
Siverek’te yaşayan vatandaşların hükümet yetkililerinden, vekillerden ve yerel yöneticilerden birden çok beklentileri vardır.
Yüzlerce Siverekliye sorduğumuzda, en büyük beklentilerinin ellerinden alınan il hakkının tekrar iade edilmesi olduğunu görüyoruz. Sivereklilerin bazıları buna o kadar inanmış ki; il olduğunda ilçe yönetiminden kaynaklanan birçok sorunun kendiliğinden çözüleceğine inanıyor.
Bazıları ise yıllardan beridir verilen il sözünün bir yalan vaatler dizisi olduğuna inanıyor. Hani şu “Yalan Rüzgârı” dizisinde olduğu gibi…
Yollarımız harap. Yirmi birinci asrın çeyreğindeyiz; bazı kırsal mahallelerin yollarına gerçek hizmet yapılmamış!
Bırakın kırsalı; ilçe merkezinde yaşayan onlarca araç sahibi, başta araç lastikleri olmak üzere birçok arızanın bozuk yollardan kaynaklandığını belirtiyor. Yani Sivereklilerin yol hikâyeleri, Leyla ile Mecnun’un hikâyesinden daha dramatik ve daha eski.

Kısaca, deveye sorulan soru misalindeki gibi, doğru yanımız çok az. Bizi doğruya, medeniyete götürecek yollarımız Roma dönemindeki yollardan beter.
Organize sanayinin su sorunu yılan hikâyesine dönmüş. Sadece su sorunu değil, doğal gazdan kaynaklı sorunlar da cabası. Bunu bana söyleyen bir arkadaşa, espri olsun diye, “Ya senin fabrikan mı var?” sorusunu yönelttiğimde aldığım cevap beni mutlu etti:
“Ya vallahi böyle dediğine üzüldüm. Fabrikalar devreye girdiğinde birçok insan iş imkânı bulacak. İlla ki benim fabrikam mı olacak?”
Kısaca, deveye sorulan soru misalindeki gibi, doğru yanımız çok az. Bizi doğruya, medeniyete götürecek yollarımız Roma dönemindeki yollardan beter.
Öğretmen evine ihtiyacımız var. Modern öğretmen evi müjdesi verildi, çok sevindik. Bu güne kadar bir türlü bu müjdeli hayal gerçeğe dönüşmedi.
Yıllardan beri Siverek Meydanı hayalimiz var. Bu hayalimiz ne zaman gerçeğe dönüşecek? Belli değil. Proje çok, hayal kurmak beleş…
Birçok proje rüyası var. Hayat bulduğunda elbet güzel olacak. Ondan önce vatandaşların büyük bir kısmı, fikir birliği etmişçesine:
“En iyisi yetkililer yollarımızı güzelleştirsin, bir tas suya hasret köylerime bir bidon su verilsin.”
O kadar çözüm bekleyen sorun var ki büyük projelere inanmak istiyoruz. Fakat “Yol medeniyettir” diyen bir hükümet veya belediye yolda kalıyorsa, vatandaşları büyük projelere inandırması biraz güç.
İnşallah yanılan biz oluruz. İnşallah yapılan projeler hayali olmaz. Ama ben söyleyeyim; bizim halkımız bir tas temiz su, birkaç kilometre temiz yol ister. Büyük projeleri pek sorgulayamıyor ve inanmıyor.
Yıllardır hayalimiz olan öğrenci yurdu yapılıyor. Yıllardır “Aman havar!” diyerek bağırdığımız Kadın, Doğum ve Çocuk Hastanesi’nin temeli için de ciddi bir çalışma var.
Bu hizmetleri, yeni projeleri vatandaşlara anlatmak istiyorum. Onlar ise inadına:
“Ya boşversene abim, çevre yolu hâlâ hayal. Taksici Metin bir günde iki kez lastik patlatmış bozuk yollar yüzünden. Basit hizmetleri yapamayanlar projeleri nasıl bitirecekler?”
Bir Siverekli beklentisini yaşadığı bir olayla anlatıyor:
“Benim eşim saat 02.00’de rahatsızlandı. Arabam yok. Bende olan taksici numaralarını arıyorum, kimse telefonuma cevap vermiyor. Eşim sancılar içinde sabahladı. Devlet Hastanesi çok uzak. Diyorum ki; Siverek Devlet Hastanesi’nin aciline benzer bir yeri merkezde, arabası olmayan, parası olmayanlar için küçük bir ayakta tedavi merkezi kuramazlar mı?”
Ben kendisine dedim ki:
“Yazarım ama kuracaklarını sanmıyorum.”
Beklentilerin tümünü yazarsak buradan Şam’a yol olur. Ben dilimin döndüğünce yazdım. Sizler de yazıma yorumlarınızı ekleyerek beklentilerinizi paylaşabilirsiniz…













