Her yıl aynı sorun, ben gazeteciliğe başladığımda da değişmeyen haberlerimizin başında ırgat çocukların eğitim yaşamlarındaki yaşanan dramlar haber konusuydu bizim için.
Aradan yıllar geçti, yeni pamuk tarlaları yeni ırgatlar oluştu. Irgat çocukların yaşamlarında değişen bir şey yok!
Eğitimimizin genel anlamda sancılı yanları çok. Irgat çocukların sorunu sadece Siverek’te değil, Güneydoğu Anadolu coğrafyasında yani diğer bir adıyla bereketli hilalin çocuklarının sorunu.
Birileri kader diye yoksulluğun gömleğini giydirmiş ırgat çocuklarının sırtına, o çocukların babaları, dedeleri de o gömlekten giymişlerdi.
Şöyle geriye bir dönüp baktığımıza, günümüzün çocukları babalarından dedelerinden biraz daha şanslı. Hızla gelişen iletişim araçları ve eğitime teşvik, yani şartlı eğitim yardımları sayesinde çocuğunu okula gönderme bilinci günümüzde daha bir gelişmiş.
Türkiye’deki milli eğitimi sorgulamayacağım. Zira eğitimin millisi yok denecek kadar milli eğitimin genel anlamda durumu devenin fiziksel durumuna benziyor. Sürekli Bakanlar değişiyor, her gelen bakan kendisine göre bir sistem geliştiriyor. Hal böyle olunca milli eğitimin milliliği kalmıyor, sadece Bakanlığı devrede kalıyor.
Eğitimde fırsat eşitliği sağlanmadığı için en zeki çocuklar bile yoksulluğun ve yokluğun çemberi içinde eriyip gidecek, yeni ırgatlar kervanına katılacaklar.
Siverek’te sanayi yok denecek kadar azdır. İnsanların bir kısmı tarımsal alanlarda üretim yaparak geçimlerini sağlarken bir kısmı da hayvancılık yaparak yaşamlarını idame ediyor. Siverek’te işsizlik oranı Türkiye ortalamasının çok üstünde. Düzenli iş bulanlar ise bir kişi çalışıp bazen 8 kişiye bakmak zorunda kalıyor.
Son yıllarda zorunlu eğitim yasası kapsamında özellikle kız çocukları 8 yılık eğitimlerinin ardından ya ev işlerine yardım etmek yâda evlendirilmek zorunda bırakılıyor. Özellikle bu durum kırsal alanda daha çok yaşanıyor. Liseye devam edecek kız çocukları yurt olmadığı için, kızını okutmak isteyen yoksul aileler şehir merkezinde ev kiralayamıyor. Çocuklarının eğitimlerini zorunlu olarak yarıda bırakmak zorunda kalıyor. Özellikle toplumumuz kız çocuklarına karşı olan hassasiyeti dikkate alındığında durum daha da iyi anlaşılacak. Devlet bu çocuklara eğitimde fırsat eşitliği sunmadığı sürece, eğitimde kızlarımız adına durumun daha vahim olduğunu anlarız.
Irgat çocukların kaderi hiç değişmedi, okulun tatil edilmesine bir veya iki ay kala aileler okullara dilekçe verip kendi çocuklarını çalışmaya götürüyor. Yine yeni bir ders yılı zilinin çalınması ırgat çocuklar için çokta önemli değil. Zilden sonra ancak birkaç ay sonra okula dönebiliyor, ders ve okula adapte olana kadar eğitimleri ziyan oluyor.
Bu ülkenin çocukları belki ana rahminden dünyaya eşit geliyorlar, ilk çığlıkları aynı olsa da yaşamları eşit değil…
Yoksulluk kader olarak çocuklarımızın sırtına giydirildiği müddetçe hayatın adı onlar için iki kere iki dört etmeyecek…




Yorumlar
Bu haber hakkındaki düşüncelerinizi ilk paylaşan siz olun.
Yorumunuzu Yazın
Görüşlerinizi bizimle paylaşın.