’ın tok sesinin üçlü çekiç salladığım günleri görüyorum.

Ben geriye dönüp baktığımda demirciler çarşısındaki yaşamı görüyordum. Yoksul bir ailenin çocuğu olarak ilk çıraklığa başladığım ustam Ramazan Baran’ın tok sesinin üçlü çekiç salladığım günleri görüyorum. Ermeni asılı Kirkor usta (sonra da Ahmet) adını vermelerine rağmen tüm çarşı esnafı ona Ahmet ismini verenlere inat Kirkor ismiyle hitap ediyor, şakalaşıp gülüşleri örse çekiç sallayan seslerle bütünleşip ses kardeşliğini oluşturuyordu.

Tek hayalim iyi bir usta olup kendime küçük bir dükkân açmaktı. Kazandığım helal parayla evime iki ekmek götürmekti. Öyle süslü, sevdalı hayallerim yoktu. Ne kadar dönüp baksam aynı siyah beyaz fotoğraftı. Yani kendim için gördüğüm, kendi varlığımı sürdürecek çabaydı. Emek ve alın teri bir lokma ekmekten yanaydı tüm yaşam hikâyemiz.

Sen geriye dön bir bak, anlat hikâyeni dedim. Aslında yaşam hikâyesini iyi biliyordum. Demirciler çarşısında, Demircilikten devrimciliğe uzayan bir yaşam hikâyesinin en yakın tanığıydım. Bizden çok farklıydı. Hafta sonları biz esnaf kıraathanelerinde oyun oynayıp zaman tüketirken o, üçgen parkta sosyalist gençlerle bir araya geliyordu. Birlikte çalışıyorduk. Bir lokma ekmek uğruna, o bize “bu düzen böyle gitmez, hak eden elbet bir gün hak ettiğini elde edecek” diyordu.

Uzun bir aradan sonra bir araya gelebildik. Gözlerindeki yorgunluk, bitkinliği görmek içinde yaşanan fırtınaları anlamak için ruh doktoru olmaya gerek yoktu. 

Dedim sen geriye dön bir anlat hele,

Neyi anlatayım? Sosyalizm umudumu mu? Tüm çocukların kardeşçe el ele söyleyecek şarkılarının sözlerini mi? Deniz Gezmiş’e özenip yeşil parkeyle nasıl sert rüzgârlara karşı geldiğimi mi? 16 yaşında bir gencin sorgularda nasıl işkence gördüğünü mü? Dünyanın en kötü hapishanesi olan Diyarbakır zindanında destan yazan yiğitleri mi?

Yoksa gözümüzde, yüreğimizde kahraman olanların bir somun ekmeğe nasıl satıldıklarını mı? Tüm umutlarını yitirmiş, dünyayı değiştirmeye çalışırken koşulların yenilgisine kapılıp yalnızlaşan kendisi anılmayan insanlar için çabalayan sevgisine karşılık sevgisizlikle karşılık veren insanların benciliğini mi?

Demedim hele dön bir geriye anlat, o, musluğu açılan bir su misali, bazen kedisine lanet ediyor, emeğiyle, alın teriyle ruhuyla uğruna mücadele verdiği insanların kendisini anlamadığından yakınıyordu.

“Ne kadar zor olduğunu yaşayan biliyor. Dünyayı değiştirmeye çalışırken karşı çıktığın bir yaşamın içinde açık hapishaneye dönüşen yaşamın içinde, bırak dünyayı değiştirmeye yanı başında duran insanlara kendini anlatamama, çabası ve namussuz, düzenbaz olmamak adına verdiğin insanüstü çabayı görmeyenler uğruna savaştıkların olunca daha bir acı veriyor hayat sana. Yitiriyor tılsımın yaşamı. Ölüm nazlı bir gelin gibi geliyor sana.

Neydim ne olacağım dememeli insan, uğruna öleceği insanlar azar azar öldürüyorsa seni, bu bencil ve çıkarıcı yaşam dedikleri aslında insanlıkla alakası olmayan her gün ihanetlerin yaşandığı bu toplumda tüm insanlık adına ölümü seçerken şimdi sahte insan ve onların dayattığı yaşamdan kaçmak adına yalnızlıklara sığınıyorsun. Bitmişlik sendromunun ta ortasında bağdaş kurdurmuş sana o çok sevdiğin güvendiğin insanlar.

Geriye bir dön bak hele diyorsun. “Bakıyorum, geçmişin acılarından yaşamını işkence hanesinden anlatılacak, yazılacak çok şey var. Var elbette bizim de kusurlarımız var ama hiçbir zaman ölümden yana olmadık, hep dilimizde barış ve kardeşlik şiirleri oldu.”

Dönüp bakacağım ve inan sana yaşanmış bir roman armağan edeceğim geriye dönüp baktığım yıllara…

Benzer Haberler

Güle güle güzel insan

Bazı ölümleri yazmak gerçekten zordur. Hiçbir kan bağınız yoktur ama can olmuşsunuzdur. Zor bir coğrafyada halk…

Temizlik bilinci ve biz

Değerli okurlar, şehrimizdeki kamu kurumları çalışanları görevini düzgün bir şekilde yapmasa da bazı eksikliklerin bizlerden kaynaklı…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Spor

Akçakaleli Milli Sporcu Muhammed Bilal Okay Türkiye Şampiyonu Oldu

  • Nisan 13, 2026
Akçakaleli Milli Sporcu Muhammed Bilal Okay Türkiye Şampiyonu Oldu

DEPSAŞ Enerji ampute futbol takımı teknik direktörünü andı  

  • Nisan 12, 2026
DEPSAŞ Enerji ampute futbol takımı teknik direktörünü andı  

Depsaş Enerji sporcuları Türkiye şampiyonu oldu

  • Mart 6, 2026
Depsaş Enerji sporcuları Türkiye şampiyonu oldu

Siverek Belediyespor – Diyarbakırspor ile berabere kaldı

  • Aralık 14, 2025
Siverek Belediyespor – Diyarbakırspor ile berabere kaldı

Siverek Spor, yeni teknik kadroya emanet

  • Aralık 5, 2025
Siverek Spor, yeni teknik kadroya emanet

Siverek Belediyespor 3 puanı hanesine yazdırdı

  • Kasım 30, 2025
Siverek Belediyespor 3 puanı hanesine yazdırdı

Siverek Belediyespor – Kahta 02 Spor ile berabere kaldı

  • Kasım 9, 2025
Siverek Belediyespor – Kahta 02 Spor ile berabere kaldı

Siverek Belediyespor sezona 3 puanla başladı

  • Ekim 12, 2025
Siverek Belediyespor sezona 3 puanla başladı

Bilek Güreşinde DEPSAŞ Enerji Rüzgarı

  • Eylül 25, 2025
Bilek Güreşinde DEPSAŞ Enerji Rüzgarı

Siverekspor FK’nin yeni başkanı Dalaman oldu

  • Ağustos 22, 2025
Siverekspor FK’nin yeni başkanı Dalaman oldu